ANA SAYFABİZHABERİZREKLAM
   
KANITLARIN YANITI
İÇERİK
BAŞLIKLAR

Nusret ERTÜRK

Adnan Menderes, 1950-60 yıllarının başbakanıydı. Başa geçer geçmez ilk işi Türkçe okunan ezanı Arapçaya çevirmek oldu. Tarikatlara kucak açtı. Amerikan yardımını sermaye yaptı. Kısacası bağımsız, özgür Türkiye Cumhuriyetinin genleriyle ilk kez o dönemde oynanmaya başlandı.

Menderes yönetimine tepkiler onuncu yılında iyice yoğunlaşmıştı. Başbakan polissiz sokağa çıkamıyordu. Uykuları iyice kaçan Menderes, günde üç saat uyuyamıyordu. Uykusuz kalınca yalpalıyor, iyice dağıtıyordu. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsünde, bir ay sonra lise öğretmeni olacak kız öğrencileri görünce,

"Aaa! Burada tavuklar da varmış!" gibi abuk sabuk sözler söylemeye başlamıştı. Siyasal Bilgiler Fakültesinin, Gazi Eğitimin duvarlarında mermi izleri öğrencileri daha bir biliyordu. Atatürk, Cumhuriyet'i gençlere emanet etmişti. Menderes ise acımasızca gençlere kurşun yağdırıyordu!

Adnan Menderes yönetiminin ülkeyi nereye götürdüğünü, azıcık aklı olan görüyordu.

Böylesi dönemlerde öncelikle sanatçılara bakılmalı. Onlar ne diyor, diye kulak verilmeli.

Nâzım Hikmet, o günlerin Menderes'ini yazar uzun bir şiiriyle. O şiirden iki dizeyi okumak bile Menderes'in ülkemize yaptıklarını anlatmaya yeter:

"Tarlalarımıza girmiş değil
Sizin gibi yaban domuzu"

Yaban domuzu bir tarlaya girmeye görsün. Her şeyi söker atar, katar karıştırır, dümdüz eder.

Sanatın kalıcı kanıtı işte budur. Çoğu şey unutulsa da, sanat asla unutturmaz. Yukarıdaki ikiliği oku, Menderes'i, dönemini gör. Başka bilgiye gerek yok.

Her dönem sanatı aracılığıyla anılmalı, incelenmeli. Gerçek sanatçı, dönemine sanatıyla ayna tutar.

Caddede yürüyen bir beyefendinin önüne bir bey çıkmış. Onun duyabileceği bir sesle:

"Başkanımız için ne düşünmüyorsunuz?" diye bir soru yöneltmiş. Adam:

"Bir şey düşünmüyorum" yanıtını vermiş.

Önündeki üstelemiş:

"Yo! Sen akıllı adama benziyorsun! Hele söyle!"

‘'Gel kulağına söyleyeyim.''

Adam eğilir, kulağını yaklaştırır:

"Senin düşündüğünü!" der.

Söz kapmak isteyen birden sertleşir:

"Yürü karakola! Demek hükümete karşı tuzak kuruyorsun!"

Gelecek, en masum istekleri bile şiddetle bastırılan, dövülen, sövülen, yerlerde sürüklenen, içeri tıkılan, onuru çiğnenen insanların olacaktır. Kanıtların yanıtı onu gösteriyor.

nusreterturk1945@gmail.com

 

 

Bizhaberiz Bağımsız Haber Portalı

BİZHABERİZ BAĞIMSIZ HABER PORTALI | Bizhaberiz.net © 2016 | Son Güncelleme : 20.10.2017 - 09:04:35 | Şu an 126 kişi online | Kullanım Koşulları