Bizhaberiz Bağımsız Haber Portalı  
ANA SAYFABİZHABERİZREKLAM
   
SEMRA TOPÇU, "BU KADAR HOYRAT OLMAMALIYDI!"
İÇERİK
BAŞLIKLAR

SEMRA TOPÇU:

"Bu kadar hoyrat, bu kadar kaba, bu kadar düşmanca davranmayı hak etmemiştik"

BİZHABERİZ - Kamuoyu yerel seçimin hemen ardından Halk TV'de işten çıkarmaları Semra Topçu'nun sosyal medya mesajıyla öğrendi. Yalnızca Semra Topçu'nun değil, Lâle Özan Arslan, Rahmi Aygün, Barış Yarkadaş, Atakan Gültekin ve Gökhan Demirel'in de işlerine son verilmişti. Üstelik işten çıkarıldıkları Halk TV yöneticileri tarafından değil, kanalın avukatı tarafından tebliğ edilmiş.

LÂLE ÖZAN ARSLAN'IN TWITTER MESAJI
Daha sonra Lâle Özan Arslan da Twitter hesabından " Sevgili dostlarım, evet olanlar doğrudur. 10 yıllık emeğimin karşılığı bu kadar çirkin olmamalıydı. Kararı verenlerin ne kadar iş bilmez olduğu bellidir, umarım Halk TV için iyi olur. Genel Mdr'müz Şaban Sevinç'in bu kararla ilgili hiçbir dahli yoktur özellikle belirtmek isterim," mesajını paylaştı. Lâle Özan Arslan'ın takipçileri, "Şaban Sevinç'in bu kararda dahli yoksa, bu kadar büyük bir haksızlığın karşısında sessiz kalmaması, sizleri yalnız bırakmaması, istifa etmesi gerekirdi." Yorumunu yaptılar. Şaban Sevinç'in nasıl bir açıklama getireceği basın çevrelerinde merakla bekleniyor.

UĞUR DÜNDAR'IN İSTİFASI
Halk TV'de "Halk Arenası" programını yapan Uğur Dündar da nezaketsiz bir biçimde yapılan toplu işten çıkartmalar karşısında tarafsız kalmadı, çalışma arkadaşlarının uğradığı haksızlığı protesto etmek için istifa ettiğini açıkladı.

SEMRA TOPÇU'NUN AÇIKLAMASI
Halk TV'de neler olup bittiğinin perde arkasına Semra Topçu'nun yazılı açıklaması ışık tuttu. İşten çıkartıldığını yorucu seçim yayınının hemen arkasından, sabah yayınını bitirip stüdyodan çıktığında kanal avukatının eline tutuşturduğu tebligattan öğrenen Topçu, uğradığı haksızlığı ve karşı karşıya kaldığı nezaketsizliği şu satırlarla dile getirdi;

"Ben bir gazeteciyim. Sekiz yıl önce Halk TV'de işe başlamak, orada habercilik yapmak, program hazırlamak benim için onurdu. Hiçbir zaman profesyonel bir eleman olarak hissetmedim kendimi. Azdan çok üreten, yoktan var eden küçük bir gönüllü ekibin parçasıydım.

Hep birbirimize dayandık, birbirimizin eksiğini tamamladık, sesini yükselttik. İhtiyacı olana omuz verdik, destek olduk, kimi zaman da birbirimizin omuzunda ağladık.

Bir AVM'de daracık bir salona sıkışmış bir kanaldı, borç batağına girip birbiri ardına hacizler geldiğinde kimseler duymadı acımızı. O küçücük gönüllüler ekibi olarak, bankalardan krediler çekip yaşattık bu kanalı. Aletlere el konulmasın diye nöbetler tuttuk başında, hacizlerle mücadele ettik...

Gezi eylemlerinde yaşadık en büyük heyecanı, tatmini, mutluluğu. Penguen belgeseli gösteren, sağırları körleri oynayan haber kanallarının aksine biz yansıttık o isyankârların sesini tüm ülkeye. Kameramız yoktu, eylemciler görüntü gönderdi. Muhabirimiz yoktu diğer kanalların muhabirleri destek oldu. Günler geceler boyu kesintisiz verdik o günlerde yaşananları. Boyumuzdan büyük işler başardık. İşte bu kanal o günlerden sonra halkın belleğinde yer edindi, gerçek bir haber kanalı haline geldi. Bir marka oldu; kuranların ve bizlerin bile tahayyül edemediği kadar etkili bir marka...

AKP siyasi iktidarının medyayı kontrolü altına aldığı, haber kanallarının iktidarın canlı yayın aygıtları haline geldiği dönemde biz habercilik yaptık; Halk TV tüm muhaliflerin sesini duyurabileceği, hak haberciliğinin yapıldığı bir mecra olmayı sürdürdü. Demokrasi mücadelesine katkıda bulunan; halkın haber alma hakkını ve basın özgürlüğünü savunan yıkılmaz bir kaleydik, alternatif medyaydık.

Seçim gecesi geç vakitte ayrıldığım kanala heyecanla koştum, sabaha kadar yayın yapan Lale'den 1 Nisan sabahı saat 06.30'da yayını aldım. Şen şakraktım. Öyle ya, karanlık tünelde ışık görünmüştü, martın sonu gerçekten bahar olmuştu. Neşeli tweetler attım, programı gülen yüzle, parlayan gözlerle bitirdim.

Peki sonra ne oldu? Daha stüdyodan çıkmıştım ki, avukatlar geldi ve bir kağıt koydu önüme? Okudum ama anlayamadım, bir daha okudum, bir daha... 'Kanal reytinglerindeki düşüş sebebiyle iş akdiniz 01.04.2019 tarihi itibarıyla feshedilmiştir.' Az önceki sevincim, mutluluğum, zafer havası, hepsi, hepsi uçup gitti bir anda. Karanlık...

Sonra gece boyu yayın yaptıkları için yorgun düşen o küçücük ekibimiz toplandı. Benim gibi, Rahmi Aygün, Lale Özan Arslan, Barış Yarkadaş, Atakan Gültekin ve Gökhan Demirel'in de işlerine son verilmişti. Onlar da şaşkındı benim gibi. Nedenini, niçinini soracak sorumlu yoktu karşımızda. Tazminatlarımızla ilgili bilgi bile alamadık. Hemen eşyalarımızı topladık, öğleden sonra kapının önündeydik. Biz çıkarken yeni ekip yayın hazırlıklarına başlamıştı bile...

Evet anlıyorum, bu kanalın sahip ve yöneticileri bir karar vermiş ve artık bizimle çalışmak istemiyorlarmış. Tamam, olabilir. Ama biz böyle hoyrat davranmayı hak edecek ne yaptık? Hadi böyle bir zafer gününü yaşamamıza izin verip bir gün daha bekleyemeyecek kadar aceleleri vardı. Hadi yüzümüzü görmek istemiyorlardı, kendileri karşımıza geçip söylemek yerine avukatlarla gönderdiler işten atma yazılarını. Hadi bir veda partisi düzenlemeye, dostça uğurlamaya gerek görmediler. Bunları da anlıyorum...

Ama alelacele yazılmış, şablon ve haksız bir 'reyting düşürme' suçlaması yerine gerçek gerekçe söylenemez miydi? Daha önemlisi, bunca yıldır bizi izleyen Halk TV'nin izleyicilerine veda etmeye hakkımız yok muydu? Bizi ekrandan uzaklaştıranların, Halk TV'nin değerli ve vefakâr izleyicilerine bir açıklama borçları yok muydu? Bu kadar hoyrat, bu kadar kaba, bu kadar düşmanca davranmayı hak etmemiştik... Halk TV hiç hak etmemişti, hiç...

Tabii bu süreçte bizlere destek veren Uğur Dündar ağabeye sonsuz teşekkürler. Haberi alır almaz anında istifa ederek sadece destek vermedi o aslında. Nezaketin ne olduğunu, mesleki dayanışmanın ne anlama geldiğini de gösterdi cümle âleme...

Ayrıca köşelerinde, sosyal medya hesaplarında yazarak, arayarak destek olan çok değerli meslek büyüklerime, basın emekçilerine, dostlarıma teşekkür ederim.

Semra Topçu"

 

ORHAN AYDIN'IN YAZISI, "DİYARBEKİR VE..."
ORHAN AYDIN'IN YAZISI:
DİYARBEKİR VE...

F-16 uçakları adeta savaş günleriymiş gibi fır dönüyor kentin üstünde. Kahvede oturuyoruz aynı sesle irkiliyorum, sokaktayım aynı ses, yemekteyiz aynı ses, sahnedeyim aynı ses, uykudayım aynı sesle ayağa fırlıyorum...
NUSRET ERTÜRK'ÜN YAZISI, "DÜNDEN BUGÜNE DEĞİŞEN"
NUSRET ERTÜRK'ÜN YAZISI:
DÜNDEN BUGÜNE DEĞİŞEN

Kral Midas (M.Ö. 738-694), dokunduğu her şeyi altına çevirirmiş. Günümüz kralları ise, neye dokunurlarsa onu bozuyor, kullanılamaz bir duruma sokuyor...
ORHAN AYDIN'IN YAZISI, "MÜSAMERE"
ORHAN AYDIN'IN YAZISI:
MÜSAMERE

İşin suyu çıktı denir ya işte tam da o durum. Artık hiçbir anlamıyla bu ülkede hukuk adalet kavramlarından söz etmenin bir karşılığı yok...
ATTİLA AŞUT'UN YAZISI, "MAZBATA" DEDİKLERİ
ATTİLA AŞUT'UN YAZISI:
"MAZBATA" DEDİKLERİ

Seçim süreci boyunca en çok duyduğumuz sözcük "beka" idi. Seçimden sonra "beka"nın pabucu dama atıldı, onun yerini "mazbata" aldı. Şimdi herkesin ağzında bu sözcük...
"GIDA DENETİMLERİ YETERLİ Mİ?"
ERCÜMENT TUNÇALP'İN YAZISI:
GIDA DENETİMLERİ YETERLİ Mİ?

2012 yılından bu yana Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı (şimdiki adıyla Tarım ve Ormancılık Bakanlığı) yılda 2 defa yurt çapında yaptığı gıda denetim sonuçlarını açıklar ve hile yapan firmaları teşhir ederdi...
ATTİLA AŞUT'UN YAZISI, "BEKA"DAN "MAŞERİ VİCDAN"A…
ATTİLA AŞUT'UN YAZISI:
"BEKA"DAN "MAŞERİ VİCDAN"A…

"Beka" gibi, gündelik dilde pek yeri olmayan naftalin kokulu bir sözcüğü seçim stratejilerinin merkezine oturtarak ülke gündemine sokmayı başardılar!
NUSRET ERTÜRK'ÜN YAZISI, "ŞİFRELİ YAŞAM"
NUSRET ERTÜRK'ÜN YAZISI:
ŞİFRELİ YAŞAM

Şifre, gizlilik içerir. Kişisel bilgilerde, devlet sırlarında şifre kullanılması yerindedir. Ancak, her adımda şifreye yer verilmesi hoş görülemez. "Seçimin şifresi", "geçmişin şifresi", "geleceğin şifresi", "şunun şifresi", "bunun şifresi"... Demokrasi açıklık düzenidir. Bu bir susturucu "proje" olmasın?
SEMRA TOPÇU, "BU KADAR HOYRAT OLMAMALIYDI!"
SEMRA TOPÇU, "BU KADAR HOYRAT OLMAMALIYDI!"
Kamuoyu yerel seçimin hemen ardından Halk TV'de işten çıkarmaları Semra Topçu'nun sosyal medya mesajıyla öğrendi. Yalnızca Topçu'nun değil, Lâle Özan Arslan, Rahmi Aygün, Barış Yarkadaş, Atakan Gültekin ve Gökhan Demirel'in de işlerine son verilmişti. İşten çıkarıldıkları Halk TV yöneticileri tarafından değil, kanalın avukatı tarafından tebliğ edilmiş.
ORHAN AYDIN'IN YAZISI, "İSTANBUL..."
ORHAN AYDIN'IN YAZISI:
İSTANBUL...

-Yapamazsınız bu yasalara aykırı denilen ne varsa yapılıyor.
-Yalnızca son yaşadığımız seçimler bahsinde değil, ülke yönetiminde hayatın her alanında ne isteniyor, nasıl olması isteniyorsa yapıldı.
-Muhalefet yalnızca kural ve yasa tanımazlığa dikkat çekti, ama şu ana kadar engellenen hiçbir şey yok...
"VE BİR ORMAN GİBİ KARDEŞÇESİNE..."
ORHAN AYDIN'IN YAZISI:
VE BİR ORMAN GİBİ KARDEŞÇESİNE...
Bir yanımızda karlı dağlar, ötemizde su gözeleri, yüreklerimizde umut, çiçeklenip halaya durmuş hayatın orta yerinden Munzur boyunca yol alıyoruz...
ATTİLA AŞUT'UN YAZISI, "BAHARI BEKLERKEN..."
ATTİLA AŞUT'UN YAZISI:
BAHARI BEKLERKEN...

Ülkede bugün yerel seçimlerin sonuçları konuşulurken, siyasal söylemlerden yorgun düşen okurlarımı, güney komşumuzdaki sanat etkinliklerinde dolaştırarak biraz dinlendirmek istiyorum. Baharı sanatla karşılamak hepimize iyi gelecek...
"BEKA MESELESİ DEĞİL KÜRT MESELESİ"
RAHMİ YILDIRIM'IN YAZISI:
BEKA MESELESİ DEĞİL KÜRT MESELESİ
Tam 62 yıl önceydi; yani 1957 yılıydı. İktidarda Demokrat Parti DP, muhalefette CHP vardı. Ekonomik ve siyasi kriz baş göstermiş, DP erken seçim kararı almıştı...
ERCÜMENT TUNÇALP'İN YAZISI, "ÜRETMEDEN TÜKETEMEYİZ"
ERCÜMENT TUNÇALP'İN YAZISI:
ÜRETMEDEN TÜKETEMEYİZ

Konunun çerçevesi çok geniş olmasına rağmen, sadece tarımsal üretim açısından değerlendirmenin önceliği olmalıdır...
NUSRET ERTÜRK'ÜN YAZISI, "İSTENİRSE"
NUSRET ERTÜRK'ÜN YAZISI:
İSTENİRSE

Sinirli bir uçak yolcusu memura ağır hakaretlerde bulunur. Memur hepsini gülerek karşılar. Arkadan gelen yolcu, memuru sabırlı oluşundan dolayı kutlar. Ardından:
"Ama, bir şey de yapmalıydınız" der. Memur:
"Elbette yaptım. Kendisi Waşington'a giderken valizleri Japonya'ya gitti" yanıtını verir...
ORHAN AYDIN'IN YAZISI, "İSTEMEM EKSİK OLSUN"
ORHAN AYDIN'IN YAZISI:
İSTEMEM EKSİK OLSUN
Ne yazacağız ülkede doruğa tırmandırılan her tür düşmanlığı mı yoksa 11 yaşındaki çocuğa tecavüz eden İmam alçağının serbest bırakılmasını mı ya da her gün işlenen kadın cinayetlerine seyirci kalan soysuzluğu mu?
"YANLIŞLAR DÜZELTİLMEK İÇİNDİR!"
ATTİLA AŞUT'UN YAZISI:
YANLIŞLAR DÜZELTİLMEK İÇİNDİR!
Nicedir gazetelerdeki dizgi ve düzeltme yanlışlarının çokluğundan yakındığımı biliyorsunuz. Yazın dergilerinde ve kitaplarda da benzer bir durum sözkonusu...
"DÜNDEN BUGÜNE 'MÜRETTİP HATALARI'"
ATTİLA AŞUT'UN YAZISI:
DÜNDEN BUGÜNE "MÜRETTİP HATALARI"

Gazeteciliğe başladığım ilk yıllarda, dizgi ve düzeltme yanlışlarına "mürettip hatası" denirdi. Çünkü o zamanlar basımevlerinde kurşun harflerle dizilirdi yazılar. Dizgicilerin adı da "mürettip"ti...
ORHAN AYDIN'IN YAZISI, "SONUN BAŞLANGICI"
ORHAN AYDIN'IN YAZISI:
SONUN BAŞLANGICI
-Bu iş çığırından çıktı. Ben hiç böyle bir seçim süreci yaşamadım, sanırım ülkemde yaşamadı. Bir açıktan küfür etmedikleri, kendileri gibi düşünmeyen, oy vermeyeceklerini anladıkları tüm insanları tek tek tutuklayıp içeri atmadıkları kaldı...
NUSRET ERTÜRK'ÜN YAZISI, "ŞAPKA ÇIKARILACAK DURUŞ"
NUSRET ERTÜRK'ÜN YAZISI:
ŞAPKA ÇIKARILACAK DURUŞ

Ünlü bir tiyatro sanatçısı bir arkadaşıyla caddede yürüyor. Önüne çıkan dilenciye büyük bir para veriyor. Arkadaşı biraz ileride sanatçıyı uyarıyor:
"Bu dilencinin yoksul olmadığını, rol yaptığını" söylüyor. Sanatçının buna yanıtı şu oluyor:
"O zaman az bile vermişim!"
"YENİ ZELANDA KATLİAMI DA MI ALLAH'IN LÜTFU?"
RAHMİ YILDIRIM'IN YAZISI:
"YENİ ZELANDA KATLİAMI DA MI ALLAH'IN LÜTFU?"

Fanatik bir teröristin Yeni Zelanda Müslümanlarını kurban alan katliamı da, "Ne istedilerse verilmiş" çetenin 15 Temmuz darbe girişimi gibi "Allah'ın lütfu" sayılmışa benziyor...
ERCÜMENT TUNÇALP'İN YAZISI, "ÜRETİCİ BELEDİYE"
ERCÜMENT TUNÇALP'İN YAZISI:
ÜRETİCİ BELEDİYE

Yerel seçimlere az kaldı. Koltuk savaşları kıran kırana geçiyor. Halkımız da olan biteni seyrediyor ve ne kadarının hizmet aşkından kaynaklandığını süzmeye çalışıyor...
R.YILDIRIM'IN YAZISI, "BANGIR BANGIR EZAN TERÖRİZMİ"
RAHMİ YILDIRIM'IN YAZISI:
BANGIR BANGIR EZAN TERÖRİZMİ

HA­VA­LAR dü­zel­di di­ye bal­kon ka­pı­sı­nı aç­mış­tım. Ci­var­da­ki bü­yük ca­mi­de öğ­le eza­nı okun­ma­ya baş­la­dı. He­men koş­tum, ka­pı­yı ace­ley­le ka­pat­tım. Ne­den mi?
A.AŞUT'UN YAZISI, "BİR BİR EKSİLİRKEN YOLDAŞLARIMIZ..."
ATTİLA AŞUT'UN YAZISI
BİR BİR EKSİLİRKEN YOLDAŞLARIMIZ...

Uzun yaşamanın ağır yüklerinden biri de sevdiklerinizin ölümüne tanık olmaktır. Şubat başından bu yana çok sayıda değerimizi "öte yaka"ya yolcu ettik...
ORHAN AYDIN'IN YAZISI, "PROVOKATÖRLER..."
ORHAN AYDIN'IN YAZISI:
PROVOKATÖRLER...

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'ndeki binlerce insanı, hakları için bir arada görünce birilerinin dudakları uçuklamış, uykuları kaçmış olacak ki ortaya Kabataş benzeri yeni bir yalan "Ezanı ıslıkladılar" diye en tepeden servis edildi.
NUSRET ERTÜRK'ÜN YAZISI, "ANLATIM KITLIĞI"
NUSRET ERTÜRK'ÜN YAZISI:
ANLATIM KITLIĞI

Erkal Zenger, Turgut Özal'ı ve partisini tanıtım göreviyle Kars'tadır. Zenger bir ara Semra Özal'ı kent gezisinde izliyor, elinde telsizle merkeze bilgi veriyordu...
ATTİLA AŞUT'UN YAZISI, "HÜSEYİN ATABAŞ İÇİN"
ATTİLA AŞUT'UN YAZISI:
HÜSEYİN ATABAŞ İÇİN
İncelikli duyarlıkların bilge ozanı Hüseyin Atabaş da uçup gitti dünyamızdan!
Türkçenin emekçisi, şiirimizin gürültüsüz sesiydi o...
ORHAN AYDIN'IN YAZISI, "MUNZUR..."
ORHAN AYDIN'IN YAZISI:
MUNZUR...

Şu İstanbul kentinden Anadolu'nun herhangi bir iline, ilçesine, köyüne gitmek; çürümüşlüğün üstümüze sıçrattığı yalandan, sevinçlerimizin esir edilmesinden,  koşar adım uzaklaşmak gibi geliyor bana...
ERCÜMENT TUNÇALP'İN YAZISI, "PLASTİK ATIK MESELESİ"
ERCÜMENT TUNÇALP'İN YAZISI:
PLASTİK ATIK MESELESİ
Plastik atıkların dünyanın başına dert olduğu artık tartışma götürmez bir gerçektir. Hatta bunu plastik sanayicileri bile kabul etmiş durumdalar.
R. YILDIRIM'IN YAZISI, "TUNÇ SOYER'İN BABASI ZALİM!"
RAHMİ YILDIRIM'IN YAZISI:
TUNÇ SOYER'İN BABASI ZALİM!
YA TAYYİP'İN ATALARI?

Kim ne derse desin, Türkiye siyaset tarihi AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan kadar polemikçi bir siyasetçi görmemiştir, görmez de...
NUSRET ERTÜRK'ÜN YAZISI, "KANATILAN NİTELİK"
NUSRET ERTÜRK'ÜN YAZISI:
KANATILAN NİTELİK
Muhsin Ertuğrul (1892-1979), çağdaş Türk tiyatrosunun kurucusudur. Tiyatroda olması gereken kuralları koyan, tiyatroya kişilik kazandıran bir oyuncu ve yönetmendir. Ona, "Oyunlarınızı halk anlamıyor...
 
1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10
 8 :
 

Bizhaberiz Bağımsız Haber Portalı

BİZHABERİZ BAĞIMSIZ HABER PORTALI | Bizhaberiz.net © 2018 | Son Güncelleme : 23.04.2019 - 08:02:32 | Şu an 101 kişi online | Kullanım Koşulları