Bizhaberiz Bağımsız Haber Portalı  
ANA SAYFABİZHABERİZREKLAM
   
KRİTER KARŞITI
İÇERİK
BAŞLIKLAR

Emel ÖZTOPALOĞLU 

"Babam fabrikadan aldığı maaşının yarısıyla yirmi sene boyunca taksit ödeyip İnan Yapı Kooperatifi'nden bir daire sahibi oldu. Taksitlerin bittiği ay deprem oldu, ev yıkıldı. Tek yumrukla nakavt. Her zaman böyle olur. Mutlu olmak için bir sürü faktörün bir araya gelmesi gerekir. Mutsuzluk için tek neden yeter."

Emrah Serbes, Afili Parçalar, Madde 85: Hisler Ansiklopedisi

 


Rehberlik dersinde -söz nasıl buraya geldiyse- hoca sordu: Eş, sevgili seçerken kriterleriniz nedir? Kriter ortaya atmak serbest ya geldi cevaplar hemen. Erkekler: Çok konuşmasın... Kadınlar: Romantik olsun... Her iki taraftan: Yakışıklı, güzel olsun; mesleği, eğitimi şöyle olsun; ailesi böyle olsun, huyu suyu öyle olsun, memleketi oralar olmasın...  Erkek öğrencilerden birinin 'kriter'i gayet manidar ve müstesna idi: Nefes alsın yeter!

"Başka bir şey söylemek isteyen var mı?"

Dakikalarca kendimi tutmuştum:

"Ben bir şey söyleyebilir miyim hocam? Ben eş ve sevgili konusunda kriter sözcüğünü kesinlikle kabul etmiyorum, seçme sözcüğünü de kabul etmiyorum. Önünde beş on kişi sıralanıyor da ben şunu seçtim mi diyoruz? Bu bir şans, tesadüf. Bu kadar. Biriyle karşılaşırsın ve onu seversin. Aşkın kriteri mi olur?!"

"Hah, şöyle!"

Sınıftan sesler: Ama ona göre seviyoruz, anlaşıyoruz vs. vs. Birbirine karışan ifadeler... Yanımdaki arkadaşım "Ben de eşcinsel aşktan bahsedecektim ama senin sözlerini bile kaldıramadılar, sustum." dedi.

Sonra aklıma "Sevgilisiyle neden evlenmiyor?" eleştirilerine karşılık, Candan Erçetin'in söylediği söz geldi: Aşkın sözleşmesi mi olur? Öyle ya "evlilik sözleşmesi' yapanlara tepki gösterenler evliliğin kendisinin zaten bir sözleşme olduğunu unutmuşlardı.

Düşündüm, düşündüm; son zamanlarda bütün kriterlere karşı hırçınlaştıgımı fark ettim. Mutlu olmak için önümüzde duran büyük amaçlar, hedefler, dilekler, dualar var. Her birinin de ayrı bir 'sıra'si, kriteri, şablonu... Sıralamayı, şablonu şaşırdık mı veya tek birini es geçtik mi kalakalıyoruz ortada öylece. Hatta çogu zaman bir şeyi kendimiz mi istiyoruz; aile, toplum mu bizden bekliyor ayırt edemiyoruz bile. Sonuç olarak istedigimiz her şeyi birden elde edersek rahata ereceğimizi umuyoruz. Bunun imkansız olduğunun da farkındayız halbuki, Mümkün olsaydı mutlulukla uçuşacağımızdan da eminiz her nedense. 

Kadercilik desinler, karamsarlık desinler... Bu aslında gerçekçilik.  Bazı zamanlar bir şeylerin peşinde koşmak yerine durulup beklemek mi gerekiyor ne? Ama bunu alışkanlık haline getirmemek lazım. Zira bu geçici uysallık bile birilerinin işine gelebilir.

Yani içindeyken sıttin sene çıkamayacakmışız gibi görünen labirentteysek... Tam kurtuldugumuza inanmışken yine kaybolmuşsak ve elimizde yol gösterici yumağımız da yoksa bu defa... Yıkılanları yeniden kurmak azmini bırakmasak... Ahmed Arif'in  Anadolu'ya salık verdigi üzere: Dayan kitap ile / Dayan iş ile / Tırnak ile, diş ile, / Umut ile, sevda ile, düş ile / Dayan rüsva etme beni.

Kritersizlik insanı mutlu ediyor -ilkesizlikle karıştırılmamalı- ara sıra deneyin... Son, Victor Hugo'yla olsun:

"Gülmek için mutlu olmayı beklemeyin, belki gülmeden ölürsünüz."

 

emel.oz87@gmail.com

 

 

 

Bizhaberiz Bağımsız Haber Portalı

BİZHABERİZ BAĞIMSIZ HABER PORTALI | Bizhaberiz.net © 2018 | Son Güncelleme : 12.12.2018 - 12:01:32 | Şu an 125 kişi online | Kullanım Koşulları