Bizhaberiz Bağımsız Haber Portalı  
ANA SAYFABİZHABERİZREKLAM
   
BİZİM GİBİ ÜÇER ÇOCUK
İÇERİK
BAŞLIKLAR

Emel ÖZTOPALOĞLU

 

şuramızda bir şey var
acıya benzer
umuda benzer
böyle günlerde hayat
hem acıya, hem acıya benzer

Arkadaş Zekai Özger

 

Kantinin bahçesindeydik. Cebeci Kampüsü'nde Reyhanlı olayları protesto ediliyordu. Yan masadakiler konuşuyordu:

"Devletle ilgili bir işim olmasaydı ben de eylemci olurdum. Mesela Dil Tarih'te okusaydım..."

"Öyle olmuyor işte. Benim ablam Dil Tarih mezunu. Öğretmen olacak sonuçta."

Bir yandan içi dolup taşan; diğer taraftan meydandakiler kadar cesur olamayan, fiziksel ya da psikolojik darbelerden, iş bulamamaktan korkan gençler... İnsanların yüreklerine geçim korkusu salarak onları ekmekle tehdit etmenin şerefsizliği... Medya patronlarının giderek adileşmesi...

Gezi direnişinde tanık olduklarımız ana akım medyadan daha da nefret etmemize sebep oldu. Bir kez daha anladık ki halkın asıl "baş belası" ana akım medyadır; çare aradığı yer alternatif medyadır, sosyal medyadır.

Dün Kızılay Meydanı'ndaki eylemler şenlik havasındaydı. Polis uzakta duruyordu; müdahale yoktu, çatışma da yoktu. Eylemciler polislerin durduğu yerdeki çöpleri bile topluyorlardı. Birkaç kişi de topladıkları izmaritlerle "direniş" yazıyorlardı yere. Halaylar, horonlar, ağıtlar... Orta yaşlı bir kadın meydanda maske satıyordu ama alan yoktu. Liseli bir genç, "Bugün gaz atmazlar teyze -yanıldı genç- o maskeleri satamazsın, şansına..." dedi. "Olsun evladım, ben de sizdenim. Asıl direnişçi benim." diye karşılık verdi kadın ve bize belediye işçisi olduğunu, basına bilgi vermek "suç"undan işten çıkarıldığını anlattı. Öyle ya, basına bilgi veren de bilgi veren basın da suçludur yurdumuzda.  Çatışma ortasında canlı yayın yapan muhabir ve kameraman kaşla göz arasında gözaltına alınıverir örneğin.

Meydanlarda belki de en dikkat çekici olan, üniversitedeyken düşünceleri çatıştığı için asla bir arada göremediğimiz grupların iç içe olmasıydı. Bununla ilgili "Obama, ‘Yahu biz Kürt, Türk, Alevi, Sünni, Ulusalcı falan diye bölüyoruz; sen birleştiriyorsun!' diye kızmış Erdoğan'a." esprisi dolaşıyor Twitter'da. Farklı gruplar, farklı kesimden insanlar arasındaki dayanışma çok önemli.

Çapulcular, ayyaşlar, gâvurlar birbirine kandil simitleri, içecekler ikram ederken, polis akşam vakti yine gaz ikramında bulundu direnişçilere. Günlerdir yorgun düştüğü için bulvarın ortasındaki çimlerde hatta yolun ortasında uzananlar, müdahalenin şiddetini arttıranlara direnişlerinin şiddetini arttırarak karşılık verdiler.

"Onlar da emir kulu." diyorlar ya... Gaz, tazyikli su, plastik mermi, cop... Saldırıdan kaçıp esnafa sığınanları copla dövmek, kapalı mekânlara dahi biber gazı sıkmak, bir gence onlarca polis birden saldırmak, genç kızlara cinsel içerikli hakaretler, küfürler etmek, gözaltına alınanları saatlerce otobüste bekletmek, nihayetinde doktorun sadece "Bir şeyin var mı?" sorusunun muhatabı etmek, havasız salonlarda sadece bir defa su, sigara izni vererek aç bir halde bekletmek... Yaralanmak, sakat kalmak, can vermek... Bunlar nasıl bir emrin sonucudur? Ya bu emirleri verenlerle uygulayanlar ya da bu gençler farklı bir ülkede yaşıyor olmalılar!

Geçen gün haberlerde polislere gazla müdahale etmedikleri için çiçek verenleri gördük. Ne derece samimi görüntülerdi bunlar bilinmez. Eylemcinin biri de "Bizim haklı olduğumuzu hiç mi düşünmüyorsunuz?" diye sorarak kısa bir sohbete başladı bir polisle, "Bana güvenip yanıma geldiğiniz için teşekkür ederim." dedi polis en son. Bazen isyanla mizah kaynaştı. Çarşı grubu  "Gaza hasret kaldık, nerdesiniz?" demek için 155'i aradı. Kalkan, cop, TOMA ele geçirildi. Dozer ele geçirildi, POMA oldu.

Üzülüyoruz, diğer taraftan düşünüyoruz: İsyan, umut kaynağıdır, umudu müjdeler. Bu ülkede yaşayıp da anarşist, çapulcu olmamak için tek bir sebep var mı?

Halkı, gençleri kandırılmış ve kışkırtılmış bir sürü olarak görmekten vazgeçin artık. Bu, gayet bilinçli bir hareket. Sonuç olarak, bütün yurt gibi Ankara halkı da bu akşam "Ben dönene kadar eylem bitecek." diye talimat veren Başbakan'ı karşılamaya hazırlanıyor.

"Herkesten bizim gibi üçer çocuk ister misin Başbakan?"

 

emel.oz87@gmail.com

 

 

Bizhaberiz Bağımsız Haber Portalı

BİZHABERİZ BAĞIMSIZ HABER PORTALI | Bizhaberiz.net © 2018 | Son Güncelleme : 12.12.2018 - 12:01:32 | Şu an 141 kişi online | Kullanım Koşulları