Bizhaberiz Bağımsız Haber Portalı  
ANA SAYFABİZHABERİZREKLAM
   
AKLIN ANITLARI
İÇERİK
BAŞLIKLAR

Nusret ERTÜRK

Cumhuriyet döneminin unutulmaz Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel, rüştiye (ortaokul) bitirme töreni anısının bir yerinde şunları yazıyor: "Burası, bir ana baba günü yaşıyordu. Ayrıca sınıf geçenlerden 10 numara alanlara birer yaldızlı kitap da hediye veriliyordu. Ben de o sene dört kitap almıştım."

Osmanlı döneminin son yılları. Savaştan savaşa koşmaktan yorulmuş, yaralı, yenik bir ülke. Yine de okullarında kitap armağanı kuralını bırakmamış. Yücel, o gün aldığı armağanı unutmaz, elli yıl sonra yazdığı "Geçtiğim Günlerden" adlı kitabında yer verir.

Konu armağan olunca akla ilk gelen kitap olmalı. Kitabın armağan verilmesinde okulun, öğretmenin sorumluluğu unutulmamalı. En büyük görev onlarındır.

1950'lerde,60'larda öğretmen okulunu bitirenlere Atatürk'ün Söylev'i armağan edilirdi.

Büyük bildiğimiz kişilerin büyüklükleri, önemli ölçüde okuduğu kitaplardan kaynaklanır. Anıtkabir'de sergilenen Atatürk'ün kitaplığını görünce "evet" dersiniz.

Kişinin ilgi, bilgi düzeyine, yaşına uygun, ön açan, yeni görüşler getiren bir kitap, armağanların en iyisidir. "Bir kitap okudum yaşamım değişti" sözünü çok duymuşum. İşte o kitap bu olmasın!

Bir zamanların, değişmeyen sormaca (anket) sorusu şu olurdu: "Issız bir adaya gidecek olsanız, götüreceğiniz üç şeyi söyleyiniz." Üç şeyden biri kesin kitap olurdu. Bu soru şimdi sorulsa?

Armağanın konusu kitap olur da Melih Cevdet Anday'ın "Rahatı kaçan Ağaç" adlı şiiri akla gelmezse eksik kalır. Şiirde armağanın sıcaklığıyla birlikte kitabın etkisi sergilenir:

"Tanıdığım bir ağaç var / Etlik bağlarına yakın / Saadetin adını bile duymamış / Tanrının işine bakın / ....Geceyi gündüzü biliyor / Dört mevsim, rüzgâr, karı / Ay ışığına bayılıyor / Ama kötülemiyor karanlığı / ....Ona bir kitap vereceğim / Rahatını kaçırmak için / Bir öğrenegörsün aşkı / Ağacı o vakit seyredin."

Bir kitabın ağacı bile bu durumlara soktuğunu düşünmek ne güzel.

Kitaplar olmasaydı uygarlık böylesine gelişebilir miydi? Değişimin motorları kitaplardır. Pahalı armağanlara para saymanın yerine kitaplara öncelik verilmeli.

Böceklerden, kurtlardan uzak durmaya çalışırım. "Kitap kurdu" benzetmesine ise bayılırım. "Hangi kitapları okuduğunu söyle, senin kim olduğunu söyleyeyim" sözü, önemli bir güvenirlik ölçüsüdür.

Yüzyıllar öncesinde yaşamış yüz akımız Yunus Emre, bir dörtlüğünde kitabın önemine değinir:

"Emeksiz zengin olanın / Kitapsız bilgin olanın / Sermayesi din olanın / Rehberi şeytan olmuştur"

Yakın yıllara değin "kitapsız bilgin" olunmuyordu. Kimileri için, ya şimdi?

Armağan olarak verdiğim kitapların sayısını bilemem. Bana verilen ilk kitap armağanı ise hiç unutmuyorum. 28 Kasım 2018 günlü güncemde onu anlatmıştım:

"İLK KİTABIM

 (Cahit Külebi, Yeşeren Otlar 1954,Varlık Yayınları,100 Kuruş)

1958 yılında Artvin Ardanuç Ortaokulu ikinci sınıf öğrencisiydim. Postayla imzalı bir kitap geldi:

"Başarılı, sıhhatli, mesut bir ömür dileğiyle gözlerinden öperim. 19 Kasım 1958 Ankara Kâzım Ertürk"

Kâzım ağabeyim o yıl Ankara Gazi Eğitim pedagoji bölümü öğrencisiydi. Gönderilen harçlığı elli lirayı geçmiyordu. Onun da bir lirasıyla bana bir kitap alıp gönderiyordu.

Yeşeren Otlar'ı özenle saklıyorum. O bana armağan verilen ilk kitaptır. 1986 yılında kitabı Cahit Külebi'ye gösterdiğimde bana:

"Nusret, bu kitap bende bile yok. Sen böyle temiz nasıl saklamışsın?" demişti.

Kitaplar saklanmalı. Hem de temiz olarak. Kitaplara boşuna "aklın anıtları" demiyorum.

nusreterturk1945@gmail.com

 

 

Bizhaberiz Bağımsız Haber Portalı

BİZHABERİZ BAĞIMSIZ HABER PORTALI | Bizhaberiz.net © 2018 | Son Güncelleme : 14.11.2019 - 10:28:49 | Şu an 94 kişi online | Kullanım Koşulları