ANA SAYFABİZHABERİZREKLAM
   
CEM EROĞUL’UN MARKSİZM VE TÜRKÇE AŞKI!
İÇERİK
BAŞLIKLAR

Attila AŞUT

Prof. Dr. Cem EroğulBirGün okurları arasında, Georges Politzer'in Felsefenin Başlangıç İlkeleri kitabını okumayan var mıdır? İlk baskısı 1966 yılında Sol Yayınları'ndan çıktığında, hepimizin başucu kitabı olmuştu adeta.  Sosyalizm konusunda ilk temel bilgileri bu kitaptan edinmiştik. Kitabın çevirmeni, o yıllarda  A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde Anayasa Hukuku asistanı ve Türkiye İşçi Partisi üyesi olan Cem Eroğul'du.

Bugün emekli bir öğretim üyesi olan Prof. Dr. Cem Eroğul; Türk anayasa düzeni, anayasa tarihi, çağdaş devlet düzenleri, dil siyasası, Marksist devlet ve birey kuramları konusunda uzman bir bilim insanıdır. Bu konularda yayımlanmış çok sayıda kitabı ve makalesi var. Marksist açıdan kaleme aldığı Devlet Nedir? ve Birey Nedir? adlı özgün yapıtları, 2014 yılında Yordam Kitap'tan çıktı.

Türkçeye de özel bir ilgi duyan Prof. Dr. Cem Eroğul, meğer bu köşenin sıkı bir izleyicisi imiş. Bunu, geride bıraktığımız günlerde gönderdiği mektuptan öğrendim ve onur duydum. Şöyle yazmış Sayın Eroğul:

"Sevgili Attila Aşut,

‘Dilimiz Yurdumuzdur' başlıklı son yazınız, size kaç zamandır duyduğum yazma isteğinin bardağını taşırdı. BirGün yazılarınızda dile gösterdiğiniz sıcak ilgi, beni öteden beri heyecanlandırıyor.

Bilmem birinci TİP'ten beni anımsıyor musunuz? Belleğim sıfıra yakın olsa da, hayal meyal olsa da, ben sizi anımsıyorum.

Lafı uzatmayayım. Aşağı yukarı kırk yaşlarımda dile karşı dayanılmaz bir ilgi duymaya başladım ve tıpkı yirmi yaşımda kapıldığım Marksizm aşkı gibi, bu da ondan sonra düşündüklerimi ve yazdıklarımı hep derinden etkiledi.

Nitekim, yetmiş yaşımı kutlamak için Yordam Kitap'ın 2014'te yayımladığı Birey Nedir? kitabımın altbaşlığı, ‘Öz Türkçe Bir Marksist Yaklaşım Denemesi'. Kitabın sonuna, dile bakışımı ortaya koyan üç yazı ekledim. Bu eklerin ilk ikisine internette, cemerogul.wordpress.com adresinde bir tıklamayla erişmek olanaklı: "Anayasa ve Tüze Dilinin Türkçeleştirilmesi" (ne yazık ki çok genç yitirdiğimiz Mustafa Ekmekçi, ‘Domuzuna Yazılar'ının yanı sıra, sanırım on gün boyunca bu yazımı köşesinde tefrika etmişti) ile "Aydınlanmanın Aracı Olarak Öz Türkçe". Üçüncü ek ise o adreste yok. Çok kısa olan bu eki ilişikte gönderiyorum. 

Türkçeye ilgim öz Türkçeyle sınırlı değil. Osmanlıcanın (tıpkı "kayyım" örneğinde olduğu gibi) katledilmesine de dayanamıyorum. Örneğin en "okumuş" ağızlardan bile, ("temsil" yerine) "temsiliyet", ("acz" yerine) "acziyet" gibi ucubelerin dökülüp durması, tüylerimi diken diken ediyor. Oldu olacak, son yıllarda yaygınlaşan üç "dil suçu" konusundaki üzüntümü de sizinle paylaşayım. Birincisi, "için" yerine "adına" denmesi. Örneğin, "sizi memnun etmek adına..." İkincisi, yerli yersiz her yerde "asker-polis üslubu"nun kullanılması. Örneğin: "yapılmıştır" yerine "yapıldığı değerlendiriliyor." Üçüncüsü de, "keyfilik" yerine "keyfiyet" denmesi. Hele bu sonuncusu beni resmen çileden çıkarıyor.

Dil konusunda nasıl düşündüğümü merak ederseniz, internetteki sayfama bakarsınız. Ben yalnızca size minnetimi ve manevi desteğimi sunmak istedim. Bu güzel çabanızın süreceğini bilmek, bu çorak günlerde içime su serpiyor.

Saygı ve sevgilerimle."

Cem Eroğul

* * *

Hocamız büyük incelik göstermiş. Ben de yüreklendirici desteği için kendisine teşekkür ediyorum.

Prof. Eroğul'un soyadı, çoğu zaman "Eroğlu" diye yanlış yazılır gazetelerde ve hocamız haklı olarak bu duruma çok sinirlenir. Bunu bildiğim için, Cem Eroğul'un adını yazarken her zaman çok özen gösteririm!

* * *  

BirGün okurları anımsayacaktır: Anayasa değişikliği Meclis'te görüşülürken, Prof. Dr. Fazıl Sağlam ile Prof. Dr. Cem Eroğul'un birlikte kaleme aldıkları "Milletvekillerine Açık Mektup", gazetemizin 12 Ocak günlü sayısının başlık üstünden verilmişti. "Tek Adam" rejiminin önünü açan AKP ve MHP milletvekillerine, "Bugün tarihle yüz yüzesiniz" uyarısında bulunan iki değerli hukukçumuzun çağrısına, daha sonra başka öğretim üyeleri de desteklerini açıklamışlardı.

Cem Eroğul, bugün de üniversitelerden uzaklaştırılan ilerici meslektaşlarıyla dayanışma için çaba gösteriyor. O zaten haksızlıklar karşısında sesini yükseltmekten hiç geri durmamıştır. Nitekim 2009 yılında Anayasa değişiklikleri tartışılırken, yine tarihsel bir uyarıda bulunmuş ve 12 Eylül darbecilerinin resmi devlet dairesine dönüştürdüklerini TDK ile TTK'nin, Atatürk'ün vasiyetine uygun biçimde özerk bir yapıya kavuşturulması için çağrı yapmıştı. Mektubunda sözünü ettiği o çağrıyı -yer darlığı yüzünden- kısaltarak paylaşıyorum:

Atatürk'ün çiğnenen vasiyeti

"Çok yazıldı çizildi. Ben de karınca kararınca bu ortak çabaya omuz vermeye çalıştım. Ama nafi­le, devlet bu konuda sağır dilsiz. İktidarın ya da muhalefetin siyasetçileri, yüksek mahkeme başkanları, Genelkurmay Başkanı ve daha niceleri, ko­nu Atatürk'ün vasiyetine gelince, kulakları sağır edici bir sessizliğe bürünüyorlar. Ölüp gidersem gözüm arkada kalacak. Büyük kurtarıcıya yapılan bu inanılmaz haksızlığı düşündükçe, insan olarak, yurttaş olarak yüzüm kızarıyor. (...)

Atatürk, ölmeden yaklaşık bir buçuk ay önce kaleme aldığı vasiyetnamesiyle, İş Bankası'ndaki hisselerinden kaynaklanan gelirleri Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumu'na bırak­mıştı. Yarım yüzyıla yakın bir zaman, bu isteğe uyuldu. 12 Eylül darbecileri, birer dernek olan bu kuruluşları kapattılar, mallarına el koydular, son­ra aynı adları taşıyan birer devlet dairesi kurup bu malları onlara verdikleri gibi, o günden sonra da Atatürk'ün vasiyetnamesinden kaynaklanan ge­lirleri bu devlet dairelerine ödemeye başladılar. Sıradan bir kişiye bile yapılsa, böyle bir işlemi hiçbir hukuk düzeni kabul etmez. Ne var ki biz bu­nu, devletin kurucusuna yaptık. Yapmakla kal­madık, 12 Eylül'ün üzerinden neredeyse otuz yıl geçti, bu ayıbı sürdürüyoruz. Darbecilerin ka­pattıkları partiler, sendikalar yeniden açıldı, attıkları kişiler görevlerine döndüler, nice ayıp birer birer silindi. Ama bir türlü sıra Atatürk'e yapılan ayıba gelemedi. Bu en büyük ayıp, olduğu gibi ortada duruyor."

Prof. Dr. Cem Eroğul, görüldüğü gibi, ülke sorunlarını kendisine dert edinen ve yeri geldiğinde sözünü esirgemeyen gerçek bir aydındır. Bugün yurdun dört bir yanında, faşizme karşı demokratik bir üniversite için savaşım veren öğretim üyeleri, işte bu aydınlık hocaların öğrencileridir... Hepsine selam olsun!

attila.asut@gmail.com

 

YÜRÜYÜŞTEN İZLENİMLER ON BİNLERİN “ADALET YÜRÜYÜŞÜ” HEPSİ “BAŞDANIŞMAN”! ÜÇ AYDIN, ÜÇ MEKTUP SIRA “AK-PAK PARTİSİ”NDE! NÂZIM’IN ŞAPKASI! HADİ BUNLARI DA DEĞİŞTİRSENE! TEK SORUN “ARENA” MI? CİM KARNINDA BİR NOKTA ALÇAKLIĞIN DERİN TARİHİ VE ONURLU DİRENİŞÇİLER OKURDAN YAZARA, YAZARDAN OKURA… 1 MAYIS’A ŞİİRLER HAYIR’DAN SONRA… ATTİLA AŞUT HABER ARŞİVİ UTANÇ VE ONUR! TEK SEÇENEKLİ HALKOYLAMASI! HAPİSHANECİ… TÜRKÇENİN ENGEBELİ YOLLARI… SÖZCÜK SEÇİMİNDE NE KADAR ÖZENLİYİZ? SÖZCÜKLER KARIŞINCA… OLANAK VE OLASILIK ANLAMLARI FARKLI SÖZCÜKLER “ÇINARLI KÖYÜN MUHTARI” CEM EROĞUL’UN MARKSİZM VE TÜRKÇE AŞKI! DİLİMİZ YURDUMUZDUR! KÖŞEYAZISI LİBERALLERİN LAİKLERLE DERDİ NE? FULLER, “RADİKAL SEKÜLARİST” VE “LAİKÇİ” “LAİKÇİ”! GELEN, GİDENİ ARATMASIN!
 
1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8
 8 :
 

Bizhaberiz Bağımsız Haber Portalı

BİZHABERİZ BAĞIMSIZ HABER PORTALI | Bizhaberiz.net © 2016 | Son Güncelleme : 20.10.2017 - 09:04:35 | Şu an 147 kişi online | Kullanım Koşulları