ANA SAYFABİZHABERİZREKLAM
   
TÜNELİN SONU
İÇERİK
BAŞLIKLAR

Umut ERKURT

Liyakat, hak etme, bilgi, yetenek... Bunların hiçbirini aramakla uğraşılmayacak yeni bir döneme giriyoruz eğitimde.

"Saydıkların zaten ne ölçüde vardı ki" diye sorabilirsiniz. Evet, yok denecek derecede varsa da, aksak, kör topal işleyen, insanın yıllarını törpüleyen, canını törpüleyen bir sınav sistemi ile, dürüst, doğru, nesnel çalışılacağını bilsek, hiç değilse bir bilgi sınavı olan KPSS ile öğretmen atamaları yapılıyordu.

Yeni yönetmeliğe göre, bu dönemden başlayarak içinde kırıntı denli de olsa nesnelliğin bulunduğunu varsayacağımız sınav sistemi de şu an için yalnız "Öğretmenler" nezdinde hiçbir etkide bulunmayacak.
Nedeni şu: KPSS'den alınan puana göre,bir branşta açılan kontenjanın üç katına dek adaylar belirlenen sözlü sınav (Mülakat) merkezlerine gidip sözlü sınava girecekler.

Adayın atanması ise işte bütünüyle bu sözlü sınavdan alacağı puana göre olacak. KPSS puanı bu aşamada hiçbir şeye etki etmeyecek.

Peki bu sözlü sınav, bilimsel, nesnel, eğitsel birtakım değerlere göre mi yapılacak?  Bu noktada, yönetmelikteki maddelerde ilgili kısım şöyle:
"... sözlü sınavda adayların ‘Bir konuyu kavrayıp özetleme, ifade yeteneği ve muhakeme gücü’, ‘İletişim becerileri, özgüveni ve ikna kabiliyeti’, ‘Bilimsel ve teknolojik gelişmelere açıklığı’ ve ‘Topluluk önünde temsil yeteneği ve eğitimcilik nitelikleri’ yönünden değerlendirilecektir."
Arkadaşlar, bugüne dek sözlü sınavlara çeşitli üniversitlerde çeşitli dereceler için (Yüksek Lisans, doktora  vs.) birçok insan girdi, sınandı.

Her sözlü sınavın sorusu, ilgili bölümün/alanın konularına göre, sözlü sınav yapan kuruldaki akademisyenlerce ilgili adaya sorulur. Bu örneğin, edebiyat yüksek lisans düzeyinde, kişinin eski ya da yeni edebiyat seçme ya da eski/yeni dil alanı seçme durumuna göre, bu alanlardan kişinin bilgi düzeyinin sınanmasıdır.

Demem o ki, bir sözlü sınavda, hiçbir şey, soru, konu, durum belirsiz (Muallak), anlaşılmaz, kestirilemez olamaz, olmamalıdır.

Peki yönetmelikte sözü edilen konular, size bu aşamada ne ölçüde açık, anlaşılır, belirli geldi?

Öğretmen olmak için, yıllarını ilgili öğretmenlik fakültelerinde harcayan öğrenciler, fakültedeki öğretmenlik liyakati devlete yetmediği için, bir de sonucu durumu ne olacağı her yıl değişen  KPSS'ye girip alacağı puana göre atanabiliyordu ya da atanamayıp yaşamları intihara dek sürükleniyordu.

Şimdi, çoğu, ilk yılında tutmayan KPSS mağdurları, ikinci, üçüncü yıllarında girdikleri sınavda iyi bir puan alıp gönül rahatlığıyla bir şekilde bir kente atanmayı beklerken, bu kez de ülkenin iyice keşmekeşe düştüğü bu dönemde, bütünüyle adaletsiz, her yönüyle birçok tutarsızlık ve haksızlığın yaşatılacağı bir yönetmelik ile atanıp atanmayacaklarını tartacaklar.

Kısaca belirtmek gerekirse, KPSS'den örneğin 85 puan almış bir kişi hiçbir yere atanamayıp, KPSS 'den 65 alan başka bir kişi ise belki de ülkenin en iyi kentinin en iyi okuluna atanbilir durumda olacak; çünkü bu aşamada her şeyi, sözlü sınav kurulundaki o birkaç kişinin iki dudağının arasından çıkacak söz -puan- belirleyecek.

Bir yapılaşmanın bittiğini, tüketildiğini düşünürken, yeni bir yapılaşmanın başladığını söylemek, yine "komplo teoricisi" , "ülkenin geleceğini düşünmeyen, ileriye gitmesini istemeyen", gibi sıfatlara layık görüleceğimizi kolaylıkla duyumsatıyor bana.

Hiçbir nesnel, bilimsel ve açık anlaşılır yönü olmayan bir sözlü sınavda, belirtilen konular hakkında, öğretmen adayının, belirtilen kriterlere göre iyi öğretmen olabileceği, beş on dakikalık bir süreçte anlaşılacak öyle mi?

Buna gülecek karga sayısı az olmamalı, ancak onların da bu ülke sınırları içinde doyasıya gülebileceğini düşünmüyorum artık.

Bakın bu sınavı atlatıp "sözleşmeli" öğretmen olmaya hak kazanan öğretmenin, atandığı kentte, en az dört yıl görev yapıp bu dört yılın sonunda kadrolu öğretmen olma başvurusu yaparsa, en az iki yıl daha bulunduğu kentte görev yapma zorunluluğu olduğundan henüz söz etmedim bile.

Dört yılın sonunda, okul müdürünün, bütünüyle öznel değerlendirmelerle (Genel ahlak, Türkçeyi akıcı konuşamama vb gibi) öğretmene vereceği performans notu ile öğretmenin kadro alması engellenebileceğinden de yeni söz ediyorum.

Buna demokrasi, çağcıl yaşam,özgürlükçü anlayı,  eğitim öğretimde kalite, halkçı, millete dönük bir işleyiş diyen varsa, buyursun. Zeka, etik ya da dirayetin ölçüldüğü zamanlar çoktan geçti zaten ülkede.

Bu kıyımdır. Bu hukuksuzluktur. Bu adım adım mutlak faşizme gidildiğinin açık kanıtlarından birisidir.

Paylaştığım linkte, bu konuda EĞİTİM-SEN 'in "Yürütmenin durdurulması istemli" davaya ilişkin bilgiler ve dava dilekçesini indirebileceğiniz word belgesini bulabilirsiniz.

Gelecek adım adım kararıyor ve tünelin sonu gerçekten görünmüyor gibi.

http://egitimsen.org.tr/sozlesmeli-ogretmen-yonetmeliginin-iptali-istemiyle-dava-actik/

erkurt.umut@gmail.com

 

Bizhaberiz Bağımsız Haber Portalı

BİZHABERİZ BAĞIMSIZ HABER PORTALI | Bizhaberiz.net © 2016 | Son Güncelleme : 22.06.2017 - 11:39:56 | Şu an 81 kişi online | Kullanım Koşulları