Bizhaberiz Bağımsız Haber Portalı  
ANA SAYFABİZHABERİZREKLAM
   
BİR HAC HİKÂYESİ
İÇERİK
BAŞLIKLAR

YOL HİKÂYELERİ - 1

BİR HAC HİKÂYESİ

Saim TOKAÇOĞLU

90'lı yıllarda başlıyor hikâyemiz. Öncelikle belirtelim ki üzerine alınanlar, gücenenler olmasın. Zaman farklı olsa da mekân, mekân farklı olsa da hikâyeler benzerlik gösterebilir. Bu hikâyeye konu edilen şirketler, kişiler, olaylar "külliyen hayalî"dir. Yıllar geçer, insanlar değişir, "yeni girişimciler" boy gösterir gazete sayfalarında, tarih tekerrür eder ve hikâyeler yine benzerlik gösterir. Umarız bir gün insanlar yaşadıklarından, okuduklarından ders çıkarmayı öğrenir, birkaç yılda bir benzer hikâyelerin kahramanı olmaktan kurtulurlar bu topraklar üzerinde.

Hikâye bu ya, 90'ların başları yaşanmaktadır henüz. Tek kanallı TV dönemi bitmiş, özel kanallar yayına başlamış, bir özgürlük türküsüdür dillenmeye başlamıştır yöneticilerin prenslerinin dillerinde. "Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler"in gereğini yerine getirmekte, sınırsızca "yatırım" yapmaktadırlar. İşte o sınır tanımayanlardan Bülent, ayakları yere basmasa da pembe hayaller kurmakta, hayalleri gibi uçsuz bucaksız yatırımlar yapmaktadır. Uzatır ayaklarını, ellerini başının arkasında birleştirir, gözlerini kapatır ve başlar yatırımlara. Hayalinde patron koltuğundadır Bülent. Hac turizminden turistik gezilere, sağlık turizminden şehirlerarası VIP yolcu taşımacılığına, o güne kadar hiçbir firmanın başaramadığı kalitede, hizmette kusur etmeyen dev bir şirketin patron koltuğudur oturduğu. Hacı adayı teyzeleri, amcaları şirketinin logosunu taşıyan yolcu uçaklarına, dev gibi yolcu gemilerine bindirmekte, "Güle güle gidin, güle güle dönün. Allah kabul etsin" diyerek uğurlamaktadır.

Herkes faydalanabilsin diye bilet fiyatlarını da çok düşük tutar Bülent. En iyi yaptığı iş ise şirketin tanıtımını yapmaktır. Bir ajansla anlaşır, reklam fotoğrafları çektirir, broşürler bastırır, TV reklamlarını da ihmal etmez. Gazetelerde, dergilerde "reklamınızı verin, haberinizi yapalım" dönemidir yaşanılan. Haber, reklamdan çok daha inanılır, çok daha güvenilirdir. Bülent'in şirketinin reklamları dönmeye başlar ekranlarda. Tirajı yüksek ulusal gazetelerde, dergilerde çarşaf çarşaf reklamları ve tabii şirketinin haberleri boy göstermektedir. Koskoca bir şirket olmuştur ama ortada para dönmemektedir. Yayınlanan reklamlar sayesinde dev gibi bir firma görüntüsü çıkmıştır ortaya. Bu görüntü, banka müdürlerinin Bülent'in ayağına kadar gelmesini sağlar. Koçan koçan çek defterlerinin, birçok bankadan kişisel ve kurumsal kredi kartlarının sahibidir artık. "Muhasebe müdürü" patronundan aldığı cesaretle imza günüymüşçesine imzalamaktadır vadeli çekleri. Reklam ajansının alacağı için çek, TV kanalına yayınlanan reklamlar karşılığında çek, reklam fotoğrafçısına çek, şirkete mal satan herkese çek...

Reklamlar sayesinde ilk hacı kafilesini gemiyle gönderebileceği kadar başvuru olmuştur. Mutluluktan bulutlar üzerindedir Bülent. Her şey yolundadır, kafileyi uğurlar ve yeni seferlere yoğunlaşmaya başlar. Yalnız bir terslik vardır. Gelen para, giden parayı karşılamamaktadır. Ali'nin külahı Veli'ye derken, işler sarpa sarmaktadır yavaş yavaş.

Bu arada, hacılar organizasyon bozukluğu içinde, kendi ceplerinden paralar harcayarak dinî görevlerini yerine getirmiş ve kendilerini memleketlerine kavuşturacak gemiye binmek üzere bin bir güçlükle limana gelmişlerdir. Bu kadar yorgunluk ve sıkıntının üzerine tek istedikleri kamaralarına kapağı atıp biraz olsun dinlenebilmektir. Ama o da ne? Binecekleri gemi limanda yoktur! Kendileriyle ilgilenip yardımcı olacak, ellerinden tutacak bir şirket görevlisi de bulamazlar. Ellerinde Bülent'in şirketinin biletleri, sap gibi kalmışlardır limanda.

Arapça bilenler, liman görevlileriyle iletişim kurabilenler hepsinin adına yetkililerle görüşürler. Sonuç hepsini şok eder; dolandırılmışlardır! Ne onları memleketlerine götürecek öyle bir gemi, ne de başka bir olanak yoktur! Tek çareleri, aralarında para toplayıp bir uçak kiralamak ve kurtulmaktır. Öyle de yaparlar sonunda. Topladıkları parayla uçak kiralar ve "bu da bize ders olsun" diyerek hac görevlerini yerine getirmiş olmanın huzuruyla memleketlerine dönerler. "Dolandırıldık" diye başvurmadık kapı bırakmazlar ama yapacak bir şey yoktur.

YARIN: VIP YOLCULUĞUN BEDELİ

saimtokacoglu@gmail.com

 

"BİNMEK KISMET OLMADI Kİ" MÜSTEŞAR HANIM ÇILDIRIYOR MUAVİNİN KARISININ TAKILARI HACIYATMAZ MİSALİ VIP YOLCULUĞUN BEDELİ BİR HAC HİKÂYESİ SERMAYE DOYMAK BİLMEZ! FATSA'YA GİREMEYENLER, MASKELİ FAŞİSTLER MİYDİ SAYIN VALİ? DEVLET TUZAK KURMAZ! YAZIYOR! AMA NE YAZIYOR? FOTOĞRAF ÇEKMEK EZİYET OLDU YOL BEKÇİLERİ Mİ, TEKNOLOJİ Mİ? YAKINDA DİLİM DİLİM SATILACAK! YA KANLI PAZAR? TAŞERON HER YERDE! ELEKTRİKLİ BİR SOYGUN HİKÂYESİ KATLEDİLEN ODTÜ DOĞASI İÇERİDEKİ MESLEKTAŞLARIMA MİLLETÇE KANDIRILIYORUZ! YA KARAR İDAM OLSAYDI? BİNALARI YIKARAK CUMHURİYETİ YOK EDEMEZSİNİZ! BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE SORUŞTURMA SEÇİME Mİ GİDİYORUZ? MÜDÜRÜM, BİZ GÜVENDE OLMADIĞIMIZI BİLİYORUZ! ENSAR VAKFI, KAİMDER.. YA DİĞERLERİ? BU DEZENFORMASYON NEDEN? HALKA YALAN SÖYLEMEYİN! BEYAZ'IN İLK YANLIŞI YAZIK! ÇOK YAZIK! DAVUTOĞLU'NUN KAHVERENGİ RET OYU
 
1 - 2 - 3 - 4
 8 :
 

Bizhaberiz Bağımsız Haber Portalı

BİZHABERİZ BAĞIMSIZ HABER PORTALI | Bizhaberiz.net © 2018 | Son Güncelleme : 19.07.2019 - 00:58:04 | Şu an 95 kişi online | Kullanım Koşulları