Bizhaberiz Bağımsız Haber Portalı  
ANA SAYFABİZHABERİZREKLAM
   
“GAZETECİLER GAZETECİLİK FAALİYETLERİNDEN DOLAYI YARGILANIYORLAR”
İÇERİK
BAŞLIKLAR

Faruk Bildirici: "Gazeteciler yaptıkları gazetecilik faaliyetlerinden dolayı yargılanıyorlar"

"Gazeteciler gazetecilik faaliyetlerinden dolayı yargılanıyorlar. Eğer gazeteciler bireysel faaliyetinden dolayı yargılansa biz gazetecilik yargılanıyor demeyiz. Ama yaptıkları haberlerden, söyleşilerden, ifade ettikleri görüşlerden dolayı yargılandıkları için de bu arkadaşlarımızın gazeteciliğin yargılandığını rahatlıkla söyleyebiliriz."

BİZHABERİZ - Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici Artı TV'de Altan Sancar'ın sunduğu Medya Kritik programına telefonla bağlanarak gündemi yorumladı.

Faruk Bildirici, "Gazeteciler yaptıkları gazetecilik faaliyetlerinden dolayı yargılanıyorlar. Eğer gazeteciler herhangi bir bireysel faaliyetinden dolayı suçlansa ve o nedenle yargılansa biz gazetecilik yargılanıyor demeyiz. Ama yaptıkları haberlerden, söyleşilerden, ifade ettikleri görüşlerden dolayı yargılandıkları için de bu arkadaşlarımızın gazeteciliğin yargılandığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Üstelik de bu siyasi iktidar döneminde bu bir alışkanlık, daha doğrusu bir yöntem haline geldi." dedi.

Bildirici, Doğu Akdeniz gündemini yorumlarken "Gazeteci elbette ülkesini destekler, ülkesinin çıkarlarını gözetir, ülkesini, insanların haklarını korumaya çalışır. Ama mesele şu ki bu nasıl yapılır. Yani devleti yöneten insanların düşüncelerini, onların açıklamalarını, onların uygulamalarını aynen desteklemek, aynı onlar gibi savaş çığırtkanlığı yapmak asla ve asla gazetecilik tavrı olamaz." ifadelerini kullandı.

Faruk Bildirici sözlerine "Gazeteciye düşen, devleti yöneten insanların yaptıklarını, uyguladıkları politikaları eleştirerek, onların yanlışlarını ortaya koyarak ve sürekli barıştan yana tavır koyarak ülkesinin çıkarlarını savunmak olabilir. Çoğu zaman maalesef dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi Türkiye'de de devleti yönetenlerin çıkarlarıyla ülkenin çıkarları birbirine karıştırılıyor. Yani gazetecilerin de devleti yönetenlerin çıkarlarını değil, ülkenin çıkarlarını, ülkenin insanlarının çıkarlarını savunması gerekir. Ülkenin insanlarının çıkarları da hiçbir zaman, asla ve asla savaşla olmaz. Her zaman barıştan yana olur." diyerek devam etti.

Pandemi önlemleri konusunda da hükümeti eleştiren Faruk Bildirici, İstanbul'da önlemlerin AKP'nin hafta sonu 100 bin yeni etkinliği nedeniyle iki gün ertelenmesine dikkat çekti.

 

NUSRET ERTÜRK'ÜN YAZISI, "PERDENİN ARKASINDAKİ"
NUSRET ERTÜRK'ÜN YAZISI:
PERDENİN ARKASINDAKİ

Öykücü Necati Tosuner, Ankara Öykü Günlerinde bir öyküsünü okudu. Öyküde bir erkek kahraman, perdenin arkasından karşı evdeki bir kadını sürekli izliyor. Öykü okundu, sonrasında öykünün eleştirisi yapılıyor...
SAİM TOKAÇOĞLU'NUN YAZISI, "YAŞAM KURTARAN AFİŞ"
SAİM TOKAÇOĞLU'NUN YAZISI:
YAŞAM KURTARAN AFİŞ

Bütün Türk evleri gibi Göksel'in de evi basılır, çaresizlik içinde koltukların arkasına sığınırlar. Bir Rum askeri evin kapısını tekmeyle kırıp içeri dalar, elindeki otomatik silahın tetiğine basıp çaresiz ölümü bekleyen Göksel'i ve ailesini taramak üzereyken gözü duvardaki "WHY?" yazılı vurulmuş, elinden silahı fırlamış, yere düşmekte olan bir askeri resmeden afişe takılır, duraksar, basamaz tetiğe...
KENDİ SIRÇA KÖŞKTE OTURAN BAŞKASINA TAŞ ATMASIN!!!
ALİ TARTANOĞLU'NUN YAZISI:
KENDİ SIRÇA KÖŞKTE OTURAN BAŞKASINA TAŞ ATMASIN!!!
Şeriatla yönetilen Osmanlı'nın sarayında padişah haremindeki cariyelerin, odalıkların, halayıkların kaçı padişaha nikâhlıydı? Şeriatla yönetilen Osmanlı'da eşcinselliğin olmadığı söylenebilir mi? "İçoğlanlığı" ne? Ne demek "iç" ve "oğlan"? Başka terim mi yoktu?
ATTİLA AŞUT'UN YAZISI: TARTIŞILAN SÖZCÜK: "BULAŞ"
ATTİLA AŞUT'UN YAZISI:
TARTIŞILAN SÖZCÜK: "BULAŞ"

Dünyayı sarsan küresel salgınla birlikte dilimize yeni terimler, kavramlar giriyor. Daha önce bilmediğimiz ya da az duyduğumuz kimi sözcüklerle karşılaşmaya başladık. Bu sözcüklerden biri de "bulaş"...
KORONA GÖSTERDİ: İKTİDARLAR YÖNETEMİYOR!
ALİ TARTANOĞLU'NUN YAZISI:
KORONA GÖSTERDİ: İKTİDARLAR YÖNETEMİYOR!
İktidar kalemşor-silahşorlarını tartışmaya gerek yok. Onların tek derdi AKP, hatta ondan da önce RTE hükümranlığına halel gelmesin...
Ama moda (belki de demode?) deyimle "bizim mahalle"den yükselen "ille de olağanüstü hal, ille de uzun süreli genel sokağa çıkma yasağı..." haykırışlarına başka bir açıdan daha bakmak gerekmez mi? Ya bu yasaklar salgından sonra da devam ederse?..
FİYATLARI KİM ARTIRIYOR?
ERCÜMENT TUNÇALP'İN YAZISI:
FİYATLARI KİM ARTIRIYOR?

En hassas dönemdeyiz. Maalesef virüs fırsatçılığı ile ramazan fırsatçılığı çift etki yapmıştır. Bir başka olumsuzluk da, 65 yaş üstü tüketicinin evden çıkamaması sebebiyle, tercih ettiği marketten değil, eve servisin olduğu herhangi bir yerden ve ‘fiyatı sorgulamadan' alışveriş yapmaya mecbur kalmasıdır...
ORHAN AYDIN'IN YAZISI, "KARINCANIN SU İÇTİĞİ YER..."
ORHAN AYDIN'IN YAZISI:
KARINCANIN SU İÇTİĞİ YER...

Hepimiz şikâyet ediyoruz, bazılarımız çığlık atıyor büyük çoğunluğumuz ise küfürbaz oldu.
Talanın son hız devam ediyor olmasından, yalanın küfür olmasından, adaletsizliğin sınırsızlığından, insanları düşman-terörist-hain ilan etme ahlaksızlığından söz ediyorum...
LİNÇ KÜLTÜRÜ, BASIN VE SOSYAL MEDYA
SAİM TOKAÇOĞLU'NUN YAZISI:
LİNÇ KÜLTÜRÜ, BASIN VE SOSYAL MEDYA

Sosyal medyada linç kültürü bir virüs gibi yayılıyor. Dünyaya hangi pencereden baktığı hiç önemli değil, ortak özellik ayağına gelen topa hiç bekletmeden olanca gücüyle tekmeyi yapıştırmak. Doğru mu, değil mi, birine zarar verir miyim diye düşünmeden hem de!
RAHMİ YILDIRIM'IN YAZISI, "BAŞKASININ ACISINA BAKMAK"
RAHMİ YILDIRIM'IN YAZISI:
BAŞKASININ ACISINA BAKMAK

Ermeni tehciri/soykırımı konusunda resmi görüş dışındaki en sade yazıya verilen tepkiler, bilinçaltındaki ırkçı milliyetçi koşullanmaların ne denli köklü olduğunu gösteriyor...
NUSRET ERTÜRK'ÜN YAZISI, "OKUMADAN OLMUYOR"
NUSRET ERTÜRK'ÜN YAZISI:
OKUMADAN OLMUYOR

Dünün memuru, büyük kentler dışında sabah dokuzda başlayacak işine gitmek için sekiz otuzda evinden çıkar, yürüyerek giderdi. Gazetecinin önünden geçerken bir Cumhuriyet alır, kırmızı "Cum" hecesi görünecek, dışa gelecek biçimde katlanır ceketin yan cebine konulurdu...
GÜVENPARK OTOPARKINA ZAFER PARKI ENGELİ
SAİM TOKAÇOĞLU'NUN YAZISI:
GÜVENPARK OTOPARKINA ZAFER PARKI ENGELİ

Güvenpark için bir hukuk mücadelesi başladı. Arkasında onurlu bir isim bırakmak isteyen hukukçulara güvenmek istiyoruz. Tıpkı 1986'da Zafer Parkı'nı kurtaran hukukçular gibi.
"Ankara'da hâkimler var" demek istiyoruz...
RAHMİ YILDIRIM'IN YAZISI, "23 NİSAN'I KUTLAMIYORUM"
RAHMİ YILDIRIM'IN YAZISI:
23 NİSAN'I KUTLAMIYORUM

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna önderlik eden TBMM’nin kuruluşundan, 23 Nisan 1920’den bugüne kutlamaya değer ne kaldı acaba?
23 Nisan 1920’nin Meclis’i devletin kurucusuna, yani Mustafa Kemal Atatürk’e kök söktürüyordu, hesap soruyordu.
ORHAN AYDIN'IN YAZISI, "EKMEK"
ORHAN AYDIN'IN YAZISI:
EKMEK...

Ahmed Arif’in evine gelen dostları için, bir koşu fırına gidip sıcak ekmek ve helva ikram etmesi düştü aklıma.
Ne demeli adına emeğe saygı mı, yoksa toprağa, ekine, suya, dosta, insan olana ve vatana tutku mu ya da aşkın bahar olmuş halimi bilemedim...
ORTA GELİR TUZAĞI VE VERİMLİLİK
ERCÜMENT TUNÇALP'İN YAZISI:
ORTA GELİR TUZAĞI VE VERİMLİLİK

Son günlerin konusu olsa da, bize ait süreç 6-7 senedir varlığını sürdürüyor. Yani biz çoktan beridir orta gelir tuzağındayız...
SÖZCÜKLER TEK ANLAMLI DEĞİLDİR
ATTİLA AŞUT'UN YAZISI:
SÖZCÜKLER TEK ANLAMLI DEĞİLDİR
Geçen hafta Dilin Kemiği'nde, çoğu kişinin doğru seslendiremediği Arapça "vaka" yerine öz Türkçe "olgu" sözcüğünün kullanılmasını salık vermiştim.
Bir arkadaş, "Dilimizi sadeleştireceğiz diye kısırlaştırıyor muyuz acaba? Vak'a'nın karşılığı ‘olgu' mu ‘olay' mı?" diye soruyor...
1917'DEN 2020'YE TÜRKİYE'DE AMBULANSIN YOLCULUĞU
SİAM TOKAÇOĞLU'NUN YAZISI:
1917'DEN 2020'YE TÜRKİYE'DE AMBULANSIN YOLCULUĞU

Ambulansın hikâyesini foto muhabirliğimin ağır basmasıyla, dilimin döndüğünce fotoğraflar eşliğinde aktarmak istedim. Girdim, Depo Photos'un görsel tarihinin derin arşivine. Çok güzel fotoğraflar buldum, seçtiğim birkaçını diğer fotoğraflarla birlikte sizlerle bu yazıda paylaşacağım...
SİYASET KIRKPINARINDA BAŞALTI GÜREŞİ
RAHMİ YILDIRIM'IN YAZISI:
SİYASET KIRKPINARINDA BAŞALTI GÜREŞİ

Siyasette Tayyip Erdoğan'ın fedailiği dışında bir marifeti yok. Normal koşullarda yaşıyor olsak, bir sözcükle bile adını anmaya değmez ama ne yapalım ki, İçişleri Bakanı olarak hayatımızı etkiliyor. Birkaç cümleyle de olsa değinmek hayatın emri.
NASIL GÜZEL BİR İNSANI YİTİRMİŞİZ
RAHMİ YILDIRIM'IN YAZISI:
NASIL GÜZEL BİR İNSANI YİTİRMİŞİZ

Corona felaketinde bile Muaviye torunları ayrımcılık yapıyorken, Meslek örgütleri Bilim Kurulu'na çağrılmayan doktorlarımız, sağlık çalışanlarımız hayat kurtarıyor, bedelini de canlarıyla ödüyorlar...
YA YASAKLAR SALGINDAN SONRA DA SÜRERSE...
ALİ TARTANOĞLU'NUN YAZISI:
YA YASAKLAR SALGINDAN SONRA DA SÜRERSE...

İktidar kalemşor-silahşorlarını tartışmaya gerek yok. Onların tek derdi AKP, hatta ondan da önce RTE hükümranlığına halel gelmesin...
Ama moda (belki de demode?) deyimle "bizim mahalle"den yükselen "ille de olağanüstü hal, ille de uzun süreli genel sokağa çıkma yasağı..." haykırışlarına başka bir açıdan daha bakmak gerekmez mi? Ya bu yasaklar salgından sonra da devam ederse?..
"GAZETELER, AÇIN ARŞİVLERİNİZİ HALKA!"
SAİM TOKAÇOĞLU'NUN YAZISI:
"GAZETELER, AÇIN ARŞİVLERİNİZİ HALKA!"

Okurlara, araştırmacılara, belgeselcilere arşivlerini Milliyet gazetesi hariç hiçbir gazete açmadı! Bir tek Milliyet'in arşivine internet üzerinden ulaşılabiliyor. Özellikle evde kal çağrılarına uymak zorunda olduğumuz bu dönemde, hepimiz için çok büyük bir eksiklik bu...
BİLDİRİCİ: "GAZETECİLERİN SORU SORMA REFLEKSLERİ ZAYIFLADI"
MEDYA OMBUDSMANI FARUK BİLDİRİCİ:
"GAZETECİLERİN SORU SORMA REFLEKSLERİ ZAYIFLADI"
Medya Ombudsmanı Bildirici: Gazetecilerin soru sorma refleksleri zayıfladı, eleştirel bakan gazeteciler azınlıkta kaldı.
ATTİLA AŞUT'UN YAZISI, "TÜRKÇESİ VARKEN..."
ATTİLA AŞUT'UN YAZISI:
TÜRKÇESİ VARKEN...

Koronavirüs salgınıyla birlikte "vaka" sözcüğü de çok sık kullanılmaya başlandı. Ama doğru seslendireni ara ki bulasın! Kimi "vakaa" diyor kimi "vaaka"... Sunucu, hekim, siyasetçi, fark etmiyor. Hepsi aynı yanlışı yineliyor...
NUSRET ERTÜRK'ÜN YAZISI, "TEMİZLİĞİN BÖYLESİ"
NUSRET ERTÜRK'ÜN YAZISI:
TEMİZLİĞİN BÖYLESİ

Yazar Abdülhak Şinasi Hisar, temizliğe aşırı özen gösterirmiş. Lokantaya gittiğinde çatalını, kaşığını, tabağını kolonyalı mendille silermiş. Süleyman Nazif, bu durumu bildiğinden yemekten önce garsona şöyle seslenir:
"Oğlum, beyefendinin suyunu iyice yıka da öyle getir!"
ERCÜMENT TUNÇALP'İN YAZISI, "HOLLANDA NASIL BAŞARDI?"
ERCÜMENT TUNÇALP'İN YAZISI:
HOLLANDA NASIL BAŞARDI?

Yüzölçümü 42 bin kilometrekare, nüfusu 17 milyon. Konya ilimiz büyüklüğünde ama Avrupa'nın en yoğun nüfusuna sahip. Bu kadar insanın Konya'da yerleşik olduğunu gözümüzde canlandırabilirsek, şaşırmaya şimdiden başlayabiliriz...
ORHAN AYDIN'IN YAZISI, "BALIK TUTAN ŞAŞI KEDİ"
ORHAN AYDIN'IN YAZISI:
BALIK TUTAN ŞAŞI KEDİ

Bunaldım ve galiba yalnız değilim. Ne tarafa bakınsam aynı sesler çoğalıyor. İyiye gitmiyor, hiçbir şey iyiye gitmiyor. Zaten tersinin düşü var yalnızca o da bu zalimlikten kurtulmadıkça olası bile değil...
SAİM TOKAÇOĞLU'NUN YAZISI, "TRT ARŞİV"
SAİM TOKAÇOĞLU'NUN YAZISI:
TRT ARŞİV

TRT, hiç kuşkusuz Atatürk'ün kurduğu Anadolu Ajansı gibi Türkiye tarihinin en önemli tanığıdır, görsel belleğidir. Arşivinde çocuk programlarından kültür sanat programlarına, 27 Mayıs'tan 12 Eylül darbesine, Apollo 11'den Körfez savaşına, Türkiye'yi Eurovision'da temsil Lokomotif grubundan 15 Temmuz'a kadar her şeyi bulmanız mümkün...
ERCÜMENT TUNÇALP'İN YAZISI, "BURHAN PAZARLAMA"
ERCÜMENT TUNÇALP'İN YAZISI:
BURHAN PAZARLAMA

Burhan Demircan, Kadıköy- Karaköy, Kadıköy - Eminönü hatlarında çalışan vapurlarda satış yapardı. İzin verilmediği dönemlerde de iskeleye gelen vapuru karşılar ve satışı orada gerçekleştirirdi...
ORHAN AYDIN'IN YAZISI, "ATEŞİ SOLUMAK"
ORHAN AYDIN'IN YAZISI:
ATEŞİ SOLUMAK…
Meğer ne kadar okunmayı bekleyen kitabım varmış.
Önce nereden başlayacağıma karar vermekte zorlandım. Baktım olacak gibi değil, salonda pencerenin önüne çiçeklerin yanına Nihat Behram ağabeyin toplu şiirleri ‘Ateşi Solumak’ kitabını koydum.
ATTİLA AŞUT'UN YAZISI, "KORONA SORULARI"
ATTİLA AŞUT'UN YAZISI:
KORONA SORULARI

Dünyada yaşanan her yeni gelişme, dilimize yeni kavramlar kazandırıyor. Kovid-19 virüsüyle yatıp kalktığımız şu günlerde sözcük / kavram dağarcığımız da bu yönden zenginleşiyor.
Korona günlerinde okurlarımızdan gelen soruların çoğu doğal olarak bu konuyla ilgili.
Öncelikle "koronavirüs" yazımının Türkçe dilbilgisi açısından doğru olup olmadığı soruluyor...
NUSRET ERTÜRK'ÜN YAZISI, "ACININ ÇOCUKLARI"
NUSRET ERTÜRK'ÜN YAZISI:
ACININ ÇOCUKLARI

Adını anmak bile istemediğim bir virüs, nerdeyse dünyayı tutsak aldı. Herkesi etkiledi ama kimilerini daha çok. "Bu virüs, sağ-sol, varlıklı- yoksul ayrımı yapmıyor" sözüne yanıtı önce Nâzım Hikmet versin: "Eski bir Acem şairi / 'Ölüm âdildir' diyor / Ölümün âdil olması için / Hayatın âdil olması lâzım" Virüsün eşit davrandığı savı, gördüklerimizle örtüşmüyor, doğru değildir...
9 7 
1 - 2 - 3 - 4 - 5 - 6 - 7 - 8 - 9 - 10
 8 :
 

Bizhaberiz Bağımsız Haber Portalı

BİZHABERİZ BAĞIMSIZ HABER PORTALI | Bizhaberiz.net © 2018 | Son Güncelleme : 21.09.2020 - 14:46:48 | Şu an 68 kişi online | Kullanım Koşulları