ANA SAYFABİZHABERİZREKLAM
   
YÜRÜYÜŞTEN İZLENİMLER
İÇERİK
BAŞLIKLAR

Attila AŞUT

Attila Aşut Adalet Yürüyüşü'ndeTürkiye'nin toplumsal tarihinde yeni bir dönemin başlangıcı sayılan "Adalet Yürüyüşü", 9 Temmuz'da gerçekleştirilen iki milyonluk Maltepe Mitingi ile doruğa ulaştı. Bu yazıda, yürüyüş ve sonrasına ilişkin izlenimlerimizi paylaşmak istiyorum...

* * *

-Öncelikle belirtmemiz gerekir ki, CHP örgütü bu sınavdan yüzünün akıyla çıktı. Son derece örgütlü ve disiplinli bir yürüyüştü. 25 gün boyunca kayda değer bir aksaklık yaşanmadı ve eylem, kimsenin burnu kanamadan, planlandığı gibi barışçıl biçimde sona erdi.

-CHP'li belediyeler, yürüyüşün başarısı için ellerinden geleni yaptılar. İnsanların temel gereksinimleri düzenli olarak karşılandı. Kimse aç ve susuz kalmadı!

Attila Aşut eşi Özen Aşut ile birlikte "Adalet Yürüyüşü"nde

-Milletvekilleri de ön sıralarda sorumluluk üstlenmişti. Erkek vekillerin sakalları uzamıştı, bazılarını tanımakta güçlük çektim. Onursal Adıgüzel, elinde megafon, yol kenarında anonslar yaparak düzeni sağlamaya çalışıyordu. Veli Ağbaba ise bazen espriler patlatıyor, bazen Malatya türkülerine eşlik ediyor, bazen de yürüyüşçüleri halaya çağırıyordu.  

-Pendik'teki molada, bağımsız milletvekili Aylin Nazlıaka ile sohbet etme fırsatı buldum. Partisinden "ihraç" edilmişti ama arkadaşlarını bu yürüyüşte yalnız bırakmamıştı. Çevresindeki kadınlardan biri, "Ben hiçbir partinin üyesi değilim. Ülkeye sahip çıkmak için büyük bir istekle katıldım bu yürüyüşe. Çünkü Türkiye'nin geleceği konusunda kaygılarım var" dedi. Bu kaygılı yurttaşımız, yola çıkarken komşularını da çağırmış yürüyüşe ve onlara şöyle demiş: "Gelmezseniz, şikâyet etme hakkınız olmaz!"

-Yürüyüşte yaşlı ve sakallı bir adam dikkatimi çekmişti. Bir elinde bayrak, öteki elinde Atatürk'ün ve oğlunun resmi vardı. Yanına gidip konuştum. Adı Veysel Kılıç'tı. Askeri öğrenci olan oğlu Selahattin Kılıç'ın 15 Temmuz darbe girişimi dolayısıyla tutuklandığını ve iddianamesinin bir yıldır yazılmadığını söyledi. Daha önce İstanbul'da bir metrobüs durağında tek başına eylem yaptığını, Adalet Yürüyüşü başlayınca, protestosunu bu kez yollarda sürdürdüğünü anlattı.

L.Doğan Tılıç (Kılıçdaroğlu'nun yanında, lacivert gömlekli) ve ÇGD Genel Başkanı Tevfik Kızgınkaya (Kılıçdaroğlu'nun yanında, beyaz gömlekli) "Adalet Yürüyüşü'nde

-Ankara Güvenpark'tan yola çıkıp Kılıçdaroğlu ile İstanbul'a dek yürüyen orta yaşlı bir kadınla tanıştım. Yürüyüş sırasında ayakları su toplamıştı. Bir molada sağlıkçılar kendisine müdahale etmek istemiş; ancak o, "Geride kalırsam yürüyenlere yetişemem!" diyerek tedaviyi kabul etmemişti...

"Boyun Eğme" tişörtü "Adalet Yürüyüşü"nde

-"Adalet Yürüyüşü"nde gördüğüm insanlar, RTE'nin mitinglerindeki toplama kalabalıklardan çok farklıydı. Yürüyenler gerçek halk kesimleri ve sahici insanlardı! Her biri ülkenin başka bir köşesinden kalkıp gelmişti. Bazıları "adalet" sözcüğünü doğru seslendiremiyor, slogan atarken "Hak, hukuk, adelet" diye bağırıyordu!

-Engelli yurttaşlarımızı da caydıramamıştı yollardaki engeller! Onları koltuk değnekleri ve tekerlekli sandalyeleriyle bu yürüyüşte görenler çoğalttılar umutlarını.

-Yürüyenler çevreye çok duyarlıydı. Konaklama yerlerinde hem belediyelerin temizlik görevlileri hem yurttaşlar parkları temiz tutma konusunda hayli özenli davrandılar.

-CHP'li belediyeler yalnız ikram ve temizlik konusunda değil, sanatsal etkinlikleriyle de yürüyüşe renk kattılar. Örneğin Eskişehir Belediyesi'nin bando-mızıka takımı, mola yerlerinde çaldığı devrimci marşlarla izleyenleri coşturdu. Kadınların "Çav Bella" söyleyip dans etmeleri ise görülmeye değerdi.

-"Adalet Yürüyüşü"nde Türkiye'nin tüm muhalif renkleri vardı. Önemsediğim bir sol öbek ise, kendi "kızıl renkleri" bu renk denizinde silikleşmesin diye yürüyüşe katılmamayı yeğlemişti.     

-Yürüyüş boyunca olağanüstü güvenlik önlemleri alınmıştı. Jandarma ve Özel Tim, Kılıçdaroğlu'nun çevresinde kuş uçurtmuyordu. Bir molanın ardından yeniden yürüyüş hazırlığı yapılırken, polis barikatının önünde Mustafa Balbay'la karşılaştım. Nasılsa, güvenlik çemberinin dışında kalmıştı. Ayaküstü sohbet ettik. Yürüyüş başlayınca, Çevik Kuvvet polislerinin arasından geçerek korteje girmek istedi. Ancak polisler izin vermedi. "Ben milletvekiliyim!" dediyse de dinleyen olmadı. Kendisinden kimliğini göstermesini istediler. Bu kez ben araya girdim ve "Mustafa Balbay'ı tanımıyor musunuz? O bir milletvekili" dedim. Balbay da bu sırada polislerin bir anlık duraksamasından yararlanarak içeri dalıverdi!   

-Yol boyunca sıradan insanlarla konuştum. "Adalet Yürüyüşü"ü içtenlikle destekliyor ama Kılıçdaroğlu'nun siyasal çizgisindeki gelgitleri de açıkyüreklilikle eleştiriyorlardı. Bakmayın siz Kılıçdaroğlu'nun bu eylemde önde görünmesine! Gerçekte önde yürüyenler, emekçi halk kitleleriydi!

* * *

Adalet Yürüyüşü yabancı TV kanallarında

-Maltepe'deki miting alanına iki ayrı denetim noktasında aranarak girdik. Aramayı yapan polisler, kimi döviz ve pankartların alana sokulmasına izin vermedi. Özellikle "OHAL" ve "KHK" eleştirisi içeren pankartlar toplandı! Benim elimde "Gazeteciler İçin ADALET" pankartı vardı. Eşim de "Nuriye ve Semih İçin ADALET" pankartı taşıyordu. Bizim pankartlarımıza dokunmadılar.

-Kılıçdaroğlu Maltepe konuşmasına başlarken, yürüyüş boyunca konakladığı yerlerin adlarını tek tek sayarak herkese teşekkür etti. Teşekkür listesi hayli uzundu. Ama en dikkat çekici teşekkürü, güvenlik güçlerineydi. Kılıçdaroğlu'nun ağzından "halkın polisi" övgüsünü duyanlar hayli şaşırdı. Evet, güvenlik güçlerinin Kılıçdaroğlu'nu korumak için özel bir çaba harcadıklarına biz de tanık olduk. Ayrıca polisler kendisine karşı çok saygılıydılar. "Yukarıdan" tembihli olacaklar ki, Kılıçdaroğlu'ndan hep "Sayın Genel Başkan" diye söz ediyorlardı. Ama aynı güvenlik görevlileri, Ankara'nın Yüksel Caddesi'nde "Nuriye ve Semih ölmesin!" yazılı pankart açan yaşlı insanları her gün yerlerde sürüklüyor, gaza boğuyorlardı. Kılıçdaroğlu güvenlik güçlerine teşekkür ederken, keşke Kızılay'daki bu orantısız müdahale yöntemlerini de eleştirseydi.

* * *

"Maltepe'den sonra ne olacak?"

O gün herkesin yanıtını aradığı soru buydu. İnsanlarda temkinli bir iyimserlik gözledim. Toplumsal muhalefetin en geniş biçimde destek verdiği bu kitlesel eylemden Kılıçdaroğlu'nun ders çıkaracağını umuyordu herkes. Bu beklentinin boşa çıkması; bunca emeğin, çabanın ve alın terinin çöpe gitmesi anlamına gelir. AKP iktidarının ve Saray rejiminin yıkılması, demokrasi güçlerinin öncelikli görevi olmalıdır. Bunun için "Adalet Yürüyüşü"ne katılan ve destek veren milyonların beklentilerine uygun bir devrimci programı ve eylem planını tez zamanda uygulamaya koymak gerekiyor.

attila.asut@gmail.com

 

UZUNCA BİR ARADAN SONRA ATTİLA AŞUT HABER ARŞİVİ YÜRÜYÜŞTEN İZLENİMLER ON BİNLERİN “ADALET YÜRÜYÜŞÜ” HEPSİ “BAŞDANIŞMAN”! ÜÇ AYDIN, ÜÇ MEKTUP SIRA “AK-PAK PARTİSİ”NDE! NÂZIM’IN ŞAPKASI! HADİ BUNLARI DA DEĞİŞTİRSENE! TEK SORUN “ARENA” MI? CİM KARNINDA BİR NOKTA ALÇAKLIĞIN DERİN TARİHİ VE ONURLU DİRENİŞÇİLER OKURDAN YAZARA, YAZARDAN OKURA… 1 MAYIS’A ŞİİRLER HAYIR’DAN SONRA… UTANÇ VE ONUR! TEK SEÇENEKLİ HALKOYLAMASI! HAPİSHANECİ… TÜRKÇENİN ENGEBELİ YOLLARI… SÖZCÜK SEÇİMİNDE NE KADAR ÖZENLİYİZ? SÖZCÜKLER KARIŞINCA… OLANAK VE OLASILIK ANLAMLARI FARKLI SÖZCÜKLER “ÇINARLI KÖYÜN MUHTARI” CEM EROĞUL’UN MARKSİZM VE TÜRKÇE AŞKI! DİLİMİZ YURDUMUZDUR! KÖŞEYAZISI LİBERALLERİN LAİKLERLE DERDİ NE? FULLER, “RADİKAL SEKÜLARİST” VE “LAİKÇİ” “LAİKÇİ”!
 
1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8
 8 :
 

Bizhaberiz Bağımsız Haber Portalı

BİZHABERİZ BAĞIMSIZ HABER PORTALI | Bizhaberiz.net © 2016 | Son Güncelleme : 16.12.2017 - 08:10:20 | Şu an 102 kişi online | Kullanım Koşulları