ANA SAYFABİZHABERİZREKLAM
   
HAYKO BAĞDAT: "EMEK SÖMÜRÜSÜ VAR!"
İÇERİK
BAŞLIKLAR

Can Dündar'ın sitesinden ayrılan Hayko Bağdat: "Emek sömürüsü var!"

Can Dündar'ın sitesinden ayrılan Hayko Bağdat, "Bu kadar dert içinde nolur başınız ağrımasın benim yüzümden. Ama ben, Can Dündar ile birlikte kurduğumuz Özgürüz macerasından ayrılıyorum. 10 gün önce yazdığım istifa gerekçem, sitedeki mektup serisi formunda aşağıdadır. Bana yardımcı olup metni Almanca, Alman kamuoyuyla da paylaşırsanız makbule geçer. Emeği geçen herkese sonsuz teşekkür. İzleyen herkese de öyle. Haberleşiriz..." açıklamasıyla aşağıdaki mektubu paylaştı. Biraz olsun emeği gasp edilen bir gazetecinin sesi olabilmek adına Hayko Bağdat'ın mektubunu olduğu gibi yayınlıyoruz.

"Hayko Bağdat
10 saat •
Selam Millet,
Bu kadar dert içinde nolur başınız ağrımasın benim yüzümden.
Ama ben, Can Dündar ile birlikte kurduğumuz Özgürüz macerasından ayrılıyorum. 10 gün önce yazdığım istifa gerekçem, sitedeki mektup serisi formunda aşağıdadır.
Bana yardımcı olup metni Almanca, Alman kamuoyuyla da paylaşırsanız makbule geçer. Emeği geçen herkese sonsuz teşekkür. İzleyen herkese de öyle.
Haberleşiriz...

Ulaş, Elif ve David...

Canım Kardeşim selam;
Burada her sabah İsa Mesih’ten memleketimdeki tüm insanlar için sağlık, adalet ve huzur diliyorum. Elbette senin adını özellikle geçiriyorum dualarımda. Dile kolay 27 yıllık arkadaşız neticede.

Çok fena haber. Ofisten Dersimli Ulaş büyük bir kaza atlattı. Sen 6 aydır 7/24 çalış, Kürdistan’daki ailene para göndermenin hatırına Alman patrondan it muamelesi gör, kendine et alma, sonra ofiste bayıl... Üstelik bayılırken stüdyodaki 350 ekran TV’ye tutun, yuvarlan, altında kal 350 kilonun. Öldü zannettim birden. Bir “aaaahhh” dedi önce, sonra yine bayıldı yattığı yerde. Ambulans çağırdı hemen ofis arkadaşlarımız. 10 dakika sonra geldiler. Sedyeye koydular, bir türlü ambulansa gidemiyoruz. “Sigorta evrakları nerede” diyor doktor herif. “Hastanede konuşuruz be, hadi bindirin ambulansa yoksa taksiyle götüreceğim” deyince ancak bindirdiler.
Hastaneye vardık. Aldılar, Ulaş’ı acile koydular, bizi de kapının önüne, bahçeye...
Hemen Can Abi’yi aradım. Çok üzüldü. Ofise geçti...
O sırada bizim Alman patron David gelmiş ofise. Yerlerde koca TV, TV’nin düşerken yanında götürdüğü pahalı kameralar, ışıklar, kırık bir IKEA masası...
“Alllaahımmmm” diye bağırmış David kendi dilinde. İyi Hıristiyandır, paskalyada hem Can Abi’ye hem bana misyoner misali Watsaplar attıydı, oradan biliyorum.
Ofistekiler “kimse ölmedi sakin ol” diye teskin ettiler mi bilemem ama “Alllaahımmmm” diye bağırmış David kendi dilinde. “Alllaaaaahımmm, çok pahalıydı bu aletler...
Hastanemizdeki 150. Dakikamız dolmak üzereyken hala sedyede oturuyormuş çocuk. Selam bile vermemişler. Ben acilin kapısından girmeye çalışarak tam “ya omurgası kırıldıysa ulan, bir doktor bulsanıza siktiğim hastanesinde” diye bağırırken Can Abi yetişti imdadımıza.
“Abi” dedim, “bu David denen herif aramış Margarita’yı. Çocuk nasıl diye sormadan ‘sorarlarsa freelans çalışıyor deyin. Sigortası öder masrafları zaten’ deyip kapatmış. Bu çocuk altı aydır 7/24 çalışıyor biliyorsun. Alman işçi olsa ayda 8.000 alır bu kadar mesaiye. Sigortası da üç kuruşluk dışarıdan sigorta. Belki ödemez masrafları. Üstelik hepimizin durumu bu. Bir şey sorunca da küfür kafir “fuck” diye geziniyor ortalıkta. Gidip o televizyonu kıracağım ben, demedi olmasın sonra” dedim.
“Çok haklısın” dedi Can Abi. “Anam takside bekliyor. Eve bırakayım da geleyim.”
20 Dakika sonra David mesaj atmış Margarita’ya. “Ulaş iyi mi” demiş. Ah be Can Abi ben ne diyorum, sen ne yapıyorsun. Belki dava açacak Ulaş? Belki hakkını arayacak? Niye herife tüyo veriyorsun? Sorun çıkmasa iyi olur elbet ama çıktı artık? Ulaş ölüyordu ya?
Altı saat sonra röntgen dahi çektiremeden çıktık hastaneden. “Gazeteciyim ulan ben, yazacağım” sizi diye bağırdım bahçede. Yazıyorum işte, hastanenin ad “Klinikum im Friedrichsain”. Alman Sağlık Bakanı David’in ruh eşi değilse müdahale etsin. Hani sosyal devlet falan ya buralar...
Ayrıca Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı da okusun bu yazıyı. Belki muhteşem kalemime aşık olur da kitap imzalatmaya gelir bana. Ben de ona bizim ortak kuruluş Correctiv nasıl taşeron işçi çalıştırıyor, nasıl emek sömürüyor, iş cinayeti konusunda ne kadar hassas, sigorta neden önemli falan anlatırım arada.
Ertesi gün ofisten Elif, Ulaş’ı tanıdığı bir doktora götürdü. 182 Euro ödemiş Ulaş. Allah korumuş, ölebilirmiş ama ölmemiş. Biraz et yese iyi olurmuş...
Sonra ofise geldiler. Ulaş fırsatını bulup TV’nin yanına gitti bakmaya. Kırılmışsa parasını falan isterler belki. TV, Ulaş’tan daha az hasarlıymış Allahtan. Paskalya’nın 40’ı idi kaza günü. Belki David’in insanlık için ettiği dualar korumuştur çocuğu...
Ofiste Elif, David’i çekti köşeye sonra. Dünden beri olan yabanilikleri söylememek için dudağını ısırıp “Bak David” dedi. “Ben burada tam mesai çalışıyorum. Son 2 ay bana maaş yatırmadınız. Bürokrasi falan dediniz. Daha önce de eksik yatırmıştınız. Ayrıca sadece burada çalıştığım için %30 civarı vergi çıkıyormuş bana. Herkese de böyle. Niye bizi uyarmadınız? Üstelik zaten....”
“Yeter yahu” demiş David, ağzından tükürükler saçarak. “Freelans çalışmak ne demek bilmen lazım. Üstelik 3-4 gün çalış burada, git başka yerlere de fatura kes, vergin çıkmasın. Elif, ağlayarak ofisi terk ederken göz göze geldik. Üç vakte kalmaz aradım Elif’i. “Evet Elif” dedim, “evet, sabah 9’da işe gelmedin diye iki kere kızdım sana. Ulaş daha çok çalışıyor sen gelmeyince diye kızdım. Ve evet Elif, sen başka yerde çalışamazdın, vaktin yoktu. Dava açarsan bu herife, beni şahit yaz. Can Abi iyi bir insan ama emekçiler kurda kuşa yem olurken çalışanlarının hakkını koruyamadı David’e karşı. Keşke beni dinleseydi de kırsaydık o gece Dev Ekran TV’yi... Gece Ulaş’ın evinde toplanıp gülerdik yaptığımıza. Bir kahkaha bir biftek derlerdi eskiler. İyi gelirdi çocuğun acılarına...”
Can Abi David’i aramış, durumu anlatmış sağolsun. İstifa sonrası işçi haklarını almaya çalışacakmış Elif’in. Elif’e de “keşke kapıyı çarpıp çıkmasaydın, oturup konuşur bir yol bulurduk” demiş. Güney Afrika’dan iki hafta sonra geleceği için mail ile yazabilmiş bunları Elif’e.
Elif “bu benim ‘fuck’ diye bağırandan üçüncü balgam yiyişim. Çözeydiniz ya şimdiye kadar” dedi mi bilmiyorum. Dese hakkı var çünkü.
Neticede ofiste iki kişiyiz şu anda. Ulaş ve ben. David geçenlerde “Para bitti, bağış bulmazsanız bu ay sonu işiniz biter” dediği için Ulaş mail havuzu oluşturuyor. Bağış için mail atılacakmış. Ben hem muhabirlerimiz işsiz kalmasın, iki çocukla benim gelirim kesilmesin, Ulaş ilticaya başvurup kampa gitmesin diye ekmek parası kovalıyorum, hem de Elif’in davasında vereceğim ifadenin provasını yazıyorum sana.
“Oğlum bütün bunlar olurken TV kırma arabeskliğinden başka ne yaptın yoldaşların için” diye sorsana bana? Sor ama cevabını buradan yazmayacağım. Duruşmada Elif ve başka yiğit davacılar olursa onların ifadesinde geçer mutlaka adım. Beyan esastır, onlar ne derse kabulümdür...
Kısaca kardeşim, Özgürüz hikayesi bitiyor galiba. Can Abi’den Allah razı olsun. Hanımı çocukları buraya güvenle getirmeme vesiledir. Sağa sola muhtaç olmadan mesleğimi icra ederek ekmek kazanmama vesiledir. En az 15 kişiye ekmek veren kurumun kurucusudur. David’e “yeter lan” diyemediği için ayıp etmiştir. “Biz senin gibi adamlarla mı AKP’yi devireceğiz, sen önce çalışanının canına üzül yabani” diyemediği ve bana da dedirtmediği için kabahatlidir. Benim de 1001 kabahatim vardır elbet. Can Abi isterse o da benimkileri yazar. Anacığı çok şeker bir ihtiyar ama. Ona bir Türk kahvesi yapamadım ofiste diye içimde kaldı...
Şimdi ne olacak bilmiyorum. Köln’deki Artı TV program istiyordu benden. Belki onu yaparım. Erk Acarer de burada. Çok seviyorum onu ve ailesini. Ailem de seviyor onları. Belki beraber yaparız programı. David ile kitap anlaşması imzalamadım tabi. Bu mektuplara ne numaralar ekleyip, taklalar attırıp kitap yapacağım ya, bir yayınevi bulmalıyım burada. Kimden termin istesen 15 gün sonraya gün veriyor, bakalım.
Beni de Can Abi gibi TV’lere çağırmaya başladılar. Burada da meşhur olursam iyi olur. Para kazanırsam Ulaş mülteci kampına gitmez. Elif’e de yeni iş imkanı yaratırım. Ama Ulaş gibi 9’da gelecek işe. Hem arada et yemeği yapsın evde. Ulaş’ın bir kız kardeşe ihtiyacı var. Bakamıyor kendine böyle.
Başka çok isim var kafamda meşhur olup para kazanırsam parayı paylaşacağım.

Teo çok mutlu burada. Paso park istiyor canavar. Park için direnen yoldaşlarımız el vermiş ruhuna. Aras da youtuber olacakmış. 11 yaşına gelmeden bu kadar olgunlaşması garibime gidiyor. Şımarıklık yapsa, sorun çıkarsa sevineceğim sanki. Onunla gurur duyuyorum hep. Sebepsiz yere değil ama. Belma desen ikinci balayımızı yaşıyoruz çok şükür. Belma o kadar güzel ki... Köpeğimiz Alis desen yılın şanslı köpeği seçilecek neredeyse. Topkapı Hayvan Barınağı’ndan Berlin Hayvan Hakları Şehri’ne geldi resmen. Bir kitap da onun ağzından yazsam olur yani...

Bende şimdilik havadisler böyle kardeşim.
Kendine çok dikkat et. Haftaya yine yazacağım.
Hacı anne, hacı babaya çok selam. Abilerine çok selam. Ufaklığı öp benim için.

Not: Bu mektup nerede yayınlanacak bilmiyorum. Özgürüz’de yayınlansa Can Abi ile David’in arası bozulur şimdi. Ben yine de Elif’e ve Ulaş’a gönderiyorum mektubu. Ölümlü dünya, başıma bir iş gelir, hak davasında şahitlik edemeden gideriz ahirete."

 

"DÜŞÜK FAİZ BASKISI DÖVİZİ YÜKSELTİR"
DÜŞÜK FAİZ BASKISI DÖVİZİ YÜKSELTİR
Hem de sadece hükümetin "faizleri düşürün" çağrısı bile bu etkiyi yapar. Yani seslendirilmesi yeter.
En basit kuraldır; enflasyon düşmeden faiz düşemez. Zira reel faizi bulamayan yatırımcı parasını bankaya getirmez, diğer yatırım araçlarına yönelir...
ORHAN AYDIN'IN YENİ YAZISI, "KURTULUŞ YOK TEK BAŞINA"
KURTULUŞ YOK TEK BAŞINA...
Artık devlet kapısı diye bir kavram yok.
Yaşadım tanık oldum.
Düne dair Cumhuriyet kurumlarının tüm devamlılığı yıkılmış, yerle bir edilmiş. Devlet kapısı dediğin olmuş AKP kapısı.
Siz siz olun varsa eğer tapularınıza, diplomalarınıza, üstünde TC mührü, damgası olan belgelerinize sahip çıkın...
"SEÇİMLER SOSYALİSTLER ve HDP"
SEÇİMLER SOSYALİSTLER ve HDP
24 Haziran seçimleri, İslamcı faşist diktatörlüğü tökezletmek geriletmek yolunda yeni bir fırsat olduğu kadar sosyalistler için de en geniş kitle içinde çalışabilme, sosyalist hareketin zafiyetlerini gözlemleme zeminidir.
Belirtmeye gerek yok, seçimlerde sermayedar sınıfın hegemonyası sona ermeyecek...
NUSRET ERTÜRK'ÜN YENİ YAZISI, "AKIL AĞIRLIKLI YANIT"
AKIL AĞIRLIKLI YANIT
Prof. Dr. Ali Demir'in (1952) oğlu Emek, lise öğrencisi iken, bir gün babasını biraz kızdırır. Boş bulunan babasının ağzından oğluna:
"Eşek sıpası!" sözleri çıkar.
Emek, babasına döner. Şu yanıtı verir:
"Bence bir sakıncası yok!"...
"BAKANLARIN TÜRKÇESİ BÖYLEYSE..."
BAKANLARIN TÜRKÇESİ BÖYLEYSE...
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun dili de son dönemde Saray'ın "yüksek frekans"ına uyum sağlamış durumda. Çavuşoğlu, açıklamalarını hep sert tonda ve yüksek perdeden yapıyor...
SAİM TOKAÇOĞLU'NUN YAZISI, "TAŞERON HER YERDE!"
TAŞERON HER YERDE!
Türkiye'nin acı bir gerçeği taşeronlaştırma. Emeğinden başka para edecek bir şeyi olmayan insanların en büyük belası. Özellikle belediyeler, kadrosuz işçi çalıştırıp yandaş şirketlere büyük paralar aktarmak için yararlanıyorlar bu sistemden. Çalışmak zorunda olan işçiye üç kuruş verip, onun sırtından büyük paralar götürüyor bazı şirketler.
"VİCDAN YOKSULU SİYASET VE YARGI"
VİCDAN YOKSULU SİYASET VE YARGI
Siyaseten girmedik delik bırakmayan Doğu Perinçek, Türkiye'de yargının hiçbir zaman AKP dönemindeki kadar iyi işlemediğini söylemişti.
Öyle çok uzak bir geçmişte değil, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Adalet Yürüyüşü'nü eleştirirken, "Türk yargısı son 50 yılın altın devrini yaşıyor" demişti Perinçek...
ORHAN AYDIN'IN YAZISI, "UMUDUN ÇİÇEĞİ MAVİDİR"
UMUDUN ÇİÇEĞİ MAVİDİR
- Tut şu ipin ucunu... Yürü şimdi dört adım ileri... Gergin tut gergin.. İşte tam oraya çak o kazığı ve ipi sıkı bağla... Kördüğüm atma sökerken kolaylık olsun.
- Büyük mü bu, kaç kişilik?
- İçine kulis yapacak kadar büyük. Haydi, gel şimdi diğer tarafların kazıklarını çakalım...
TÜRKİYE AVM ÇÖPLÜĞÜ OLUR MU?
TÜRKİYE AVM ÇÖPLÜĞÜ OLUR MU?
Ben 10 senedir bu konuyu çok yazdığım için bilineni tekrar etmeme gerek yoktur.
TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken'den sadece Ankara özelinde yaptığı  değerlendirmeyi alalım. "Şu ana kadar sadece Ankara'da 8 AVM kapandı. Bu kapanan AVM'lerin yatırım değeri yarım milyar liradan fazladır. Bunu ülke genelinde düşünürsek milyarları aşan milli servet heba oluyor" demiş...
NUSRET ERTÜRK'ÜN YENİ YAZISI, "ÜÇ ZARFTAN BİR ZARFA"
ÜÇ ZARFTAN BİR ZARF
Görevinden ayrılan sadrazam, yerine gelene üç zarf bırakırken şunu söyler:
"Başın sıkıştıkça bu zarfları sırayla aç!"
Yeni sadrazamın işleri iyi gitmeyince, birinci zarfı açar:
"Senden öncekileri karala!"
Sadrazam, başlar kendisinden önceki yöneticileri kötülemeye. Bu yolun da yararı olmayınca ikinci zarfı merak eder, açar.
"Çevrendekileri karala!"...
"ELEKTRİKLİ BİR SOYGUN HİKÂYESİ"
ELEKTRİKLİ BİR SOYGUN HİKÂYESİ
2013 yılının Nisan ayı. Hava soğuk mu soğuk, yağmur alabildiğince yağıyor, göz açtırmıyor. Evde küçük iki torun, üşümesinler diye kaloriferi yakmaya devam ettiğimiz günler. Evde temizlik yapılırken birden elektrikler kesildi. Sigortalara baktım, hepsi sağlam. Elektrik sayacına da elektrik gelmediğini görünce herhalde arıza var, birazdan gelir diye düşündüm...
ATTİLA AŞUT'UN YENİ YAZISI, "ÖNERİLER, ELEŞTİRİLER..."
ÖNERİLER, ELEŞTİRİLER...
Horon ve horan
Bu köşenin içeriğini ve konularını son aylarda büyük ölçüde okurlar belirlemeye başladı. BirGün'de "yazar" ve "okur" ilişkisinin güzel bir örneği oluştu diyebilirim. Okurlardan gelen mektupları olanaklar ölçüsünde paylaşmaya ve yöneltilen soruları yanıtlamaya çalışıyorum...
NUSRET ERTÜRK'ÜN YENİ YAZISI, "SAVAŞIN YARARI"
SAVAŞIN YARARI
İkinci Dünya Savaşı başlamış ama henüz İngiltere savaşa girmemiştir. İngiliz düşün adamı, yazar Bernard Shaw'a  bir İngiliz gazeteci sorar:
"İkinci Dünya Savaşı'na İngiltere girsin mi?"
Shaw'ın yanıtı ilginçtir:
"Birinci Dünya Savaşı'nda üç imparatorluk yıkıldı. Çarlık, Osmanlı ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu...
ATTİLA AŞUT'UN YENİ YAZISI, "VİRGÜLÜN BABASI ÖLDÜ!"
VİRGÜLÜN BABASI ÖLDÜ!
"İkinci Yeni"nin son temsilcisi Ülkü Tamer de ayrıldı aramızdan. O, başkalarına hiç benzemeyen çok özgün, çok naif, çok renkli bir ozandı. Hüznü de, neşesi de, ironisi de tam kıvamındaydı! Nisan'ın ilk günü yaşama gözlerini yummasını biraz da onun şakacı kişiliğine yorduk. Sanki dostlarına "Nisan Bir" şakası yaparak bu dünyadan göçmüş gibiydi...
ORHAN AYDIN'IN YENİ YAZISI, "MUTLULUK GELEN GÜNDEDİR"
MUTLULUK GELEN GÜNDEDİR
-Üç gün önceki TV izlenme oranlarını gördün mü?
-Komik duruma düşmeye başladı.
-Dizilerin özet yayınları bile ondan önce. 23.sıraya kadar düşmüş.
-Reklam üstüne reklam yapılmıştı oysa.
-Nasıl olsa hep aynı şeyleri söylüyor diye düşünüyor insanlar. 16 yıldır her toplantı da her açılış ve her miting de aynı cümleler, aynı tavır aynı el işareti...
ÇGD 2017 YILININ BAŞARILI GAZETECİLERİ ÖDÜL TÖRENİ
ÇGD 2017 YILININ BAŞARILI GAZETECİLERİ ÖDÜL TÖRENİ 26 NİSANDA
ÇGD'nin "2017 Yılının Başarılı Gazetecileri" ödül töreni 26 Nisanda Çağdaş Sanatlar Merkezi'nde yapılacak. Ödül töreni saat 19.00'da başlayacak. Yarışmada ödüle hak kazanan 2017 yılının başarılı gazetecileri ÇSM'de yapılacak törenle ödüllerine kavuşacaklar.
NUSRET ERTÜRK'ÜN YENİ YAZISI, "ATATÜRK VE MÜZİK"
ATATÜRK VE MÜZİK
Sahnede, Türkiye'nin yirminin üstünde ilindeki musiki derneklerinden gelmiş iki yüz seçkin sanatçı. İki bin kişilik salon dopdolu. Konseri, TRT'nin önde gelen deneyimli koro şeflerinden Kadri Şarman ile Tahir Aydoğdu yönetiyor. Atatürk'ün en sevdiği Dağlar dağlardan Carmen'e şarkılar, türküler. Seymenler gösteri yapıyor...
"EKONOMİ KENDİ KURALLARINA GÖRE İŞLER"
EKONOMİ KENDİ KURALLARINA GÖRE İŞLER
Ekonomi her şeyden etkilenir (siyasi, sosyal, idari, adli vb) ve sonucu kendi kuralları belirler.
Eğer ekonomide enflasyonist bir gelişme varsa, tasarrufları teşvik etmek gerekir, tüketimi değil!
Türkiye'nin 31 Aralık 2017 tarihi itibariyle brüt dış borç stoku 453,2 milyar dolardır. Stokun milli gelire oranı ise yüzde 53,3 dür. Bu borçta özel sektör payının yüzde 70 olduğu belirtiliyor.
ORHAN AYDIN'IN YENİ YAZISI, "SAVAŞ İSTİYORUZ"
SAVAŞ İSTİYORUZ
-Yer gök bu bağırtılarla dolu. Düzene dört elle tutunan siyasetçisinden sendikacısına, gazetecisinden televizyoncusuna, sanatçı dedikleri soytarılardan din adamı kılıklı cambazlarına, bilim adamı- akademisyen diye sunulan liberal soysuzluğa kadar koro halinde bağırıyorlar.
ATTİLA AŞUT'A MESLEKTE 61. YIL ÖDÜLÜ
ATTİLA AŞUT'A MESLEKTE 61. YIL ÖDÜLÜ
Gazeteci, yazar ve siyasetçi Attila Aşut'a memleketi Trabzon'da, meslek yaşamının 61. yılı dolayısıyla iki günlük saygı etkinliği düzenlendi. Trabzon Hentbol Sevenler Derneği ve Ruhi Türkyılmaz Sanat Evi'nin düzenleyiciliğinde gerçekleştirilen etkinliklere Trabzon halkı yoğun ilgi gösterdi.
NUSRET ERTÜRK'ÜN YAZISI, "YAPAYLIK YIKIM YARATIYOR"
YAPAYLIK YIKIM YARATIYOR
Napolyon'a 1807 yılındaki bir zafer dönüşünde, onun sevdiği tavşan avı düzenlemesi hazırlanır. Yüzlerce tavşan alınır. Ancak bunlar evcil tavşanmış. Av şöleni günü bu tavşanlar bırakılır. Tavşanların kaçmaları, uzaklaşmaları beklenirken, tavşanlar onlara doğru koşarlar. Tavşan avı büyük bir yıkımla sonuçlanır. Yapaylığın yıkım getirdiği bir kez daha görülmüş...
"TÜRKLÜK SÖZLEŞMESİNİN GÜNCEL KRİZİ"
TÜRKLÜK SÖZLEŞMESİNİN GÜNCEL KRİZİ
Barış Akademisyenleri Bildirisi'ni imzaladığı için KHK ile üniversiteden atılan Yrd. Doç. Dr. Barış Ünlü, Türkiye'nin Gayrimüslimler ve Kürt sorunları odaklı son iki yüz yıllık tarihini ‘Osmanlılık', ‘Osmanlılık Sözleşmesi', ‘Müslümanlık', ‘Müslümanlık Sözleşmesi', ‘Türklük' ve ‘Türklük Sözleşmesi' kavramlarıyla çözümlemeye çalışmış...
ORHAN AYDIN'IN YAZISI, "IŞIĞIN PEŞİNDE"
IŞIĞIN PEŞİNDE
-Oyunlar izliyor musun?
-Evet ağabey, oyunumun olmadığı her akşam tiyatro tiyatro dolaşıyorum.
-Tüm olanaksızlıklara karşın sahneler çok şenlikli.
-Büyük bir çoğunluğu dolu salonlara oynanıyor. Her yaş gurubundan seyirci var.
-İzliyorum...
"O KÖŞENİN ADI NEDEN 'SAĞNAK'?"
O KÖŞENİN ADI NEDEN 'SAĞNAK'?
Birkaç hafta önce "Dilin Kemiği"nde, Nilgün Cerrahoğlu'nun Cumhuriyet gazetesindeki köşesinin adının neden "Sağanak" değil de "Sağnak" olduğunu sormuştum. Çünkü güncel yazım kılavuzlarında "sağnak" diye bir sözcük yer almıyordu. 
Sorumun yanıtını araştırırken ilginç bir öyküyle karşılaştım...
NUSRET ERTÜRK'ÜN YENİ YAZISI, "AZİZ NESİN FARKI"
AZİZ NESİN FARKI
Isparta Kitap Fuarında ilahiyatçı İhsan Eliaçık'a konuşma hakkı verilmemiş. İbrahim Kaboğlu, Ataol Behramoğlu gibi yazarlar da bu nedenle Isparta'ya gitmeme kararı almış.
Aziz Nesin'e 1990'lı yılların başında bir Ege kentinde katılacağı fuarda bir saatlik konuşma izlenceye alınmamıştı...
ORHAN AYDIN'IN YENİ YAZISI, "YIKIN YOK EDİN"
YIKIN YOK EDİN
- Zor tutuyorum kendimi öfkeden tüm bedenim titriyor. Gözümün önünde bir kültürel miras yıkılıyor. Koca kentten, 80 milyonluk ülkeden ses çıkmıyor. Alkışları boğuyor bir kara akıl, sevinçleri eziyor, oyun repliklerini çiğniyor, operanın, balenin, notaların üstünde tepiniyor.
Milyarlarca anıya küfrediyor...
ERCÜMENT TUNÇALP'İN YAZISI, "BÜYÜMEYİ DOĞRU OKUMAK"
BÜYÜMEYİ DOĞRU OKUMAK
Türkiye ekonomisi, 2017 yılında yüzde 7.4 büyüme kaydetti. Bu tatmin edici bir orandır ama hem büyümenin kalitesi, hem de sürdürülebilirliği sorgulanmalıdır.
Biz de bunu yapalım.
Hane halkı tüketimi yüzde 6.1 büyürken, yatırımlar yüzde 7.3 büyümüş. Hane halkı tüketiminin...
NUSRET ERTÜRK'ÜN YAZISI, "ANKARA KİTAP FUARI'NDA"
ANKARA KİTAP FUARI'NDA
Köy enstitülü öğretmen, yazar Hacı Angı ile kitap imzalıyoruz. Kırk yaşlarında bir kadınla, bir kız çocuğu Angı'nın önüne geldi. Kadının elinde, uzun yıllar kullanıldığı anlaşılan Hacı Angı'nın Çocuk Gözüyle Atatürk adlı ünlü kitabı. Kadın, kitabı Angı'ya uzatırken...
ATTİLA AŞUT'UN YENİ YAZISI, "SORULARA YANITLAR"
SORULARA YANITLAR
Değerli okurlarımızın Türkçeye ilişkin soruları son günlerde hayli arttı. İnsanlar Türk Dil Kurumu'ndan umudu kesmiş olacaklar ki sorularını bana yöneltiyorlar. Ben de elimden geldiğince yanıtsız bırakmamaya çalışıyorum onları. Okurların Türkçeye böylesine ilgi duyup kimi konuları inceden inceye sorgulamaları beni çok sevindiriyor...
AYŞE ÖZER'İN YENİ YAZISI, "ADINI SEN KOY"
ADINI SEN KOY
Huckleberry Finn'in, Tom Sawyer'ın yaratıcısı Mark Twain bir dönem geçimini Mississippi Nehri üzerinde yük taşıyan gemilerde çalışarak sağlamış. Yazar olarak kullandığı takma adını da "iki kulaç derinlik" anlamına gelen İngilizce sözcük dizisinden almış. Büyük yazar, Adem ile Havva'nın...
 
1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10
 8 :
 

Bizhaberiz Bağımsız Haber Portalı

BİZHABERİZ BAĞIMSIZ HABER PORTALI | Bizhaberiz.net © 2016 | Son Güncelleme : 22.05.2018 - 08:56:59 | Şu an 88 kişi online | Kullanım Koşulları