ANA SAYFABİZHABERİZREKLAM
   
ELİM OMZUNDA...
İÇERİK
BAŞLIKLAR

Emel ÖZTOPALOĞLU

Geçtiğimiz bahar aylarından birinde bana bir fotoğraf gösterdiler. O fotoğraftan bu öykü çıktı:

Güne gözlerini açtığı ilk andan geceye gözlerini yumduğu ana kadar çalışan, işkolik bir adamdı. Yine uzun ve zorlu bir çalışma döneminden geçmiş, sonunda da -çoğu zaman olduğu gibi- güzel bir yapıt çıkarmıştı ortaya.

Bu işe girişmeden önce, henüz karar aşamasındayken 'orta' yaşına göre hayli heyecanlı görünen bir halde çıkageldi karşıma. Öğretmeninin karşısında ürkekçe bir şeyler anlatmaya çalışan küçük bir çocuk gibiydi; arada bir dudaklarını ısırıyordu konuşurken.

Yaptığı her işte kararlı ve kendinden emindi ancak yaşıyla, tecrübesiyle hoş bir tezat oluşturan bu çocuksu, 'çekingen' görünüşüyle herkesi kendine 'çekerdi'.

"...işte böyle bir şey yapmaya karar verdim." dedi, "Bir yıldan az bir zamanım var, o gün tamamen bitmeli, halka sunulmalı..."

Halbuki çok çok küçüktüm o adamdan. Lakin ben değildim onu heyecanlandıran. Dedim ya, yaşına göre ne kadar heyecanlıydı... Bizim kuşaktan arkadaşlarla bir araya gelince hele, nasıl da uyum sağlardı bize. Bir itiraf: Aslında onun genç, dinamik halini görünce biz kendimizden utanır, uymaya çalışırdık ona.

En başından beri yanındaydık bu projede o işkolik adamın. Somut bir yardımımız olmasa da yüreğimiz onun yüreğiyle attı. Bunca emekten sonra ortaya çıkacak ürünü büyük bir merakla beklerken biz, ondan desteğimizi esirgemedik hiç.

Sadece yaşı ile değil hayatı boyunca sarf ettiği emek ile de bizden kat be kat ilerideydi. Fakat nasıl da çok değer verirdi bizim görüşlerimize, alçakgönüllülüğüyle... Bu çalışmanın her aşamasında bize sordu hep "Nasıl?" diye. Yorumlarımızı bekledi 'görücüye çıkmış gelin heyecanı" ile...

Ve nihayet... Beklediğimiz gün geldi. Hep beraber izledik o filmi. Bir sonraki sahnesini merak ederek, nefesimizi tutarak... Kâh ağlayarak kâh gülerek... Sonra sıcak bir sohbet film hakkında... Yorgunluğu, heyecanı ve kavuşma sevincini paylaşma...

Sonraki günler bir defa daha anladık ki buralarda emeğe saygı yokmuş aslında. Acımasız eleştiriler, hatta hakaretler, suçlamalarla karşılaştı o adam, arka arkaya... Güleç yüzü düştü, sarktı adeta. Sustu da... Olduğundan yaşlı görünüyordu artık, öncekinin aksine.

O günden sonraki ilk karşılaşmamızda izlenimim buydu yazık ki. Hoşgörülüydü o her zaman, ama artık isyan ediyordu.

"Nerede hata yaptım?" diye sordu.

"Hata sende değil, emeğine saygı duymayanlarda, samimiyetine inanmayanlarda." dedim, elimi omzuna koydum.

"Hep yanındayım, beni yanında istemezsen de hep arkandayım. Seni dün alkışlayanlar bugün neredeyse yok etmek isteseler de ben hep buradayım..."

Ellerim omzunda, yüreğim yüreğindeydi ve hep böyle kalacaktı...

('O' benim yürekten abim...)

emel.oz87@gmail.com

 

 

Bizhaberiz Bağımsız Haber Portalı

BİZHABERİZ BAĞIMSIZ HABER PORTALI | Bizhaberiz.net © 2016 | Son Güncelleme : 20.10.2018 - 09:08:02 | Şu an 164 kişi online | Kullanım Koşulları