ANA SAYFABİZHABERİZREKLAM
   
TÜRKÇE'DEN ÇAKANLAR
İÇERİK
BAŞLIKLAR

Nusret ERTÜRK

Prof. Bozkurt Güvenç anlatmıştı:

"Japonya'da, 'Hele bir yaz ki seni tanıyalım.' Ortadoğu'da ise , 'Hele bir konuş ki' derlermiş."

Bizde her ikisi de geçerlidir.

Bir zamanlar, Türkçe dersinden geçer not alamayan bir öğrenci, üst sınıfa geçemezdi. Türkçe notu zayıf ise, öğretmenler kuruluna getirilemez, orada görüşülemezdi.

Öğrenciden, öncelikle doğru yazması, okuması istenirdi. Yazılı anlatım sorularında notun yüzde kırkı yazıma (imlaya) ayrılırdı. Geri kalanı anlamaya, anlatmaya, buluşa verilirdi.

Sıradan bir vatandaşın konuştuğunda, yazdığında yanlışlık görüldüğünde gülünür, geçilir. Üstünde durulmaz. Daha sonra fıkra sınıfına yükseldiğini de örneklerinden biliyoruz. Örneğin, iki Trakyalı oturmuş bulmaca çözüyormuş. Biri:

"Dört harfli bir hayvan adı söyle" demiş.

Arkadaşı:

"Oroz."

Karşıdaki yazmayınca üstelemiş:

"Yaz be."

"Dur. İndi de olabilir!"

2016-2017 ders yılı açılış töreni Erzincan'da Başbakan Binali Yıldırım'ın katılımıyla yapıldı. Başbakan Yıldırım karatahtaya aynen şöyle yazdı:

"2016-2017 Egitim Ogretim yılı Hayırlı olsun."

Televizyonların kaydına böyle girdi. Bir öğretmenin gelip yanlışları düzeltmesi bir yarar sağlamadı. Tam tersine, ilgiyi büyüttü. Gördüklerimize inanamadık. Ufacık bir yazıda dudak uçuklatan yanlışlar gözlerimize çakıldı kaldı. Bence işin acıklı yanı, basında yeterince yer verilmedi. Oysa önemli bir haberdi. Görmezlikten gelinecek türden değildi.

Bir dildeki yazım kuralları, kuralların en dokunulmazıdır. Ona herkesin uyması zorunludur. Yazım kurallarına uymayanların uyarılması, önemli bir yurttaşlık görevidir.

Yukarıdaki yazıyı ortaokul birinci sınıf öğrencisi yazsaydı, Türkçe öğretmeninden geçer not alabilir miydi? Hiç sanmıyorum.

1970'li yılların sonuna doğru, Komando Ayvaz diye anılan birisi Gazi Eğitim Enstitüsü Türkçe öğretmenliğine atanmıştı. Tam o günlerde adı geçenin yazdığı bir dilekçe gazetelerde görüldü. Dilekçe yazmasını bilmiyordu Ayvaz Gökdemir! Ama Türkçe öğretmeni yetiştirmeye gelmişti bu yüksek, seçkin okula. Konu günlerce konuşulmuştu.

İyi örneklerle, kötü örnekler kesinlikle unutulmuyor.

Bir basit işte çalışacak kişi alınırken bile, aday ince ince sınavlardan geçirilir. Milletvekili olacaklara bir küçük Türkçe yeterlilik testi düşünülse kötü mü olur? Sonra da okuyup yazması kıt, koca koca adamlar çocuklara, gençlere akıl veriyorlar:

"Derslerinize çalışın ha!" buyuruyorlar.

Şimdiki çocuklar bir başka.

Ya o çocuklar Türkçe'den çakanlara:

"Biz hele şöyle duralım. Önce siz buyurun!" derlerse.

 

 

Bizhaberiz Bağımsız Haber Portalı

BİZHABERİZ BAĞIMSIZ HABER PORTALI | Bizhaberiz.net © 2016 | Son Güncelleme : 22.06.2017 - 11:39:56 | Şu an 71 kişi online | Kullanım Koşulları