ANA SAYFABİZHABERİZREKLAM
   
CUMHURİYET YENİLMEYEN BİR DEĞERDİR
İÇERİK
BAŞLIKLAR

Nusret ERTÜRK

İlhan Selçuk, Ergenekon'dan gözaltına alınmıştı.

Arkadaşlara, "Biz ne yapabiliriz?" diye sormuştum. "Para toplayıp gönderelim" önerisi bile çıkmıştı. "Bir aylık yeni aboneler bulalım" görüşüm benimsenmişti. Bir saat içinde on üç yeni Cumhuriyet okuru edinilmişti. Bu yönelim Türkiye çapında ilgi görmüş olmalı ki, gazetenin satışı iki günde iki katına ulaşmıştı.

lhan Selçuk 4-5 gün sonra özgürlüğüne kavuşmuştu. Bu durumu öğrenince Sayın Selçuk, o ünlü esprisini patlatmıştı:

"Benim içeri girmemle gazetemin satışı artıyorsa, ben yeniden içeri gireyim!"

Cumhuriyet, yenilir yutulur gibi değil.

On bir gazetecisi aylarca içerde tutulsa da, güçsüz gösterilmeye çalışılsa da yenilmiyor. Cumhuriyet, okurun gazetesidir. Bu gün Cumhuriyet'in en pahalı gazeteden iki katıyla satılması, değerli oluşundandır. Değerli olan pahalıdır. Cumhuriyet okuru bunu iyi bilir.

"İçeri" sözcüğünün, sık kullanılması yeni sayılır. Ancak, hiç de övünülecek bir şey değil. Son on yılımızda sözlüğümüze kazıldı. Hapishane sözcüğünün yerini aldı. Bu yıllarımızda, tarihimizde pek tanık olmadığımız acımasız hukuksuzluklar yaşandı. Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk davaları kapkara birer lekedir. Aydınlar, Atatürkçüler, ilericiler harcandı. Sonra, "yanlışlık yapıldı!" dediler. Ulusumuza yapılmış en yıkıcı bir katliamdır bunlar.

Günümüzde ise, Ergenekon benzeri tuzakları anımsatan işler konuşuluyor. Dün FETO'ya karşı oluşundan tutuklanan, bu gün FETO ile suçlanabiliyor! Gel de inan..
Kişiler, önce asılıyor, sonra yargılanıyor…

İçerisinin insanları anıtlaştırdığını bilselerdi, önüne geleni içeri tıkmazlardı. Orhan Kemal'in 1965'lerde bir hapishane çıkışını unutamıyorum; sözü, gazetelere manşet olmuştu. Orhan Kemal, hapishane kapısının önünde bir Yunan düşünürünün özdeyişini anmıştı:

"Bir halkın türkülerini yakanlar, yasalarını yapanlardan daha güçlüdür." Cumhuriyet'in gücü burada.

Bu söz, bin çuval boş sözden daha anlamlıdır.

Bir yönetimin, özgürlükleri örselemekle saygınlık kazandığını henüz tarihler yazmadı. Tam tersi. Özgürlük dereceni söyle, senin kim olduğunu söyleyeyim, dense yeridir. Yönetimin sanata, sanatçıya, aydına, öğretmene, kişi haklarına yaklaşımı o ülkenin onur göstergesidir. Vardır ya da yoktur.

Kamuoyu yoklaması yapanlar, "Mutlu musunuz?" sorusunu da unutmuyor. Son yıllarda bu soruya verilen olumlu yanıt oranı yerlerde sürünüyor. Bundan anlamlı yanıt ne olabilir?

Öğretmen, yazar, avukat Âdil Gülvahaboğlu'nun sözüdür: "Türkiye bir açık hava hapishanesidir!" İçerdekiler o kadar da üzülmesinler hani. Bir gün hep birlikte; "Güneşli günler göreceğiz."

nusreterturk1945@gmail.com

 

 

Bizhaberiz Bağımsız Haber Portalı

BİZHABERİZ BAĞIMSIZ HABER PORTALI | Bizhaberiz.net © 2016 | Son Güncelleme : 20.10.2017 - 09:04:35 | Şu an 131 kişi online | Kullanım Koşulları