ANA SAYFABİZHABERİZREKLAM
   
HAYKO BAĞDAT: "EMEK SÖMÜRÜSÜ VAR!"
İÇERİK
BAŞLIKLAR

Can Dündar'ın sitesinden ayrılan Hayko Bağdat: "Emek sömürüsü var!"

Can Dündar'ın sitesinden ayrılan Hayko Bağdat, "Bu kadar dert içinde nolur başınız ağrımasın benim yüzümden. Ama ben, Can Dündar ile birlikte kurduğumuz Özgürüz macerasından ayrılıyorum. 10 gün önce yazdığım istifa gerekçem, sitedeki mektup serisi formunda aşağıdadır. Bana yardımcı olup metni Almanca, Alman kamuoyuyla da paylaşırsanız makbule geçer. Emeği geçen herkese sonsuz teşekkür. İzleyen herkese de öyle. Haberleşiriz..." açıklamasıyla aşağıdaki mektubu paylaştı. Biraz olsun emeği gasp edilen bir gazetecinin sesi olabilmek adına Hayko Bağdat'ın mektubunu olduğu gibi yayınlıyoruz.

"Hayko Bağdat
10 saat •
Selam Millet,
Bu kadar dert içinde nolur başınız ağrımasın benim yüzümden.
Ama ben, Can Dündar ile birlikte kurduğumuz Özgürüz macerasından ayrılıyorum. 10 gün önce yazdığım istifa gerekçem, sitedeki mektup serisi formunda aşağıdadır.
Bana yardımcı olup metni Almanca, Alman kamuoyuyla da paylaşırsanız makbule geçer. Emeği geçen herkese sonsuz teşekkür. İzleyen herkese de öyle.
Haberleşiriz...

Ulaş, Elif ve David...

Canım Kardeşim selam;
Burada her sabah İsa Mesih’ten memleketimdeki tüm insanlar için sağlık, adalet ve huzur diliyorum. Elbette senin adını özellikle geçiriyorum dualarımda. Dile kolay 27 yıllık arkadaşız neticede.

Çok fena haber. Ofisten Dersimli Ulaş büyük bir kaza atlattı. Sen 6 aydır 7/24 çalış, Kürdistan’daki ailene para göndermenin hatırına Alman patrondan it muamelesi gör, kendine et alma, sonra ofiste bayıl... Üstelik bayılırken stüdyodaki 350 ekran TV’ye tutun, yuvarlan, altında kal 350 kilonun. Öldü zannettim birden. Bir “aaaahhh” dedi önce, sonra yine bayıldı yattığı yerde. Ambulans çağırdı hemen ofis arkadaşlarımız. 10 dakika sonra geldiler. Sedyeye koydular, bir türlü ambulansa gidemiyoruz. “Sigorta evrakları nerede” diyor doktor herif. “Hastanede konuşuruz be, hadi bindirin ambulansa yoksa taksiyle götüreceğim” deyince ancak bindirdiler.
Hastaneye vardık. Aldılar, Ulaş’ı acile koydular, bizi de kapının önüne, bahçeye...
Hemen Can Abi’yi aradım. Çok üzüldü. Ofise geçti...
O sırada bizim Alman patron David gelmiş ofise. Yerlerde koca TV, TV’nin düşerken yanında götürdüğü pahalı kameralar, ışıklar, kırık bir IKEA masası...
“Alllaahımmmm” diye bağırmış David kendi dilinde. İyi Hıristiyandır, paskalyada hem Can Abi’ye hem bana misyoner misali Watsaplar attıydı, oradan biliyorum.
Ofistekiler “kimse ölmedi sakin ol” diye teskin ettiler mi bilemem ama “Alllaahımmmm” diye bağırmış David kendi dilinde. “Alllaaaaahımmm, çok pahalıydı bu aletler...
Hastanemizdeki 150. Dakikamız dolmak üzereyken hala sedyede oturuyormuş çocuk. Selam bile vermemişler. Ben acilin kapısından girmeye çalışarak tam “ya omurgası kırıldıysa ulan, bir doktor bulsanıza siktiğim hastanesinde” diye bağırırken Can Abi yetişti imdadımıza.
“Abi” dedim, “bu David denen herif aramış Margarita’yı. Çocuk nasıl diye sormadan ‘sorarlarsa freelans çalışıyor deyin. Sigortası öder masrafları zaten’ deyip kapatmış. Bu çocuk altı aydır 7/24 çalışıyor biliyorsun. Alman işçi olsa ayda 8.000 alır bu kadar mesaiye. Sigortası da üç kuruşluk dışarıdan sigorta. Belki ödemez masrafları. Üstelik hepimizin durumu bu. Bir şey sorunca da küfür kafir “fuck” diye geziniyor ortalıkta. Gidip o televizyonu kıracağım ben, demedi olmasın sonra” dedim.
“Çok haklısın” dedi Can Abi. “Anam takside bekliyor. Eve bırakayım da geleyim.”
20 Dakika sonra David mesaj atmış Margarita’ya. “Ulaş iyi mi” demiş. Ah be Can Abi ben ne diyorum, sen ne yapıyorsun. Belki dava açacak Ulaş? Belki hakkını arayacak? Niye herife tüyo veriyorsun? Sorun çıkmasa iyi olur elbet ama çıktı artık? Ulaş ölüyordu ya?
Altı saat sonra röntgen dahi çektiremeden çıktık hastaneden. “Gazeteciyim ulan ben, yazacağım” sizi diye bağırdım bahçede. Yazıyorum işte, hastanenin ad “Klinikum im Friedrichsain”. Alman Sağlık Bakanı David’in ruh eşi değilse müdahale etsin. Hani sosyal devlet falan ya buralar...
Ayrıca Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı da okusun bu yazıyı. Belki muhteşem kalemime aşık olur da kitap imzalatmaya gelir bana. Ben de ona bizim ortak kuruluş Correctiv nasıl taşeron işçi çalıştırıyor, nasıl emek sömürüyor, iş cinayeti konusunda ne kadar hassas, sigorta neden önemli falan anlatırım arada.
Ertesi gün ofisten Elif, Ulaş’ı tanıdığı bir doktora götürdü. 182 Euro ödemiş Ulaş. Allah korumuş, ölebilirmiş ama ölmemiş. Biraz et yese iyi olurmuş...
Sonra ofise geldiler. Ulaş fırsatını bulup TV’nin yanına gitti bakmaya. Kırılmışsa parasını falan isterler belki. TV, Ulaş’tan daha az hasarlıymış Allahtan. Paskalya’nın 40’ı idi kaza günü. Belki David’in insanlık için ettiği dualar korumuştur çocuğu...
Ofiste Elif, David’i çekti köşeye sonra. Dünden beri olan yabanilikleri söylememek için dudağını ısırıp “Bak David” dedi. “Ben burada tam mesai çalışıyorum. Son 2 ay bana maaş yatırmadınız. Bürokrasi falan dediniz. Daha önce de eksik yatırmıştınız. Ayrıca sadece burada çalıştığım için %30 civarı vergi çıkıyormuş bana. Herkese de böyle. Niye bizi uyarmadınız? Üstelik zaten....”
“Yeter yahu” demiş David, ağzından tükürükler saçarak. “Freelans çalışmak ne demek bilmen lazım. Üstelik 3-4 gün çalış burada, git başka yerlere de fatura kes, vergin çıkmasın. Elif, ağlayarak ofisi terk ederken göz göze geldik. Üç vakte kalmaz aradım Elif’i. “Evet Elif” dedim, “evet, sabah 9’da işe gelmedin diye iki kere kızdım sana. Ulaş daha çok çalışıyor sen gelmeyince diye kızdım. Ve evet Elif, sen başka yerde çalışamazdın, vaktin yoktu. Dava açarsan bu herife, beni şahit yaz. Can Abi iyi bir insan ama emekçiler kurda kuşa yem olurken çalışanlarının hakkını koruyamadı David’e karşı. Keşke beni dinleseydi de kırsaydık o gece Dev Ekran TV’yi... Gece Ulaş’ın evinde toplanıp gülerdik yaptığımıza. Bir kahkaha bir biftek derlerdi eskiler. İyi gelirdi çocuğun acılarına...”
Can Abi David’i aramış, durumu anlatmış sağolsun. İstifa sonrası işçi haklarını almaya çalışacakmış Elif’in. Elif’e de “keşke kapıyı çarpıp çıkmasaydın, oturup konuşur bir yol bulurduk” demiş. Güney Afrika’dan iki hafta sonra geleceği için mail ile yazabilmiş bunları Elif’e.
Elif “bu benim ‘fuck’ diye bağırandan üçüncü balgam yiyişim. Çözeydiniz ya şimdiye kadar” dedi mi bilmiyorum. Dese hakkı var çünkü.
Neticede ofiste iki kişiyiz şu anda. Ulaş ve ben. David geçenlerde “Para bitti, bağış bulmazsanız bu ay sonu işiniz biter” dediği için Ulaş mail havuzu oluşturuyor. Bağış için mail atılacakmış. Ben hem muhabirlerimiz işsiz kalmasın, iki çocukla benim gelirim kesilmesin, Ulaş ilticaya başvurup kampa gitmesin diye ekmek parası kovalıyorum, hem de Elif’in davasında vereceğim ifadenin provasını yazıyorum sana.
“Oğlum bütün bunlar olurken TV kırma arabeskliğinden başka ne yaptın yoldaşların için” diye sorsana bana? Sor ama cevabını buradan yazmayacağım. Duruşmada Elif ve başka yiğit davacılar olursa onların ifadesinde geçer mutlaka adım. Beyan esastır, onlar ne derse kabulümdür...
Kısaca kardeşim, Özgürüz hikayesi bitiyor galiba. Can Abi’den Allah razı olsun. Hanımı çocukları buraya güvenle getirmeme vesiledir. Sağa sola muhtaç olmadan mesleğimi icra ederek ekmek kazanmama vesiledir. En az 15 kişiye ekmek veren kurumun kurucusudur. David’e “yeter lan” diyemediği için ayıp etmiştir. “Biz senin gibi adamlarla mı AKP’yi devireceğiz, sen önce çalışanının canına üzül yabani” diyemediği ve bana da dedirtmediği için kabahatlidir. Benim de 1001 kabahatim vardır elbet. Can Abi isterse o da benimkileri yazar. Anacığı çok şeker bir ihtiyar ama. Ona bir Türk kahvesi yapamadım ofiste diye içimde kaldı...
Şimdi ne olacak bilmiyorum. Köln’deki Artı TV program istiyordu benden. Belki onu yaparım. Erk Acarer de burada. Çok seviyorum onu ve ailesini. Ailem de seviyor onları. Belki beraber yaparız programı. David ile kitap anlaşması imzalamadım tabi. Bu mektuplara ne numaralar ekleyip, taklalar attırıp kitap yapacağım ya, bir yayınevi bulmalıyım burada. Kimden termin istesen 15 gün sonraya gün veriyor, bakalım.
Beni de Can Abi gibi TV’lere çağırmaya başladılar. Burada da meşhur olursam iyi olur. Para kazanırsam Ulaş mülteci kampına gitmez. Elif’e de yeni iş imkanı yaratırım. Ama Ulaş gibi 9’da gelecek işe. Hem arada et yemeği yapsın evde. Ulaş’ın bir kız kardeşe ihtiyacı var. Bakamıyor kendine böyle.
Başka çok isim var kafamda meşhur olup para kazanırsam parayı paylaşacağım.

Teo çok mutlu burada. Paso park istiyor canavar. Park için direnen yoldaşlarımız el vermiş ruhuna. Aras da youtuber olacakmış. 11 yaşına gelmeden bu kadar olgunlaşması garibime gidiyor. Şımarıklık yapsa, sorun çıkarsa sevineceğim sanki. Onunla gurur duyuyorum hep. Sebepsiz yere değil ama. Belma desen ikinci balayımızı yaşıyoruz çok şükür. Belma o kadar güzel ki... Köpeğimiz Alis desen yılın şanslı köpeği seçilecek neredeyse. Topkapı Hayvan Barınağı’ndan Berlin Hayvan Hakları Şehri’ne geldi resmen. Bir kitap da onun ağzından yazsam olur yani...

Bende şimdilik havadisler böyle kardeşim.
Kendine çok dikkat et. Haftaya yine yazacağım.
Hacı anne, hacı babaya çok selam. Abilerine çok selam. Ufaklığı öp benim için.

Not: Bu mektup nerede yayınlanacak bilmiyorum. Özgürüz’de yayınlansa Can Abi ile David’in arası bozulur şimdi. Ben yine de Elif’e ve Ulaş’a gönderiyorum mektubu. Ölümlü dünya, başıma bir iş gelir, hak davasında şahitlik edemeden gideriz ahirete."

 

RAHMİ YILDIRIM: "ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ İNTİHAR CELLATLIĞIDIR!!!"
ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ İNTİHAR CELLATLIĞIDIR!!!
Türkiye AKP iktidarında intihar cellatlarıyla tanıştı. Son bir buçuk yılda gerçekleşen bombalı intihar saldırılarında yüzlerce kişi can verdi.
Toplumun güvenliğini olduğu kadar ruh sağlığını da derinden bozan bombalı intihar pratiği siyaseti de teslim aldı ne yazık ki. TBMM, kendisine ait yasama yetkisini ve devlet erklerini kişiye devrederek intihar ediyor, Türkiye'yi 12 Eylül faşizminin bile gerisine sürüklüyor.
ÇGD "EKİM-ARALIK 2016 MEDYA RAPORU"NU YAYINLADI
ÇGD "EKİM-ARALIK 2016 MEDYA RAPORU"NU YAYINLADI
Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Ankara Şubesi "EKİM-ARALIK 2016 MEDYA RAPORU"nu yayınladı. Raporun tamamı "BelgelerDenizi" bölümümüzde.
CHP'NİN HAZIRLADIĞI "MEDYA RAPORU 2016"
MEDYA RAPORU 2016

CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş tarafından hazırlanan "Medya Raporu 2016"nın tamamı Belgeler Denizi bölümümüzde.
ORHAN AYDIN'IN YENİ YAZISI, "SOYTARI SEVİNCİ..."
SOYTARI SEVİNCİ
Gelmişsin yetmiş küsur yaşına, elli yıldır sahnedesin, dön bir bak ardına ne katmışsın hayata? Hangi sevincin, umudun, aşkın peşinden gitmişsin? Susmasana, madem bu denli anlı-şanlı ünlü filansın, hayata ne kattın da oldu bütün bunlar, bunca okuduğun kitap biriktirdiğin resim, dinlediğin müzik hiç mi sorumluluk katmadı sana? Bak ülkeye, talan edilmiş bir savaş meydanı gibi can çekiyor...
ATTİLA AŞUT'UN YENİ YAZISI, "LAİKÇİ!
“LAİKÇİ”!
Türkiye'ye ve Türkçeye en büyük zararı, her şeyi çok iyi bildiklerini sanan "enteller" veriyor. Televizyonlarda boy gösteriyorlar durmadan. Kimisi rektör, kimisi dekan, kimisi gazeteci... Eskiden "yarı aydın" denirdi bunlara. Şimdi daha havalı bir yakıştırmayla, "entel" diyorlar...
RAHMİ YILDIRIM: "ERDOĞAN DİKTASINA DİRENMEK YURTTAŞLIK GÖREVİDİR"
ERDOĞAN DİKTASINA DİRENMEK YURTTAŞLIK GÖREVİDİR
Türkiye, anayasa değişikliği adı altında, 12 Eylül askeri faşist darbesi kadar vahim İslamcı faşist parlamento darbesine maruz kalmak üzeredir. Polis kuşatması altındaki TBMM'de görüşülmesine başlanan anayasa değişikliği paketi, ülkemizin tarihinde 12 Eylül faşizmini de geride bırakacak ölçüde vahim bir gericilik ve istibdat girişimidir. Anayasa değişikliği gerçekleştiğinde Türkiye başkanlık adı altında istibdat rejimine dönmüş...
"ÇGD YILIN BAŞARILI GAZETECİLERİ 2016" BAŞVURU SÜRESİ UZATILDI
ÇGD YILIN BAŞARILI GAZETECİLERİ 2016
Çağdaş Gazeteciler Derneği, geleneksel olarak düzenlediği "Yılın Başarılı Gazetecileri 2016" yarışmasına başvuru süresinin uzatıldığını açıkladı. ÇGD Genel Merkezi tarafından yapılan açıklamada, başvuru süresinin yoğun ülke gündemi nedeniyle uzatıldığı bildirildi.
AYŞE ÖZER YAZDI: BABASI EVDE OLMAYAN ÇOCUKLAR
BABASI EVDE OLMAYAN ÇOCUKLAR
O evin kapısı babaları evde olmadığından hep korkularak açılacaktır artık. Devlet, analıktan çıkıp baba olalı, babasını eve getirmek için tebeşir tozu içmektedir çocuklar ki ateşleri çıksın. O ateş sadece düştüğü yeri değil, yakacak Sürmene'yi, Baskil'i yakanları da. Çabuk büyür babası evde olmayan çocuklar.
ERCÜMENT TUNÇALP'İN YENİ YAZISI, "STAGFLASYON"
STAGFLASYON
En kısa tarifi; "Durgunluk içinde enflasyon" dur. Ekonomik bunalım olarak da açıklanabilen stagflasyon; işsizliğin, yetersiz bir ekonomik büyümenin, kullanılamayan üretim kapasitelerinin, yaygın ve sürekli fiyat artışları ile birlikte görüldüğü ekonomik istikrarsızlık olarak da tarif edilebilir. Herhalde bu son ifademden bu konunun neden şimdi aklıma düştüğü anlaşılmıştır. Ancak yine de ayrıntılar ve örnekler daha açıklayıcı olabilir.
NUSRET ERTÜRK'ÜN YENİ YAZISI, "MUSTAFA ÖZER"
MUSTAFA ÖZER
Can arkadaşım Mustafa Özer'i yıllar önce bir yazımda şöyle anlatmıştım:
"Mustafa Özer, MEB'den emekli daire başkanıdır, seçkin bir eğitimcidir. Sevdiği mesleğinin yanında öğretmen örgütlenmelerinde de özverili görevler almıştır. Sayın Özer, yeri geldiğinde bir İngiliz atasözünü anımsatır: 'Benim üç doktorum var; doktor sessizlik, doktor neşe, doktor perhiz.'
CEZAEVLERİNDE 142 GAZETECİ VAR!
CEZAEVİNDEKİ GAZETECİLER LİSTESİ
Türkiye'de cezaevlerinde 5 Ocak 2017 itibariyle tutuklu ve hükümlü olarak cezaevinde bulunan gazetecilerin sayısı 142.
ORHAN AYDIN'IN YENİ YAZISI, "ALI AL, MORU MOR, KIZILI KIZIL..."
ALI AL, MORU MOR, KIZILI KIZIL...
-Bazı kelimelerin hayattaki karşılıkları  yitip gitti.
Umut, ümit, sevinç, neşe  gibi.
Bak insanlara kaçının yüzü gülüyor, kaçı öfkesiz?
Üstlerine ölüm, kan ve kin yağdıkça çaresizlikleri büyüyor, yalnızlaşıyorlar ve giderek zifiri karanlığın içinde kıvranıyorlar.
Bak şu çocuklara, gülmüyorlar.
-Bugün neşe pınarı gibisin ağabey hayret!
Ne yapalım yani, akıllarını başlarına  devşirsinler...
ATTİLA AŞUT'UN YENİ YAZISI, "GELEN, GİDENİ ARATMASIN!"
GELEN, GİDENİ ARATMASIN!
Berbat bir yılı geride bıraktık. "Kara bir yıldı" da diyebiliriz. 2016'da acı, gözyaşı ve ölüm, hiç eksik olmadı yaşamımızdan. Şiddet eylemleri, kanlı saldırılar, çocuk tacizleri, kadın cinayetleri, hukukuz gözaltı ve tutuklamalarla geçti koca bir yıl. İçimizi sızlatan, yüreğimizi burkan üzücü olaylar birbirini izledi. Baskıcı uygulamalar ve karşıdevrimci girişimler hız kesmedi...
ORHAN AYDIN'IN YENİ YAZISI, "MENEKŞE GİBİ OLMAK..."
MENEKŞE GİBİ OLMAK...
-Sosyalizm kurtaracak bu ülkeyi, başka çaresi yok, yatıyorum kalkıyorum olup bitenleri düşünüyorum, rüyalarımda kan çiçekleri dolanıyor. Yıkılmış yakılmış, talan edilmiş kentler, köyler içimde ağıt söylüyorlar. Kiraz ağaçlarının bile gülüşlerini yitireceği günlere gebeyiz, anlayacağın rahatım yok. ‘Anne' diye ağlayarak yanan asker çocukları beni kömüre çeviriyor, fırındaki askıda artık hiç ekmek kalmıyor...
NUSRET ERTÜRK'ÜN YENİ YAZISI, "1 OCAK 2017"
1 OCAK 2017
Yeni yıla umutlarla değil, karanlık bulutlarla girdik. İstanbul Ortaköy'de bir eğlence merkezinde kırım: 39 ölü,65 yaralı...

İSTEMİYORUM
Güneşimiz zamansız
Batsın istemiyorum
Avcımız son okunu
Atsın istemiyorum
Başımızda bilim var
Önüne çıksa duvar...
RAHMİ YILDIRIM'IN YENİ YAZISI, "HANGİSİ İSLAMA UYGUN?"
HANGİSİ İSLAMA UYGUN?
IŞİD canilerinin elindeki Türk askerleriyle ilgili görüntüler nasıl da kahredici, yürek yakıcı!
Sonuna değin kaç kişi izleyebildi acaba?
Medya neredeyse tümüyle görmezlikten geldi. Sosyal medyada yazılanlara göre, askerler yaşadıkları zilletten Tayyip Erdoğan'ı sorumlu tutuyorlar. Alevler içindeki askerlerden biri son nefesini verirken "Anne kurtar beni" diye inlemiş...
ATTİLA AŞUT'UN YENİ YAZISI, "İÇERİYE MEKTUPLAR"
İÇERİYE MEKTUPLAR
Yaşayarak öğrendiğim bir şey var: İnsan içeri düşünce, dört duvar arasında yalnız olmadığını, ancak arayıp soran, selam gönderen dostların varlığı ile duyumsar. Bu iletişimin en etkili aracı mektuplardır. Dışarıdan gelen mektuplar ve kitaplar, mahpus damındaki insana umut ve yaşama sevinci verir; onu ayakta tutar. Bunu bildiğim için, cezaevine düşen arkadaşlara mutlaka mektup yazarım. Yaklaşık dört ay önce, Aslı Erdoğan ile Necmiye Alpay tutuklandığında...
NUSRET ERTÜRK'ÜN YENİ YAZISI, "AŞUT AİLESİ AKÇAKOCA'DA"
AŞUT AİLESİ AKÇAKOCA'DA
Yazlığım Akçakoca'nın yirmi beş km batısında Kocaali Öğretmenler Sitesindedir.
Bir sabah Attila Aşut'tan telefon geldi:
"Akçakoca'ya geldik bir haftalığına."
En güzel haber benim için. Attila Aşut ağabeyle olmak ne güzel. İlk cümlem şu oldu:
"Bir gününüzü bana ayırırsanız çok sevinirim. Ben gelirim sizi, Akçakoca'dan alırım. Kocaali, Karasu dolaşırız. Sakarya ırmağının denize döküldüğü yeri görürüz."
ATTİLA AŞUT'UN YENİ YAZISI, "YURTTAŞ KİME DENİR?"
YURTTAŞ KİME DENİR?
15 Temmuz darbe girişiminin ardından her gece Taksim'de düzenlenen  "Demokrasi Nöbetleri"nden birini izleyen Cumhuriyet gazetesi muhabiri Pınar Öğünç, izlenimlerini yazmış (Cumhuriyet, 22 Temmuz 2016, "OHAL Kutlaması").Alandaki kadınlardan biri soruyor kendisine:
"Vatandaş mısın, gazeteci misin?"
"Hem vatandaşım hem gazeteciyim" diyor meslektaşımız.
Ama bu yanıtı beğenmeyen kadın,  "Ya vatandaşsın ya gazeteci" diye çıkışıyor arkadaşımıza!
NUSRET ERTÜRK'ÜN YENİ YAZISI, "ŞİİRLE GELEN ÖDÜL"
ŞİİRLE GELEN ÖDÜL
Siz, kime zengin dersiniz? Cebi dolu olana mı? Kocaman yüreği olana mı? Bence ikincisi. Sanatçının büyüklüğü yüreğinden başlar. Onlar, geleceğin habercisidir.
Ozan Osman Kaya, Cumhuriyet gazetesi yazılarımdan oluşan Aklın Atları ile Kanat Sesleri adlı yapıtlarımı okuyunca eline kalemi almış. Düşüncelerini dizelere dökmüş...
ATTİLA AŞUT'UN YENİ YAZISI, "KANSERE YAKALANMA 'ŞANSI'!"
KANSERE YAKALANMA “ŞANSI”!
Başlıktaki sözü, yıllar önce televizyonda bir hekimin ağzından duyunca çok şaşırmıştım. Kadınların "kansere yakalanma şansı"ndan söz ediyordu sayın profesör!
Sonraki yıllarda, bu söylemin çok yaygın olarak kullanıldığına tanık oldum. Sanal ortamdaki çeşitli sağlık sitelerinde de aynı nitelemeyi sıklıkla görüyoruz. Kamusal nitelik taşıyan sağlık ortamlarında bile karşımıza çıkıyor bu şaşırtıcı söylem...
NUSRET ERTÜRK'ÜN YENİ YAZISI, "YANLIŞ YOLUN YOLCULARI"
YANLIŞ YOLUN YOLCULARI
Burası, Sakarya'nın Kocaali ilçesi, Öğretmenler Sitesi.
Sabah erkenden kalkmış, yolun kıyısından Akçakoca yönünde yürüyorum. Karanlık dağılmış, güneş henüz doğmamış. Arkamdan gelen bir otomobil tam yanımda durdu. Camı açtı bana döndü:
"Günaydın" dedi.
"Günaydın."
"Doğru gidiyor muyum?"
"Nereye gideceğinize bağlı."
"Sakarya'ya gitmek istiyorum."
ATTİLA AŞUT'UN YENİ YAZISI, "KALDIĞIMIZ YERDEN…"
İçinden geçmekte olduğumuz olağanüstü dönem dolayısıyla, bir süredir ertelemiştik dil yazılarını. Doğrusu, ülke  yangın yerine dönmüşken, yazım kurallarından ve Türkçe yanlışlarından söz etmek ağır gelmeye başlamıştı bana. Ama günler içinde gördüm ki, köşemizin sürekli okurları, bu konuda benden farklı düşünüyorlar. Onlar, dil yazılarının her koşulda...
ERCÜMENT TUNÇALP'İN YENİ YAZISI, "GIDAYI AMBALAJA KOYMAK YETERLİ Mİ?"
GIDAYI AMBALAJA KOYMAK YETERLİ Mİ?
Medyada sık sık "ambalajlı ürün kullanın, sağlıklı kalın" kabilinden açıklamalara  rastlıyoruz. Elbette hijyen açısından açık satılan ürünlere göre daha koruyucu olduğu doğrudur. Ancak bu bile üretim yeri şartlarına göre güvenlik derecesini değiştirebilir.
SİVİL TOPLUM SAATİ'NDE ANKARA MARKA FESTİVALİ KONUŞULACAK
SİVİL TOPLUM SAATİ'NDE ANKARA MARKA FESTİVALİ KONUŞULACAK
Ankara Ticaret Odası (ATO) Reklam Marka ve Pazar Geliştirme Özel İhtisas Komisyonu Başkanı Zafer Hacıosmanoğlu ve Markapala Necdet Kara, 10 Aralık Cumartesi günü saat 11.00'de, FM 96.00 Ostim Radyo'da Şahin Acar'ın sunduğu Sivil Toplum Saati'nin bu haftaki konuğu olarak mikrofon başındalar.
NUSRET ERTÜRK'ÜN YENİ YAZISI, "İĞNELİ İLETİLER"
İĞNELİ İLETİLER
İsveç, en son savaşı komşusu Norveç ile 1814 yılında yaşamış.
Bir İsveçli çocuk "savaş" sözcüğünü yeni duymuştur. Bunu annesine sorduğunu düşünelim:
"Anne savaş ne?"
"İnsanın insana saldırması, yaralaması, belki de öldürmesi!"
"İnsan insana neden saldırır anne?"
"Eğitim eksikliğinden, bilgisizliğinden, kabalığından."
ATTİLA AŞUT YAZDI: "HAPİS YATACAKLARA ÖĞÜTLER"
"HAPİS YATACAKLARA ÖĞÜTLER"
Türkiye artık "yarı açık" bir hapishane! AKP iktidarında gazeteciler, yazarlar, aydınlar, politikacılar "Silivri"yi mesken tuttular. Dün "Balyoz" ve "Ergenekon" sanığıydılar. Bugün "FETÖ üyesi" ve "PKK yandaşı" olmakla suçlanıyorlar. Şu anda 150'ye yakın gazeteci var içerde. Haklarında soruşturma yürütülen ya da dava açılan basın çalışanlarının sayısı ise bunun kat kat üstünde...
ÇGD'NİN "YILIN BAŞARILI GAZETECİLERİ 2016" BAŞVURULARI BAŞLADI
ÇGD YILIN BAŞARILI GAZETECİLERİ 2016 BAŞVURULARI BAŞLADI
Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin geleneksel “Yılın Başarılı Gazetecileri 2016” yarışmasına başvurular başladı. ÇGD Resmi Web Sitesi'nden yapılan açıklamaya göre, yarışmaya katılmak isteyenlerin ürünlerini en geç 10 Ocak 2017 akşamına kadar Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Merkezi’nin Şehit Gönenç Caddesi, Çankaya Belediye Zabıta Yerleşkesi, Maltepe/Ankara adresine ulaştırmaları gerekiyor.
NUSRET ERTÜRK'ÜN YENİ YAZISI, "FIKRALAR SENİ SÖYLER"
FIKRALAR SENİ SÖYLER
"Şarkılar seni söyler" adıyla bir şarkımız var. "Dillerde nağme adın" diye sürer. Sevenlerin dudaklarından düşmeyen dizelerdir bunlar. Belki anısı, en çok olan bir şarkıdır. Bu şarkıyı söylememiş bir kimse çıkar mı? O derece ortak özellik taşıyor. Yazımın başlığını yukarıdaki şarkıdan esinlendiğim hemen seziliyor. Evet doğrudur. Birisini, şarkıların söylemesi insanı gönendirir, mutlu eder...
ATTİLA AŞUT'UN YENİ YAZISI, "AKP'NİN ARKA "BAHÇELİ"Sİ!
ATTİLA AŞUT'UN YENİ YAZISI, "AKP'NİN ARKA "BAHÇELİ"Sİ!
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin desteğiyle, Tayyip Erdoğan'a Başkanlık yolunu açacak Anayasa referandumuna yeşil ışık yakılmış görünüyor. Bahçeli, Cumhurbaşkanı ve Başbakan'la yaptığı görüşmelerin verimli geçtiğini muştuladı. Kapalı kapılar ardında pazarlıklar sürerken, AKP sözcüleri büyük bir sevinçle, "Cum-Başkanlık" konusunda MHP ile anlaştıklarını açıkladılar...
9 7 
1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10
 8 :
 

Bizhaberiz Bağımsız Haber Portalı

BİZHABERİZ BAĞIMSIZ HABER PORTALI | Bizhaberiz.net © 2016 | Son Güncelleme : 20.10.2017 - 09:04:35 | Şu an 144 kişi online | Kullanım Koşulları