ANA SAYFABİZHABERİZREKLAM
   
HAYDE "BATUMİLİYİM" DİYEYİM BRE!
İÇERİK
BAŞLIKLAR

Emel ÖZTOPALOĞLU

Duyduğum, duymakta olduğum, duyacağım en zor soru "Nerelisin?" olmuştur, olmaktadır, olacaktır. Nereliyim ben? En başından yaşadığım şehirleri şöyle sırasıyla yazarsam bakalım bir karara varabilecek miyim?

87’den 92’ye İzmit, 92’den 96’ya İzmir, 96’dan 99’a tekrar İzmit, 99’dan 2005’e Antalya, 2005’ten 2009’a tekrar İzmir ve aynı zamanda 2006’dan beri Ankara...

Öğrencilik yaşantımın bozkır kentini saymazsak, bu sahil kentlerinden birinden ötekine neden savrulmuşum? Bu konuya girmeyeyim şimdi...

E, ben nereliyim? Bu dört kentten hangisine aitim? Ya da bir yere ait olmalı mıyım? Asıl memleketim de Artvin ama?.. Hatta daha da köklere inersem kendimi komşuda, Batumi'de bulurum. Batumi, Artvin, Kocaeli, İzmir, Ankara...  Altı memleket sayıyorum kendime. Batumi'den başlıyorum anlatmaya da:

Hiç görmediğim Batumi'yi belki de göçmenlik destanlarından duyduğum sıcaklıkla sevdim. '93 Harbinden (1877 - 78 Osmanlı - Rus Savaşı) sonra oradan Gölcük'e göç etmiş annemin ataları, babamınkilerse sınır son şeklini aldıktan sonra (1921 Moskova Antlaşması) yine Batumi'den Murgul'a geçmiş. Ta o zamanlardan denize tutkun olacağım yazılmış alnıma sanki. Ve göçebeliğim de... Göçmenlikten göçebeliğe terfi... Ruh halimi de tanımlar çoğu zaman göçmen, göçebe sözleri. Asi başımı da mı Batumi'ye yaslamışım ne? İlk Marksist, Sosyal - Demokrat grup orada, 1895 yılında kurulmuş, 1901'de Stalin (İosif Besarionis dze Cugaşvili) başkanlığındaki Devrim Komitesinin Batumi şubesi de... Devrime hayranlık da oradan... Bu güzel mi güzel sahil kentini resimlerden görmek yetmiyor bana artık, bir an evvel oraya gitmeli, köklere inmeli. Ata dilini de iyice bir öğrenmeli. Ah, benim köklerime özlemim!..

Sarp'tan geçtim, geldim Artvin'e... Bugüne dek yalnız bir defa gördüm dünün Livane'sini, ömrümün yalnız bir haftası geçti orada. Yakın geçmişe dek "Artvinliyim." demezdim bile. Tanıdıkça sevdim hırçınlığını, bir kabarıp bir durulan deniziyle... İşte, karakterime bir parça katan bir kent de burası oluyor böylece. Öldükten sonra cenneti görebileceğinize emin değilseniz Artvin'i mutlaka görmelisiniz. Yeşilin 27 ayrı tonu ile... Öyle yeşil başka nerde vardır, Allah'ım sen nasıl bir güzellik vermişsin memleketime? Hele Şavşat Karagöl'ü... Ebedî istirahatgâhım orası olmalı. (Ben Karagöl'ü gerçekte görmedim henüz, yine görmeden sevdim işte. Gördükçe daha da seveceğim, biliyorum.)

Sıra doğduğum kent Kocaeli'de. Orayı hiç mi hiç sevmedim. Fabrika dumanlı, kirli, kasvetli havası boğar beni. Bazı küçük semtleri, arada bir kaçıp gidilecek köyleri olmasa doğum yerim ölüm yerim olabilir. Yalnızca '99 Depremi bile oradan nefret etmeme yeter. İki arkadaşımı çaldı götürdü benden! (Bkn. "Depremin Götürdükleri" başlıklı yazım) Nedir ki Kocaeli? Kendine has folklorü var mıdır onu da bilmem. Göçmenlerin kültürüyle beslenmiştir, ekseriyetle Kafkas göçmenlerinin...

Şimdi de yolculuk Ege'ye... İzmir... Ben İzmir'e âşığım. Orası daha bir başkadır. İzmir'den ayrılık can yakar. Ama 'ayrılık da sevdaya dahil'dir. Uzaktan da severim ben İzmir'i. Uzun boylu anlatmaya ne gerek, namı yayılmıştır zaten. Bir ay önce ikinci büyük ayrılığımı yaşadım da özlemim taptaze... Göçebeliğim sona erecekse eğer yerleşik hayata İzmir'de geçeyim isterim. İzmir ile Artvin arasında gidip geliyorum, öyle güzel bir kombinasyon...

Antalya... Doğası güzeldir ama bence yalnız tatil içindir. Üst üste en uzun süre (6 yıl!) yaşadığım bu kent sürekli içinde barınma isteği uyandırmadı bende.

Diğerlerinden epey farklı bir kente, Ankara'ya gelince... İzmir'den sonra buraya uyum sağlamak zordu. Sadece başkentti, bu bile tek başına vasıf sayılmaz ya, başka bir vasfı yoktu. Ortaokuldan beri üniversiteyi Ankara'da okumayı amaçlıyordum. Evet, amacıma ulaştım ancak bu, Ankara'yı sevmeme vesile olamadı yazık ki. Edindiğim deneyimler, tanıdığım insanlar, yaşadığım güzellikler, önüme çıkan fırsatlar, bağımsız yaşamaya alışma çabasının tarifsiz güzelliği... Hiç sevmediğim bu bozkıra fena alıştırdı bütün bunlar beni... Özen Yula, Dil Tarih'teki söyleşisinde "Her sokağın sonu denize çıkacakmış gibi hayal etmesem bu şehre katlanamazdım." demişti. Aynen öyle...

Karadeniz, Marmara, Ege, Akdeniz, İç Anadolu... Hepsinden birer kentle bağ kurmuşum böylece. Doğu ve Güneydoğu'ya hiç görmeden duyduğum özlemim, merakım da var hani, bu açığı da kapatmalı yakın gelecekte...

Sonuç olarak, ben nereliyim? Bir memlekete sahip olmak zorunda mıyım? Şu vakte kadar artık bir yere yerleşeyim diye sızlanırken şimdi daha da gezeyim, daha başka diyarlara göç edeyim diyorum. Göçmenlikten göçebeliğe yolum bitmesin, hep yollarda olayım. İlle de yanıtlamam gerekiyorsa bu soruyu; hayde şimdi de "Batumiliyim." diyeyim bre! Ama bütün dünya vatandaşlarına selam durarak...

emel.oz87@gmail.com

 

 

Bizhaberiz Bağımsız Haber Portalı

BİZHABERİZ BAĞIMSIZ HABER PORTALI | Bizhaberiz.net © 2016 | Son Güncelleme : 20.04.2018 - 02:48:21 | Şu an 112 kişi online | Kullanım Koşulları