ANA SAYFABİZHABERİZREKLAM
   
REKABET Mİ EĞİTİM Mİ?
İÇERİK
BAŞLIKLAR

Emel ÖZTOPALOĞLU

Bir yanda tablet bilgisayarlar, akıllı tahtalar, sözde büyük projeler... Diğer yanda hijyenden uzak tuvaletler ve lavabolar, kantinler, yemekhaneler... Okulların minicik bünyeler için elverişli olmayan fiziki ortamı... Kalabalık sınıflar, öğretmensiz okullar... Eğitimde karşı devrim de cabası...  2012-2013 eğitim-öğretim yılına hoş geldiniz öğrenciler, veliler, öğretmenler...

Küçük yaşta okula gitmeyen çocuğun ‘gerizekâlı', imam-hatip okulları dışındaki okullarda okuyanın ‘terörist' sayıldığı dönemdeyiz. "O halde" diyorlar, "Madımak'ta Alevi aydınları yakanlar Amerikan kolejlerinde mi okudu?" Sivas'tan bahsetmişken Aziz Nesin'in konumuzla ilgili bir sözünü de hatırlayalım:  Kötü öğretmen, kötü öğrenci, kötü öğrenci velisi yoktur. Kötü eğitim sistemi vardır.

Neresinden tutsan kırılıp dökülen bir sistemi sadece öğretmen, öğrenci veya veli düzeltebilir mi? Sağlam bir eğitim politikası yerine her gelen politikacının işine gelen bir eğitim sistemi kurulursa yeni nesillere ne kazandırılabilir ki? "Öğretmenler gelecek nesil sizin eseriniz olmayacak, bilesiniz. Bilesiniz ki siz onların kölesi olacaksınız!" diyor ODTÜ'lü çıldırmış bir İngilizce Öğretmeni. Ata'nın  "Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır." sözü hasara uğramış.  Aynı hasar, "Köylü, milletin efendisidir." sözünde de var. Talip Apaydın,  Köy Enstitülerinin kapatılmasıyla ilgili olarak ağlamaklı bir sesle  "Milletin efendisi olacaktı köylü... Ne kadar aldanmışız, ne kadar aldanmışız..." demiştir. Ama mühim değil, İnkılap Tarihi derslerinde dinlediğimiz Köy Enstitüleri, Halkevleri, Millet Mektepleri vb. yerine ‘milletin okulları' olan imam-hatip okullarıyla ‘kucaklaşma'nın vaktidir. Gerçekten gerektiği sayıda imam-hatip okulları, ilahiyat fakülteleri de olacaktır elbette. Dinî bilimler üzerine çalışmalar da yapılacaktır. Ama bütün okulların dinî okullara dönüştürme çabasında iyi niyet arayabilir miyiz? Bu ülkenin en çok Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ile İmam-Hatip Okulu Meslek Dersleri öğretmenlerine veya İlahiyat Fakültesi mezunu memurlara mı ihtiyacı var gerçekten?

Kendilerine göre insan yetiştirmeyi amaçladıkları gün gibi aşikâr olan bu yeni sistemde ‘yatarak para kazanan,  maaşını hak etmeyen öğretmenler' de hedef gösteriliyor. ‘En çok tatil, izin, rapor öğretmenlerde... OECD standartlarına aykırı.' Eğitimde başka her şey OECD'ye uygun ya! Ülke yanıp kavrulurken tatil yapan, iki yılda emekli olacak milletvekilleri varken öğretmenliğe dil uzatmaya ahlakım müsaade etmiyor. Kendi öğretmen olsa, eğitim sistemiyle, karşılaşacağı olay/durumların binde biriyle bile hiç baş edemeyecek, ilk zorlukta yere yığılıverecek insanların da öğretmenliğe laf söylemesine de sabrım müsaade etmiyor. Ayrıca 20'li hatta 30'lu yaşları ziyan olmuş, bütün bunlardan sonra atansa bile itibarsızlaştırılmaya; 4+4+4, norm kadro fazlalıkları, özür grubu ve il emriyle eş durumu atamalarının durdurulması vs. ile yıldırılmaya çalışılan öğretmenlerden kim ne kadar fayda bekleyebilir? Böyle bir hak yok. Ülkemizde çalışma ve yaşama şartlarının çok zor olduğu, can güvenliğinin bile bulunmadığı birçok yerin varlığı da biliniyor. Üstelik eğitim sistemi, öğretmeni giderek daha da fazla figürleştiriyor. Salt bir figür oldu öğretmen de öğrenci de veli de.
İşçi, memur; kamu, özel... fark etmez her iş grubundan -ve de işsiz-insanlar birbiriyle dayanışmalı iken, ülkenin yanıp kavrulması sırasında tatil yapanların gazına gelip bilinçsiz ve yaralayıcı sözlerle birbirimize, en yakınımızdakilere saldırıyoruz.

İtibarsızlaştırma ve yıldırma çabalarını sağlık sektöründe de görüyoruz. Halka verilen sağlık ve eğitim hizmetleri devletin yükü(!) oluyor giderek. Sosyal devlet namına bir şey görebilene aşk olsun. Parası olan doktora gider,  parası olan okur. Hak yemeyelim; harçlar kaldırıldı, dershaneler kapatılıyor... Parlak fikirler bunlar. Ama üniversitelerde yemek ücretlerinin ne olacağı belli değil mesela... Hangi dershanelerin okullaşacağı, hangilerinin yok olacağı ise belli. Ya o dershanelerden ekmek parası kazananlar? Sadece öğretmen çalışmıyor bir dershanede; sekreterler, kat görevlileri, güvenlik görevlileri... İşletmeci millî eğitim bakanımız onlara bir çare bulur mu?

Sadece sağlıkçılar ve eğitimciler de değil, hangi meslekten olursa olsun, insanlar heba olana kadar, çirkefleşene kadar, daha yüksek performans göstermek için birbirleriyle rekabet halinde olursa... Yarışmaya zorlandığı için asıl işini unutursa...  Nesiller kaybolup gitmez mi?


emel.oz87@gmail.com

 

 

 

Bizhaberiz Bağımsız Haber Portalı

BİZHABERİZ BAĞIMSIZ HABER PORTALI | Bizhaberiz.net © 2016 | Son Güncelleme : 22.01.2018 - 06:44:11 | Şu an 91 kişi online | Kullanım Koşulları