ANA SAYFABİZHABERİZREKLAM
   
"SINIR VE ÖTESİ"NDE SURİYELİ SIĞINMACILAR
İÇERİK
BAŞLIKLAR

Göçerlik sürecinden üç fotoğrafçının kamerasına takılanlar...

"Sınır ve Ötesi"nde Suriyeli sığınmacılar

Attila Aşut

Altı yıl önce Suriye'de başlayan iç savaş nedeniyle ülkelerinden göç ederek Türkiye'ye sığınmak zorunda kalan insanların sayısı 4 milyona yaklaştı. Türkiye'de ayrıca Suriyeli olmayan 300 bin dolayında sığınmacı var. Bunlar, daha çok Afganistan, Irak, İran ve kimi Afrika ülkelerinden  ekonomik nedenlerle gelenler.

Göçlerin doğurduğu önemli sorunlarından biri de "çocuklar". Resmi verilere göre, yalnızca Türkiye'de doğan Suriyeli bebeklerin sayısı 200 bine yakın. Suriye'den getirilen çocukları da buna eklerseniz, Türkiye'deki Suriyeli sığınmacıların yarıya yakını bebek ve çocuklardan oluşuyor.

"Sığınmacılar" konusu, dünyanın ve Türkiye'nin gündeminde tüm sıcaklığını korurken, değişik kurumların yanı sıra sanatçılar da bu insanlık dramına ilgisiz kalmıyorlar. Ömer Zafer Göktürk, Handan Güler ve Serhat Saraydar'ın Ankara'da açtıkları "Sınır ve Ötesi" başlıklı karma fotoğraf sergisi de bu duyarlıkla ortaya konmuş çalışmalardan biri...

"GÖÇMEN, MÜLTECİ, MUHACİR..."

Fotoğraf yolculuklarının son döneminde, yolları Suriyeli sığınmacıların yaşadıkları ortamları belgelerken kesişen üç sanatçımız, sergilerinin amacını şöyle açıklıyorlar:

" ‘Göçmen', ‘mülteci', ‘muhacir'... Bunlar, bir nedenle yerinden yurdundan edilme sürecinde insanlara verilen acı yüklü sıfatlardır. Bu olgu, tek bir anı ya da sınırlı bir zamanı içermez. Hem maruz kalan insanlar üzerinde hem de geride bıraktıklarında yıllarca, bazen ömür boyu etkisi olan bir süreçtir. Bu süreçte sorunlar sürekli hem biçim değiştirir hem de nitelik. Acılar, genellikle bir sonraki neslin de sırtına yapışır, yamanır.

Coğrafyamız, ülkemiz ve insanları, yıllar boyunca bu acıların çeşitli biçimlerine tanıklık etti ve ediyor. Yaşamımızdaki masum sınırları değiştirme, farklılaştırma çabaları bile bizi hep zorlamıştır, üzmüştür. Göç sürecinin en acılı mağdurları olan kadınlar ve çocuklara ilişkin hepimizin belleğinde, bazen bir kenarda, bazen de önümüzde görseller, anılar vardır."

STATÜLERİNİN BELİRSİZLİĞİNDEN KAYGILILAR

Sergide yapıtları yer alan Handan Güler ve Ömer Zafer Göktürk'le söyleşiyoruz. Daha çok kadınların ve çocukların ön planda olduğu fotoğrafları Ankara'nın çeşitli semtlerinde çektiklerini söylüyorlar. "Evlerin içinde fotoğraf çekerken sorun yaşadınız mı?" diye soruyorum. "Hayır, böyle bir şey hiç olmadı" deyip ekliyorlar: "Çocuklar zaten kamerayı görünce hemen gelip kareye girmek istiyorlar. Kadınlar ise, belki de bu fotoğrafların toplumda kendilerine yönelik duyarlılığı artıracağını düşünerek karşı çıkmıyorlar."

Suriyeli göçmenlerin en büyük sıkıntısı ve tedirginliği ise Türkiye'deki hukuksal statülerinin belirsizliği. Uluslararası sözleşmelere göre kimine "geçici koruma", kimine "insani koruma", kimine "şartlı mülteci", kimine ise "yurttaşlık" statüsü veriliyor. Ancak bunların hangi ölçütlere göre yapıldığı konusunda kimsenin bilgisi yok.

"GERÇEK BİR BARIŞTIR UMUDUMUZ"

Ömer Zafer Göktürk diyor ki: "Bizler; objektiflerimizin tanık olabileceği ölçüde bu göçerlik sürecinin küçük bir bölümünde fotoğraf çektik, süreç devam ettikçe çekmeye de devam edeceğiz. Savaşların olmadığı; bu acılı, sancılı süreçlerin bittiği, ne gözlerimize ne de objektiflerimize bu görüntülerin bir daha girmediği, herkes için gerçek bir barıştır umudumuz, dileğimiz."

Bu dileklere katılmamak olanaklı mı?

"Sınır ve Ötesi" fotoğraf sergisi Galeri Çankaya'da sizleri bekliyor! Son gün 15 Aralık. Kaçırmayın derim!

attila.asut@gmail.com

 

 

Bizhaberiz Bağımsız Haber Portalı

BİZHABERİZ BAĞIMSIZ HABER PORTALI | Bizhaberiz.net © 2016 | Son Güncelleme : 20.09.2018 - 08:53:45 | Şu an 109 kişi online | Kullanım Koşulları