ANA SAYFABİZHABERİZREKLAM
   
NUSRET ERTÜRK ile SÖYLEŞİ
İÇERİK
BAŞLIKLAR

Konuşan : Şahver KARASÜLEYMANOĞLU

 

-Sayın Ertürk, kısaca özgeçmişinizden söz eder misiniz?

-Benimle bir söyleşi düşündüğünüz için size çok teşekkür ediyorum.

 Bir yörenin en büyük zenginliği, yetiştirdiği aydın, bilime inanan, sanata saygılı, çevreci, nitelikli insanlarıdır.  

‘'Otu çek köküne bak'' derler. Kimliğimizin, kişiliğimizin büyük bölümünü oradan alırız. ‘'ARTVİNLİYİM'' demek bile bence varlığımızın yarısını anlatıyor.

Tanışırken nereli olduğumuz, öğrenimimiz, kişisel özelliklerimiz, düşüncelerimiz...merak edilir. Bizim için biraz kolay bir soru. Artvin'i az çok tanıyan gerisini getirir. Aldatmayan, aldanmayan kişilere biz aydın diyoruz. Bu tanım büyük oranda Artvinlinin de tanımıdır.

1945 yılında Ardanuç-Aşağı Irmaklar bucağında doğdum. Cilavuz Öğretmen Okulu(1963), Eğitim enstitüsü (1970). İlk, orta, lise, üniversite, dershane öğretmenliği. Okurla buluşan kitaplarımın sayısı on ikidir. Gazetelerde, dergilerde yüzlerce sayısız yazı. Sanatı solumak.  Kitapla tanıştırdığım, okuma alışkanlığı kazandırdığım binlerce öğrencim. Duyan, gören, düşünen, soran, hakkını arayan kişiliklerin oluşumunu sağlamak. Hopa'da öldürülen öğretmen Metin Lokumcu, unutamadığım bir öğrencimdir.

-Yazmaya  ne zaman ve nasıl başladınız? Ağabeyiniz eğitimci Kazım Ertürk'ün de şair oluşu, sizi ne ölçüde özendirdi? Kimlerden ve nasıl etkilendiniz?

- Biliyorsunuz, her şey ortamında oluşur. Ağrı dağının tepesinde nar yetişmez. Şiir söylemeye, yazı yazmaya ilkokulda başladım. Eğitimci, şair Kâzım Ertürk'ün ağabeyim oluşu benim için büyük şanstı. Bu ortam beni yazınsal alana çekti. Köy evimizde kitaplığımız, dergiler, gazeteler vardı. Cumhuriyet'i, Ulus'u, Türk Dili'ni, Varlık'ı ilkokula gitmeden tanıdım. İlkokulda öğretmenlerim benden şiir kitapları isterdi bayramlarda öğrencilerin okuması için. Evimizde kültür, sanat, düşünce konuları konuşulurdu. Köyümüze gelen halk ozanları düşlerimize düş katardı. Köroğlu'nun koçaklamalarını ezber okurduk.

Gazeteciliğim okul duvar gazeteleriyle başladı. Öğretmen okulunda-on altı yaşımda-TAYFUN adlı duvar gazetesini tek başıma iki sayı çıkarmıştım. Edebiyat öğretmenim İsmail Âşıkoğlu, geçen yıl o gazetemin adını soruyordu. Tam elli beş yıl sonra. Âşıkoğlu öğretmenimin edebiyatı sevmemde katkılarını unutamam. 1960 yılını şubat ayında Ulus gazetesinde bir fıkramın yayınlanması benim kanatlarım oldu.

Erzurum eğitim enstitüsünde okurken (1967-70), üç yıl boyunca Atatürkçü, laik çizgideki Erzurum Devrim gazetesinde muhabirlik ve yazarlığım. Öyküler, kitaplar. İlk öykü kitabım Köydeki Keklikler (1976) Mahmut Makal, Mehmet Başaran'ın kitaplarıyla birlikte çıktı Yeni Büyük Dağıtım yayınlarından. Kırk yıl sonra bile aranıyor, internette yüksek fiyatlarla alınıyor, satılıyor.

 Artvin, ülkemizin en özgür düşünceli insanlarının yaşadığı sayılı bir yerdir. Hopa da onun en uç noktasıdır. Hopa'nın ise neresi derseniz, Kemalpaşa derim. Oranın bana yansımalarını yadsıyamam. Kitaplarımın büyük bölümünü Hopa'da yazdım. Ondandır, öykülerimin çoğu Hopa kokar.

-En beğendiğiniz yazarlar kimlerdi? Kendinize örnek aldıklarınız var mı?

- Düşünürün biri, ‘'Ne yersen, o'sun'' demiş. Öyle ya da böyle etkileniriz. Gizli, açık esinleniriz. Bizden en beğendiğim öykücüler Sabahattin Ali, Sait Faik Abasıyanık, Aziz Nesin ilk sırada. Arkadan onlarcası gelir. Şiirde Nazım Hikmet, dünyadaki onurumuzdur. Bunlar ve benzeri yazarlarımızı okumamış, tanımamış olanlar, ‘'Ben okurum'' diye ortaya çıkmaya hakları olmasa gerek.

Hababam Sınıfı'nı sadece filmlerde görmek yetmez. Gerçek kaynağı, kaymağı Rıfat Ilgaz'ın kitaplarında saklıdır. Kurtuluş Savaşı deriz de Nazım Hikmet'in Kurtuluş Savaşı Destanı'nı okumamışsak büyük eksiğimiz vardır.

-İlimizden yetişen çok sayıdaki ozan ve yazarlarımızdan birisiniz. Eğitimci olarak Karadeniz bölgesinde görev yaptınız. Bu yörenin, sizce farklı yönleri nelerdir? Bunca yazı yazmış bir yazar gözüyle "Karadeniz bölgesini bize kısaca anlat" deseler neler söylerdiniz?

-Ülkemizin Karadeniz bölgesi olmasaydı, önemli çoğu şeylerden yoksun kalırdık. Karadeniz sözüyle ilk, hareketli insanı gözümüzde beliriyor. Her şey eylemle başlar. Karadenizli denilince ilk akla gelen mizahtır. Ağır sorunlar altında ezilirken bizi gülümsetirler. Bizde mizahın önemli kaynağı Karadeniz'dir. Mizah, uyarmada, uyandırmada önemli görevler görür. Hoşgörünün tohumlarını taşır. Seksenlik Temel amcayı yine seksenlik bir kadınla evlendirmişler. Beş on gün sonra torunları dedelerine takılır: ‘' Dedecuğun, çocuk mocuk yok midur?'' Temel amca şöyle yanıt verir: ‘'Verdunuz baa bi kocakari. Tarihi eser. Dokunamayrum ona.'' Hangi bölgemizde bu özgür anlayışı görebiliriz? Özgürlük, bütün  gelişmelerin olmazsa olmazıdır, çıkış noktasıdır. Kısa anlatımla, Karadenizlinin yaşamı fıkradır, fıkraları yaşamıdır.

-İlk kitabınız "Köydeki Keklikler"i, sonraki kitaplarınız "Mor Ali"yi ,"Yular"ı ,''Bir Günün İki Sabahı''nı,  ‘'Kanatlı Karıncalar''ı, ‘'Güneşler Kararmasın'' ve diğerlerini okuduğumuzda, toplumda sürüp giden çelişkileri vurgulamaya çalıştığını görüyoruz. Emekçilerin haklarını savunma çabanıza tanık oluyoruz. Bu olgu, yurtseverlerin, aydınların, yazarların gönüllü üstlendiği bir sorumluluktur. Bu sorumluluğu taşımak, öykülerinizin içeriğini nasıl etkiliyor?

-Yazmayı, kimileri ‘'ayna tutma'' olarak görür. Yazmak, sadece ayna tutma olmamalı. Gidilecek yeri de sezdirmeli sanat. Bir yapıt bu niteliği de taşıyorsa sevilir, geleceğe taşınır. Yaşayan sanatlar incelendiğinde ölümsüz evrensel değerleri buluruz orada.

Gorki'nin Ana'sını zaman zaman elime alır, yirmi otuz sayfa okurum. Her okuyuşumda oradaki duruştan umutlarım yeşerir, güvenim artar, karamsarlığım kaybolur. Adımlarımı yere daha sağlam basarım. Bir güzel müziği dinlemiş gibi olurum.

-Bireylerin dikkatini çekmek, toplumu bilinçlendirmek, duyarlılığı artırmak kaygısı, öykünüzün anlatım zenginliğini, şiirselliğini ne ölçüde etkiliyor?

- Topluma bilinç taşımak, duyarlılığı artırmak bir sanat yapıtının en önde gelen niteliği olmalı. Mizahçı Aydın Boysan bir lise anısını anlatıyordu: ‘'Öğretmenimizin bize hayvan dediğini, biz iki yıl sonra ancak anlayabildik.'' Burada anlatımın inceliği vardır. Sanat, er ya da geç bir güzelliğin kapısını aralamalı. Sanatta şiirsellik, sanatın olmazsa olmazıdır. Bütün sanatların anası şiirdir, derler. Sanata bizi, şiirsellik yaklaştırır. Herhangi bir yazıda gözümüze batan bir sözcük, yazıdan uzaklaşmamıza neden olur. Görünüşü kaba saba, ağzı bozuk birisiyle sohbet eder miyiz?

-Çağdaş öykücülüğün geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bilindiği gibi ilk öyküler masalımsı ve doğaüstü güçleri ele alıyordu. Öykülüğümüzdeki gelenekler zamanla değişti ve çağcıl nitelik kazandı. Sosyal, ekonomik ve toplumsal olayları ele alan, gerçekçi bir içeriğe kavuştu. Bu konudaki görüşleriniz nelerdir?

 - Anlatım yolları çeşitli olsa da, her sanat yapıtı insanın sorunlarına yakınlığıyla değer kazanır. İnsana ne veriyor, ona bakılır. Okuduğumuz, izlediğimiz gözümüzü kapadığımızda da sürüyorsa o başarılıdır. Anlatılan sosyal olur, ekonomik olur, toplumsal olur. Anlatımıyla, iletisiyle içimizi titretmeli. Kısaca, sanat yapıtı çan çalmalı.

Çağdaş öykücülük de yeni arayışlar içindedir bence. Öykü günlerinde gördüklerimiz onu gösteriyor. Öyküye, öykü günlerine ilgide artış sevindiricidir.

-Öykücülüğünüz sürerken, "kısa yazı" diyebileceğimiz türde yazmaya başladınız. Değişik bir tarzda, kolay okunur biçimde, içinde özlü mesajlar bulunan yazılarınızı Cumhuriyet'te yıllarca izledik. "Aklın Atları" "Güneşler Kararmasın" "Kanat Sesleri" adlı kitaplarınızda bu kısa yazılarınızı okuduk. Neden kısa yazı?

- Cumhuriyet'te ilk yazım  1968 yılında çıktı. Arada bir hep yazdım. 2003-1015 yılları arasında sürekli yazdım Cumhuriyet'te. Haftada üç, ayda beş yazımın yayımlandığı oluyordu. O yıllarda Cumhuriyet'te yazmak ayrıcalıktı, büyük bir onurdu.

Neden kısa yazı, diyorsunuz. Tutumlu olmak insanın hep aradığı bir şeydir. Ahmet Rasim, döneminin ünlü bir yazarıymış. Bir gazetede yazmak için çağrı alır. ''Uzun yazarsam beş lira, kısa yazarsam on lira alırım'' der.

Sözü, en kısa yoldan söylemek insanlara çekici geliyor. Sözün tamamı aptala söylenir, derler. Bilmem konumuzla ilgisi var mı? Beni tanımayan okurlarımla tanışınca birçoğu, ‘'O güzel, kısa yazıları yazan siz misiniz?'' sözlerini duymam, unutamayacağım anıdır

-Genç öykücülere önerileriniz nelerdir?

-Dünyaca ünlü romancımız Yaşar Kemal'in ortaokul mezunu olduğunu biliyoruz.

Genç öykücülerimizin önce çok okumalarını öneririm. İyi bir gözlemci olmaları ikinci nitelik. Sürekli notlar alınmalı. Her gün bir şeyler yazılmalı. Uzun uzun düşler kurulmalı. On altı sayfalık Köydeki Keklikler adlı öykümün notları hazırdı. 3 Mart 1976 Pazar günü yazı odama çekildim. Sekiz saat dünya seslerini duymadım. Yemedim, içmedim .Öyküdeki kişilerimle baş başa kaldım. Onlarla yol aldım. Öykümü bitirince tatlı bir düşten uyandım.

Yazılanlar en az on kez okunmalı. Bir cümlede bir sözcüğün  nereye konulması uygun düşeceği  denenmeli.

U. Eco'ya soruyorlar: ‘'İyi bir yazar nasıl olunur?''

‘'Onbaşı, teğmen olmadan general olunmaz'' diyor büyük yazar.

Yazı, en az birkaç eleştirmenin gözünden geçmeli.

Hopa'da yazarlık katına erişmem hiç de kolay olmadı. Her ay sekiz on dergi alıyordum. Çoğunda yazılarım çıkıyordu. Yazdığım öyküleri eleştirmeleri için başta Ümit Kaftancıoğlu olmak üzere 3-4 yazara gönderiyordum. Onların bir tür öğrencisi oldum yıllarca. Kaftancıoğlu'nun kırk civarında uzun mektubu vardır bana. Sonunda Kaftancıoğlu  şunu yazdı: ‘'Biz yazar olmak için İstanbul'u çiğnemek zorunda kaldık. Senin Hopa'da bir yazar olmana şaşıyorum!'' Dersime iyi çalıştım diyebilirim.

-Bilindiği gibi Artvinli yazarların, değişik yazın türlerinde basılmış yüz binlerce sayfa tutan kitapları var. Bu olguyu nasıl değerlendiriyorsunuz? Yeşil doğanın yaşama sevincini artırdığına, yeteneklerini geliştirdiğine inanıyor musunuz? Artvinliler içinde en beğendiğiniz yazarlar ve tavsiye edeceğiniz kitaplar var mı?

- Evet, dediğiniz gibi Artvin'in yazarı da hem çok, hem de niteliklidir. Bu durum, Artvinlinin düşünce düzeyinin yüksekliğini gösterir.

Ankara'da il tanıtım günleri düzenleniyor. Ben o tanıtımları gezerken, o ilden kaç yazarın katıldığını gözlüyorum. Örneğin komşu ilimiz Rize'ye bakıyorum; iki, üç yazar. Trabzon günlerinde dört beş yazar. 

Artvin günlerinde kaç yazar? En az yirmiye yakın yazar!

2013 yılıydı. Ankara Artvin tanıtım günlerine çağrılmıştım. Atatürk Kültür Merkezine kapıdan girince sağdan yürürseniz, ben en sondaydım. Soldan gelirseniz ben ilk sırada idim. Sağdan gelen biri, tam karşımda durdu, beni selamladı:''

‘'Artvin'in ne çok yazarı varmış!'' dedi.

Teşekkür ettim. Nereli olduğunu sordum. Adıyamanlıymış. ‘'Sizin de var mutlaka'' dedim.

‘'Yok'' dedi. ‘'Bizde sadece Kâhtalı Miço var'' dedi. Dedim, ‘'Miço da önemli bir halk sanatçısıdır. Ya o da olmasaydı?''

Sağlıklı bir doğanın, yaşama sevincinin insanı daha yaratıcı yaptığını biliyoruz.

Yüreği Artvin için çarpan tüm Artvinli yazarları, sanatçıları saygıyla anıyorum.

-Artvin günleriyle birlikte imza günleri de başlatıldı. Bu imza günleri ne yazık ki, düzenleyenlerin isteğine göre gerçekleştiriliyor. Geç kalınan bu imza günleri nasıl olmalı?

- İmza günler, okurla yazarı buluşturması yönünden iyi bir ortam. Yeter mi? Yetmez. Yazarın katılmasının yanında gelen okurlarla sıcak ilgi kurması gerekiyor. Güler yüzüyle, ilginç buluşlarıyla bir çekim merkezi olmalı. Oraya gelenlerin başında, en üst düzey yöneticileri olmalı. Önce onlar ilgi göstermeli. Geçtiğimiz yılların birisinde Ankara'da Artvin günlerinde bir bakan yazarlara bir selam bile vermeden geçti gitti. Arkasından bir belediye başkanı. Beş adım arkasından beşinci sınıftaki kızı geldi benim kitaplara daldı. Bir kitabımı aldı, baktı baktı. Koştu babasından para aldı geldi.

Öncelikle yöneticilere, öğretmenlere büyük görev düşüyor. Öğretmenler de olmazsa okuma da sıfırlanır zaten.

Ahmet Vefik Paşa Bursa valisi iken, her devlet memurunu eşiyle tiyatroya gelmesini zorunlu tutuyormuş. Ucunda bir yarar varsa, bence denemeli. Nice boşuna, yararsız harcamalar yapılır da, beş liraya, on liraya bir kitap almayı pahalı buluruz.

-Artvin sivil toplum örgütlerinin kültürel faaliyetlerini nasıl buluyorsunuz? Kâğıt ve taş oynanan yerler konumuna indirgenen bu lokallerin başka işlevleri olamaz mı?

-Artvin sivil toplum örgütleri, Türkiye ortalamasının çok üstünde çalışıyor olmalı. Duyarlılık yönünden üstün nitelik taşıyorlar. Artvin insanı eleştiriye açıktır. Onlar da yapıcı eleştiriyle daha verimli işler başaracaklarına inanıyorum.

-Artvin vakıf ve derneklerinin gelecek kuşaklara bırakacağı yöresel ve toplumsal sorumluluklar sizce ne olmalıdır?

- Artvin vakıf ve derneklerinin gelecek kuşaklara bırakacağı yöresel ve toplumsal  sorumluluklarının başında bu günün lekesiz, özgüvenli Artvinli kimliğini geleceğe taşımak için uğraş vermeli. Her türlü iletişim kanalları kullanılarak bu gerçekleştirilmeli. Tüm çalışmalar anılan çizgiden sapmamalı. O anlamlı kimliğini yitirenin hiçbir değeri yoktur. Yürekli, mert, çevreci, paylaşımcı... Örneğin Artvinli tavla oynarken, içerde vurup kaçmaz. Ben bunu yazdığımda, başka illerden olanlardan büyük ilgi görmüştüm. Ben de bir başka ilden olanla tavla oynarken, içerde vurup kaçmıyorum. Vurup kaçsam Artvinli özelliğim elden gider diye... yenilmek pahasına da olsa.

Artvin'den Ankara'ya gelecek otobüse binecek birisinin yanına bir başkası yaklaşır. Yolcuya gelen adam der ki:

‘'Şu parayı Ankara'da öğrenci olan oğluma götürür müsünüz? O yarın sabah gelip sizi Ankara otobüs garında bulacak.''

Yolcu şaşkındır:

‘'Götüreyim ama, tanımadığınız birine nasıl güveniyorsunuz?''

Adamın yanıtı şu olur:

‘'Hem Artvinlisiniz. Hem cebinizde Cumhuriyet gazetesi var!''

-Söyleşi için teşekkür ediyor, yazın çalışmalarınızda başarılar diliyorum.

-Ben de size Artvin adına her alanda gösterdiğiniz içten, üstün çabalar için teşekkür ederim.

 

"SINIR VE ÖTESİ"NDE SURİYELİ SIĞINMACILAR
"SINIR VE ÖTESİ"NDE SURİYELİ SIĞINMACILAR
"Sığınmacılar"
konusu, dünyanın ve Türkiye'nin gündeminde tüm sıcaklığını korurken, değişik kurumların yanı sıra sanatçılar da bu insanlık dramına ilgisiz kalmıyorlar. Ömer Zafer Göktürk, Handan Güler ve Serhat Saraydar'ın Ankara'da açtıkları "Sınır ve Ötesi" başlıklı karma fotoğraf sergisi de bu duyarlıkla ortaya konmuş çalışmalardan biri...
NUSRET ERTÜRK ile SÖYLEŞİ
NUSRET ERTÜRK ile SÖYLEŞİ 
Şahver Karasüleymanoğlu'nun Nusret Ertürk'le 25 Mayıs 2016'da yaptığı söyleşi.
KAPAKTA TASARIM TARTIŞMASI
KAPAKTA TASARIM TARTIŞMASI*“Küstüm!” diyen de var, “Edebiyatın ruhuna daha uygun” diyen de…
* Tasarım değişikliğinin olumlu sonuçlarını kısa sürede gördüklerini söyleyen Can Yayınları’nın sahibi Can Öz, “Satışlarımız üçe katlandı” diyor…
KAMAMBER'İN ARMAĞAN GİŞESİ HÂLÂ AÇIK!
KAMAMBER'İN ARMAĞAN GİŞESİ HÂLÂ AÇIK!
"A ah! Tank! Tank mı?... Hmm, tank... yeşil. Kamuflaj yeşili. Yeşil, tank, tüfek... tank-tüfek mi? Sokakta tank-tüfek var ve benim hiçbir anlamım yok! Ne kadar naifim, tanrılar beni bildikleri gibi yapsınlar! İnandığım dünyayı şimdi ve burada kuracakmışım! Benim dünyadan haberim yok ki daha. Neye yararım ben? Ben erkek arkadaşıma kahvaltı hazırlayayım. Bugün sarı tabaklarla yeşil örtüyü sereceğim...
SELİM ESEN'İN "AA AJANS HABERLERİ" KİTABI ÇIKTI
SELİM ESEN'İN "AA AJANS HABERLERİ" KİTABI ÇIKTI
Usta gazeteci Selim Esen'in "AA Ajans Haberleri - Olaylar Sarmalında Yazıl(a)mayanlar" kitabı Ürün Yayınları'ndan çıktı.
BİR DÖNEMİN YEMEKLİ HİKÂYESİ "SOĞAN ÖLDÜ YAŞASIN YEMEK"
BİR DÖNEMİN YEMEKLİ HİKÂYESİ "SOĞAN ÖLDÜ YAŞASIN YEMEK"
Acı, tatlı anılar, hayatın tuzu biberi yaşanmışlıklar, aynı sofradaki lezzetler gibi tadı damağımızda kalan kelimeler… Yemek yemeyi büyük bir keyif haline getiren, sofrasını dostlarla paylaşmayı ve kadeh kaldırmayı seven bir kadın, Sunar Kural Aytuna…
SILA: DEMOKRASİ FARKLILIKLARA SAYGI DUYMANIN ADIDIR
SILA: DEMOKRASİ FARKLILIKLARA SAYGI DUYMANIN ADIDIR
Yenikapı'da düzenlenen ‘Demokrasi ve Şehitler Mitingi' öncesi "Darbelere karşıyım ama böyle bir şovun içinde olmayacağım" dediği için hedef tahtasına oturtulan Sıla, süreci şaşkınlık ve üzüntüyle izlediğini söyleyerek, "Demokrasi farklılıklara saygı duymanın adıdır" dedi.
VEDAT TÜRKALİ'Yİ KAYBETTİK!
VEDAT TÜRKALİ'Yİ KAYBETTİK!
Yazar Vedat Türkali bu sabah 97 yaşında Yalova'da hayatını kaybetti. Acı haberi Türkali'nin kızı Deniz Türkali Twitter'dan duyurdu.
DURSUNALİ SARIKOÇ'U KAYBETTİK!
FOTOĞRAF SANATÇISI DURSUNALİ SARIKOÇ'U KAYBETTİK!
Fotoğraf sanatçısı Dursunali Sarıkoç bugün hayata gözlerini yumdu.
ALTIN KOZA'DA YARIŞACAK FİLMLER BELLİ OLDU
ALTIN KOZA'DA YARIŞACAK FİLMLER BELLİ OLDU
Geleneksel olarak Altın Koza Film Festivali adıyla düzenlenen, ancak bu yıl Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından adı değiştirilerek "23. Uluslararası Adana Film Festivali"nde 55 film arasından 12 film seçildi.
SITKI FIRAT'I KAYBETTİK
SITKI FIRAT'I KAYBETTİK
Fotoğraf sanatçısı Sıtkı Fırat 86 yaşında hayata gözlerini yumdu. Ünlü fotoğraf sanatçısının ölümü fotoğraf çevrelerinde üzüntüyle karşılandı. Fırat, 18 Haziran Cumartesi günü Kocatepe Camii'nde kılınacak cenaze namazının ardından Ankara Cebeci Asrî Mezarlığı'nda toprağa verilecek.
UYKUSUZ, ERDOĞAN'IN DOĞUM KONTROLÜ SÖZLERİNİ YORUMLADI
UYKUSUZ, ERDOĞAN'IN DOĞUM KONTROLÜ SÖZLERİNİ YORUMLADI
Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan "Zürriyetimizi artıracağız diyorum. Nüfus planlamasıymış, doğum kontrolüymüş, hiçbir Müslüman aile böyle bir anlayış içinde olamaz" demiş ve bu sözler gündemi değiştirmiş, tartışma yaratmıştı. Haftalık mizah dergisi Uykusuz Erdoğan'ın bu sözlerini bir karikatürle kapağına taşıdı.
HAYDARPAŞA'DA 8. KİTAP GÜNLERİ
HAYDARPAŞA'DA 8. KİTAP GÜNLERİ
Haydarpaşa Gar istasyonunun peronlarında yapılan 8. Kitap Günleri 5 Haziran'a kadar devam edecek. Kadıköy Belediyesi tarafından düzenlenen 8. Kitap Günleri 1 Haziran'da Haydarpaşa'da başladı. Haydarpaşa Gar istasyonunun peronlarında yapılan kitap günlerinin onur konuğu Türk edebiyatının önemli isimlerinden Selim İleri.
GIRGIR'IN KAPAĞI: "BENİ TÜRK SAVCILARINA EMANET EDİNİZ"
ERDOĞAN GIRGIR'IN KAPAĞINDA: BENİ TÜRK SAVCILARINA EMANET EDİNİZMizah dergisi Gırgır, Rıza Sarraf davasında Erdoğan'ın ve 4 bakanın adının geçmesi üzerine Erdoğan karikatürünü "Beni Türk savcılarına emanet ediniz" ifadesiyle kapağına taşıdı.
GÖÇE SÜRÜLEN HAYATLARIN HİKÂYESİ: GÂVUR MAHALLESİ
GÖÇE SÜRÜLEN HAYATLARIN HİKÂYESİ: GÂVUR MAHALLESİ
Zorunlu göç ile kültürlerin nasıl susturulduğunu, mekânlardan nasıl uzaklaştırıldığını anlatan "Gâvur Mahallesi" etkinliğine ilgi yoğun oldu. Gösterimin yapıldığı salonun yetersiz kalması nedeniyle 95 dakikalık belgeseli çok sayıda katılımcı ayakta izledi.
DAVUTOĞLU'NUN GİDİŞİ GIRGIR'IN KAPAĞINDA
Haftalık mizah dergisi Gırgır, Başbakan ve AKP Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasındaki gerginliği "Davutoğlu'nun yetkileri Erdoğan tarafından bir bir budanıyor" başlığıyla kapağında işledi.
EROTİK, POLİTİK ve SARKASTİK BİR OYUN: KAMAMBER
Kara Kabere ekibi, Kamamber adlı oyunda oldukça çarpıcı bir metin ve performansla dört kadının hikayesini anlatıyor. Adı üstünde dört kadın; KendiniYiyen, DarAlan, Bağlanan ve BirOlan.
YENİ KUŞAK MODACILARDAN “KADİFEDEN HİKÂYELER”
İKÜ'lü genç tasarımcılar, Türk edebiyatının ünlü eserlerinden ilham aldıkları söz, öykü ve şiirleri, kadife kumaşlarda buluşturup bugünün hikâyesini yazdılar.
FERZAN ÖZPETEK’TEN KOMŞU DESTEĞİ…
Ressam Serpil Yeter'in "SerpİL­en­STANBU" adını taşıyan sergisinin açılışına Galata'dan komşusu ünlü yönetmen Ferzan Özpetek katılarak destek verdi. Sanatçının 37 tablosunun yer aldığı sergi 30 Nisan tarihine kadar kalacak.
KARA KABARE'NİN BİLETLERİ 'ARMAĞANLA' ALINACAK
“Kamamber”i izlemek isteyenler, “armağan ekonomisi” ile bilet alabilecek. Seyirciler, Kara Kabare’nin sitesinde yayımlanacak olan ihtiyaç listesinden diledikleri maddeyi temin ederek oyuna rezervasyon yaptırabilecek.
SARAY'I YARGILAYACAK CESUR BİR TİYATRO ARANIYOR!
Devr-i Sultan'ı tiyatro oyunu olarak kaleme alan Gazeteci-yazar Ahmet Abakay, kitabında anlattığı ‘Sultanistan Gezegeni'nde ‘Başkan' ve yandaşlarının işledikleri suçları yargılayan hikâyesini seyirciyle buluşturacak ‘cesur bir tiyatro' arıyor.
NÂZIM HİKMET BELGESELİ AMERİKA'DA YAYINLANDI
Niksarlı Cihat Taşkın’ın Görüntü Yönetmenliğini yaptığı NÂZIM HİKMET Belgeseli ABD’de yayınlandı
İSMET NURKAN İSLİMYELİ'Yİ KAYBETTİK
Türk plastik sanatçılarından İsmet Nurkan İslimyeli, 31 Ekim'de aramızdan ayrıldı. İslimyeli, Asker Ressamlar ekolünden Nüzhet İslimyeli'nin oğluydu.
KARANLIK BİR DÖNEMİN SİYAH / BEYAZ FOTOĞRAFINI ÇEKTİ
Gazeteci-yazar Attila Aşut, 1995-1998 yılları arasında yaşanan olayların siyasal / toplumsal günlüğünü tuttu.
CAN ERTUNA, SAVAŞ VE İSYANLARI YAZDI
NTV muhabiri Can Ertuna, yaklaşık 4 yıl boyunca Tunus'tan, Libya'ya, Mısır'dan Suriye'ye Arap coğrafyasındaki olayları yakından izledi ve notlarını "Arap İsyanları Güncesi" adlı kitapta topladı.
İBRAHİM DİNÇ'İN GEZİ AFİŞLERİ SERGİSİ
Grafik sanatçısı İbrahim Dinç'in "Gezi'nin 1. Yılı Afiş Sergisi" 31 Mayıs Cumartesi Ankara'da Mülkiyeliler Birliği'nde
BELEDİYE'NİN SANATA MÜDAHALESİNE CEZA GELDİ
Yontu sanatçısı Hasan Fehmi Hızal, eserine müdahale eden Trabzon'un AKP'li Belediye Başkanı Orhan Gümrükçüoğlu'na karşı açtığı tazminat davasını kazandı
CEYHUN ATUF KANSU ŞİİR ÖDÜLÜ AÇIKLANDI
Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü'nü "Çayırı Sayıklamak" adlı yapıtıyla Cevahir Bedel kazandı.
TOKİ'DEN İÇ KARARTAN FOTOĞRAF ÖDÜLLERİ
Adı uzun süredir kent yağmasıyla ve betonlaşmayla anılan Başbakanlık'a bağlı TOKİ, bir fotoğraf yarışması düzenleyerek imajını düzeltmeye çalıştı. Ödüle layık görülen fotoğraflar ise TOKİ'nin iç karartan betonlaşma manzaralarını yansıtmaktan kurtulamadı.
"ZULÜMNAME" ESKİŞEHİR'DE
6 ay önce çalışmalarına başlanan trajikomik müzikal oyun "ZULÜMNAME"'nin prömiyeri 10 Şubat 2014 Pazartesi günü Eskişehir Tepebaşı Belediyesi, Zübeyde Hanım Kültür Merkezi'nde yapılacak.
 
1 - 2 - 3 - 4
 8 :
 

Bizhaberiz Bağımsız Haber Portalı

BİZHABERİZ BAĞIMSIZ HABER PORTALI | Bizhaberiz.net © 2016 | Son Güncelleme : 16.12.2017 - 08:10:20 | Şu an 102 kişi online | Kullanım Koşulları