ANA SAYFABİZHABERİZREKLAM
   
RÜYAMDAKİ BEBEK: RIFATÊ...
İÇERİK
BAŞLIKLAR

Emel ÖZTOPALOĞLU

Rüya

Bu deyişi çok kulanıyorum ama; "aklıma hayalime sığdıramayacağım" bir sancı çekiyorum. Bir can getirirken dünyaya sanki kendi canımdan olacağım. Doktorların umuttan yoksun yüz ifadelerini fark edebiliyorum bunca şiddetli sancıya rağmen. "Tamam işte; gidiyorum, gittim!" derken o efsunkâr ağlama sesini duyuyorum.

"Yaşayabilecek miyim bundan sonrasını?" sorusuna olumlu bir yanıt hâlâ mucizeye bağlı...

Mucize gerçekleşmiş, aradan zaman geçmiş demek ki o güzel can biraz büyümüş. Kıvır kıvır saçlı, esmer bebeğim boynumu sarıyor sıkıca, ufak elleriyle... Kalabalık bir yerdeyim, herkes bizi izliyor. "İşte bu, yaşadığım her türlü acıya, sancıya değer." diyorum.

* * *

Rüyama giren bu bebek 2003'teki Irak Savaşı'nda manşetlere düşen bir bebeğin aynısı idi. Bir can dünyaya getirme konusundaki tereddütlerimi, ön yargılarımı alt üst etti. Ona Rıfatê adını verdim ve öyküsünü yazdım:

* * *

Bebeğim Rıfatê

Hayli uzak geçmişten beri bir rüyaya inanarak yaşayan coğrafyada doğdu Rıfatê. Kıvır kıvır saçlı, esmer bir bebek... Farklı renklerin aynı palette bir arada yaşaması rüya...

Güneş doğudan doğar, kıyamete kadar da doğudan doğacaktır ama Rıfatê'nin Ortadoğu'su kanla sulanmış, oralarda güneş karartılmış. Hep...

Irak'ın şehirlerine bombaların yağdığı gecenin ertesinde Rıfatê'nin yüzü gözü kan içinde bir fotoğrafı çıktı manşetlerde. Annesinin kucağında; kara gözlerinde korku, dehşet...

Yine oralarda yaşanan bir katliamın küçük, masum kurbanlarına yakılan bir ağıt vardı hani:  "Suya atsan su utanır boğmaya, ateş versen ateş kıymaz yakmaya"

Rıfatê manşetlerde kaldı, unutuldu. Bomba yağmuru ise devam etmedeydi. "Sözde" insanlıklarından utanmayanlar Rıfatê'yi Dicle'nin sularına attılar. Suyun içinde can çekişti kara gözlü bebek. Hani annesi can verecekti neredeyse ya onu dünyaya getirmek uğruna? Hani neredeyse kendi canı göçecekti bu dünyadan? Şimdi böyle mi olmalıydı?..

Derken Dicle, Rıfatê ile konuşmaya başladı: "Güzel bebek, kurusun bu nehir! Tek sen yaşa... Boğmam seni, kıyamam sana ki... Say ki annen benim, seni yaşatmak için can-fedayım."

Rıfatê'nin nefes alabileceği ufak bir alan açtı Dicle, sonra onu ağır ağır yüzeyine doğru itti. Dedesi nasıl da kollarıyla yukarı kaldırırdı Rıfatê'yi Dicle de aynısını yaptı. Çok şükür kurtuldu Rıfatê, çok şükür! Annesine kavuştu. Ah bir de sudan çıktığında savaş sürmüyor olaydı!.. Zalimler geri durur mu mazlumlara zulm eylemekten?

Bombalar, ateşler, silah sesleri... Bu defa da ateşin ortasında kaldı kara gözlü bebek. Annesinin yüreğindeki ateş ise daha da sıcak... Dünyanın hâkimi beyaz adamlar da ne denli soğuk aksine. Ateş, o adamlardan bütün soğukluklarını çaldı. Rıfatê'yi yakmamaya yeminliydi. Dışarıdan bakınca durmaksızın harlanan alevler, Rıfatê'nin etrafında serin mi serin bir boşluk...

Doğmadan ölmekten kurtuldu Rıfatê...

Suda boğulmaktan kurtuldu Rıfatê...

Ateşte yanmaktan da kurtuldu Rıfatê...

Yazık ki dünya kurtulamadı bu yangından. Doğu, "Buralarda insanlar ölmediler hiçbir zaman, hiçbir zaman ölmediler kaderleriyle" ağıdını yakageldi ezelden bu güne...

Ah!

emel.oz87@gmail.com

 

 

Bizhaberiz Bağımsız Haber Portalı

BİZHABERİZ BAĞIMSIZ HABER PORTALI | Bizhaberiz.net © 2016 | Son Güncelleme : 11.10.2018 - 09:36:29 | Şu an 153 kişi online | Kullanım Koşulları