Bizhaberiz Bağımsız Haber Portalı  
ANA SAYFABİZHABERİZREKLAM
   
HACIYATMAZ MİSALİ
İÇERİK
BAŞLIKLAR

YOL HİKÂYELERİ - 3

HACIYATMAZ MİSALİ

Saim TOKAÇOĞLU

Aradan birkaç yıl daha geçmiştir. Alışmış kudurmuştan beterdir derler, sanki bizim Bülent için söylenmiş bu söz. İkna yeteneği yüksektir demiştim ya, gerçekten inanılır gibi değil. Bülent, bu kez Atakule'nin karşısında bir mağaza tutar, gayet modern bir şekilde dayayıp döşer. Önceki deneyimlerinden ders almamış diyeceğim ama asıl ders almış olması gerekenler, ders almamış oldukları gibi yakayı yine ona kaptırırlar. Reklam ajansından TV kanallarına, gazetelere, dergilere, bankalara kadar uçan kuşa borç takarak ortadan kaybolan Bülent, yine reklamlarda, haberlerde boy göstermektedir! Yine esip gürlemekte, mangalda kül bırakmamaktadır. Öyle bir hizmet sunmaktadır ki, böylesini dünyanın hiçbir yerinde bulamazsınız. Üstelik bu hizmeti -gülmeyin, o kadar ciddî anlatıyor ki eminim kendisi de inanıyor- batırdığı eski şirketindeki iki otobüsle veriyor. Sistem yine aynı sistem, zaman ve mekân değişmiştir sadece. Otobüsler on yaşında, koltukları yenilenmiş de olsa on yaşında eski otobüsler. Otobüslerin sahipleri, önceki şirkette kalan alacaklarını kurtarabilmek için yine Bülent'e kaptırmışlar yakalarını.

Firmanın adı değişmiş, Bülent'in karısının ve kızının isimlerinin baş harflerinden oluşturulmuş yeni markayla düşmüşler yollara. TV reklamlarının getirdiği müşterinin niteliği de beklentisi de farklı oluyor tabii. Terminal yolcularına pek benzemiyorlar. İsmi bende kalsın, ekranlardan da tanıdığınız İstanbul-Ankara arasında sık yolculuk yapan bir profesör, başına geleni anlatırken yaşadıklarına inanamamanın şaşkınlığıyla Bülent'in genel müdürünün karşısında kahvesini yudumlarken şikâyetini dile getirmeye çalışıyordu. TV stüdyolarında, konferanslarda saygı görmeye alışmış bir akademisyen, "Düşünebiliyor musunuz hanımefendi? Peçete istedim, bana tuvalet kâğıdı verdiler" derken uğradığı hakarete hâlâ inanamıyordu.

Tam bu sırada bir şangırtı koptu. Müşterilerden biri, kapı yerine yere kadar yekpare cam vitrini ortalayıp dışarı çıkmıştı. Koca cam, ancak çizgi filmlerde görülebilecek düzgünlükte siluet şeklinde kırılmış, adam kendini kaldırımın üzerinde bulmuştu. Neyse ki önemli kesikler oluşmamış, kaza ufak tefek sıyrıklarla atlatılmıştı. Dekorasyon henüz tamamlanmamış, vitrin camlarına yapıştırılacak yazılar, resimler konmamıştı. Müşteri de vitrin camıyla kapıyı ayıramamış, açık olan kapı yerine vitrini ortalamıştı. Önce camcı, arkasından reklamcı arandı. Kırılan cam yerine takıldı, bir başkasının aynı kazaya uğramaması için cama bir şeyler yapıştırıldı ve kısa süre içinde camlara yapıştırılması gereken yazılar, firma ismi gibi eksikler tamamlandı.

Bülent'in genel müdürü kızcağız "nasıl düştüm ben bu şirkete" diye hayıflanmakta çok geç kalmıştı. O kadar çok sorunla boğuşmak, başa çıkmak zorunda kalmıştı ki, ayrılmaya fırsat bulamadı, olaylar birbirini kovaladı, şirket batana kadar da ayrılamadı.

İki tane otobüs, Ankara-İstanbul karşılıklı sefer yapacaklar ve asla bir aksaklık yaşanmayacak! Mümkün mü? Üstelik otobüslere yakıt alacak para bile yok. Gelir, Bülent'in hayallerinin bedelini ödeyebilmek bir yana, ne personelin, ne otobüslerin giderlerini harcamaktan çok uzak! Üstelik otobüslerin aynı sahipleri de olan şoförler, eski şirketten kalan hesabı bile kapatamamışlar!

Günlerden bir gün, Ankara'dan yola çıkan otobüs Kızılcahamam civarında kaybolur! Otobüsten haber alınamamaktadır. Telefonlara sarılırlar, trafik aranır, otobüsün kaza yapıp yapmadığı araştırılır, otobüsün izine rastlanamaz. Kısa süre sonra, şoförün "otobüs arızalandı" diyerek "VIP yolcuları" Ankara-İstanbul otobanında otobüsten indirdiği ortaya çıkar. Parasızlık şoförün canına tak etmiş, kendi kendine "benden bu kadar" diyerek otobüsün koltuklarını söktürmek üzere Bursa'ya doğru yola çıkmıştır. İndirdiği yolcular dağ başında otobanın kenarında Bülent'in şirketinin göndereceği yeni otobüsü beklemektedirler. Ancak şirketin gönderebileceği bir başka otobüsü yoktur! Krizi çözmek yine genel müdür hanımefendiye düşer. Hemen telefona sarılır, bir başka otobüs firmasından otobüs kiralar ve yolcuları dağ başından kurtarır.

YARIN: MUAVİNİN KARISININ TAKILARI

saimtokacoglu@gmail.com

 

"BİNMEK KISMET OLMADI Kİ" MÜSTEŞAR HANIM ÇILDIRIYOR MUAVİNİN KARISININ TAKILARI HACIYATMAZ MİSALİ VIP YOLCULUĞUN BEDELİ BİR HAC HİKÂYESİ SERMAYE DOYMAK BİLMEZ! FATSA'YA GİREMEYENLER, MASKELİ FAŞİSTLER MİYDİ SAYIN VALİ? DEVLET TUZAK KURMAZ! YAZIYOR! AMA NE YAZIYOR? FOTOĞRAF ÇEKMEK EZİYET OLDU YOL BEKÇİLERİ Mİ, TEKNOLOJİ Mİ? YAKINDA DİLİM DİLİM SATILACAK! YA KANLI PAZAR? TAŞERON HER YERDE! ELEKTRİKLİ BİR SOYGUN HİKÂYESİ KATLEDİLEN ODTÜ DOĞASI İÇERİDEKİ MESLEKTAŞLARIMA MİLLETÇE KANDIRILIYORUZ! YA KARAR İDAM OLSAYDI? BİNALARI YIKARAK CUMHURİYETİ YOK EDEMEZSİNİZ! BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE SORUŞTURMA SEÇİME Mİ GİDİYORUZ? MÜDÜRÜM, BİZ GÜVENDE OLMADIĞIMIZI BİLİYORUZ! ENSAR VAKFI, KAİMDER.. YA DİĞERLERİ? BU DEZENFORMASYON NEDEN? HALKA YALAN SÖYLEMEYİN! BEYAZ'IN İLK YANLIŞI YAZIK! ÇOK YAZIK! DAVUTOĞLU'NUN KAHVERENGİ RET OYU
 
1 - 2 - 3 - 4
 8 :
 

Bizhaberiz Bağımsız Haber Portalı

BİZHABERİZ BAĞIMSIZ HABER PORTALI | Bizhaberiz.net © 2018 | Son Güncelleme : 19.07.2019 - 00:58:04 | Şu an 96 kişi online | Kullanım Koşulları