ANA SAYFABİZHABERİZREKLAM
   
BİR FİLM ÇEKSEK!
İÇERİK
BAŞLIKLAR

Saim TOKAÇOĞLU

Sevgili Gani Müjde’ye bir senaryo öneriyorum. Bu filmi çeker mi, yoksa yargılayalım mı yargılamayalım mı tartışmalarının bitmesini mi bekler, onun bileceği iş.

Film bu ya, Kenan Evren 11 Eylül gecesi Genelkurmay’ın kırmızı halı kaplı merdivenlerinden koşarak çıkarken, ayağı bir askerin Roosevelt postalına takılıp düşer ve oracıkta ölür. Bu talihsiz kaza yüzünden 12 Eylül darbesi de yapılamaz. Ve tarih, 12 Eylül askeri darbesinin hiç yapılamamış olması üzerine yeniden yazılır.

Her gün 20-25 kişi ölmeye devam etmektedir. Ekonomik koşullar ağırlaşmış, TÜSİAD’ın sayesinde karaborsa almış başını gitmektedir. Ülke çapında işçilerin eylemlerinin önü alınamamakta, arka arkaya grev ilan edilmektedir. TÜSİAD, yine gazetelere tam sayfa ilanlar vererek hükümeti uyarmaktadır. Genel grevin eşiğine gelinmiştir. Meşhur 24 Ocak kararları alınamamış, adına özelleştirme denilen soygun yapılamamıştır. Sendikal haklar, sosyal haklar, insan hakları askıya alınamamış, “bir kere delmekle bir şey olmaz” denilen anayasa, bir kere bile delinmemiştir. “Ben de hoca çocuğuyum” diyerek Kuran kursları teşvik edilmemiş, yerine ilkokul, halkevi, meslek okulu, beceri kazandırma kursu gibi çağdaş eğitim kurumları açılmış, okulsuz köy, öğretmensiz okul bırakılmamıştır. 17 yaşında gençler kemik röntgenlerine bakılıp yaşının 18’den büyük olduğuna karar verilerek idam edilmemiştir.

Bundan sonrası Gani Müjde’nin yaratıcılığına, kalemine kalmış. Eminim Osmanlı Cumhuriyeti filminden çok daha fazla gişe yapar. Senaryoyu erbabına bırakalım, biz gelelim bu güne!

12 Eylül’ü yargılamak!
AKP Genel Başkanı ve Başbakan Tayyip Erdoğan “sulu şakalara gelmeyiz” diyerek Baykal’ı “sululukla” itham edince, başka bir tartışma başladı. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın “darbe teşebbüsünü bırak, yapılmışı var, önce onu yargılayalım” anlamındaki 12 Eylül çıkışıyla, Anayasa’nın geçici 15. Maddesini kaldırmak üzere CHP kurmayları harekete geçti. CHP heyeti, AKP’ye konuyla ilgili bir ziyarette bulundu ve söz konusu maddenin kaldırılarak 12 Eylül darbecilerinin yargılanabilmeleri için çalışmalar başladı.
Kamu vicdanında zaten mahkum olmuş, sorumlularından çok azı hayatta olan 12 Eylül’ü yargılamak oldukça zor. Hele Kenan Evren’in dün Ertuğrul Özkök’ü telefonla arayarak, “yargıya bırakmam, intihar ederim” sözlerinden sonra.


Soruşturmaya nereden başlamalı?
“12 Eylül’ün hesabını soranlara, 11 Eylül’ün hesabını sorarım!”
demişti bir general. “Madem bir gecede ölümlerin önüne geçebilecek kudretiniz vardı, 4000’in üzerinde ilerici, 1600’den fazla sağcının öldürülmesine neden göz yumdunuz” demiştim. 11 Eylül’e kadar sıkıyönetim yok muydu? Polisin giremediği kurtarılmış bölgelere asker giremiyor muydu? Kitle katliamlarının yaşandığı yerlerde asker neredeydi? Gemiler dolusu, kamyonlar dolusu silahın kaçak sokulduğu sınırlar, limanlar, düşman askerinin kontrolünde miydi? Sorulması gereken hesap, yalnızca 12 Eylül’ün değil, 11 Eylül’ün hesabıdır! Ama savcıların işi zor. Böyle bir soruşturmaya nereden başlamalı? Katliam öncesi Maraş’ta cirit atan CIA ajanlarından mı? MİT ajanlarından, provokatörlerden mi? Faşistlere silah ve patlayıcı sağlayan Yüzbaşı Mehmet Ali Çeliker’den mi? "Our boys have done it" diyerek ellerini ovuşturanlardan mı?

Eski defterleri açmak gerek
“Ergenekon” dendiğinde ilk aklıma gelen isim kuşkusuz Cumhuriyet Savcısı Doğan Öz’dür. 12 Eylül’ü yargılamaya kalkarsanız, Doğan Öz cinayeti dosyasını yeniden açmak zorunda kalırsınız. Hakkında 4 kez idam kararı verilen İbrahim Çiftçi’yi yeniden sorgulamanız, yargılamanız gerekir. Sıkıyönetim Mahkemesi koridorlarında “bunun evinde cam bile yok, yaşadığı evi bir görseniz, ağlarsınız” diye duygu sömürüsü yapan avukat Şevket Can Özbay, -ki söyledikleri doğruydu- yeniden savunmak zorunda kalır Çiftçi’yi. İdamdan kurtarmak için “müvekkilimin Milli Savunma Bakanlığı’nda dosyası vardır” tarihi dilekçesini tekrar sunmak zorunda kalır mahkeme heyetine.

“Bizler içerdeyiz ama düşüncelerimiz iktidarda”
Geçici 15. Maddenin kaldırılmasına mutlaka karşı çıkanlar da olacaktır. Işık Kansu ile birlikte, “Arda kalanlar” röportaj serisi için görüştüğümüz Sezen Öz, Doğan Öz’ün kontrgerilla ile ilgili olarak hazırladığı bir ön rapor göstermişti bize. Doğan Öz’ün raporundan şu satırları aynen aktarıyorum:

“Şiddet olayları, anarşik eylemler olarak nitelendirilebilecek kadar basit değildir. Amaç, demokrasi umudunu yok etmek; onun yerine faşist düzeni gündeme getirmek ve bütün unsurlarıyla yürürlüğe koymaktır. Böylece ABD ve çokuluslu ortaklıklar, Ortadoğu sorununu büyük ölçüde çözmek amacını gütmektedirler. Bize göre bu sonuca ulaşmada CIA, kontrgerilla gibi gizli örgütlerin yönlendirmesi vardır. Bu örgütler, devlet aygıtını geniş ölçüde kendi amaçlarına uygun şekle dönüştürerek demokrasi düşmanı akımları iktidar yapmayı öngörmüşlerdir.
Bütün bu çalışmalar içinde askeri ve sivil güvenlik güçleri vardır. Kontrgerilla, Genelkurmay Harp Dairesi’ne bağlıdır. Sivil güvenlik güçleri içinde de MİT elemanları ve 1. Şube görevlileri kullanılmaktadır. Bütün bu çalışmalar MHP ve onun kadrolarınca yönetilmektedir. Bu genel çerçevede cinayetleri, şiddet ve anarşik eylemleri daha iyi anlamak olasıdır. Konuya bu kapsamda yaklaşılmadıkça anarşi eylemlerini kaynağında kurutmak olanak dışı olduğu gibi demokrasiyi tek seçenek olmaktan çıkartarak bütün kurumlarıyla faşizmi kökleştirmek de gündeme gelecektir. Durum bütün açıklığı ve acılığıyla ve saygıyla sunulur.”

Alparslan Türkeş’in “Bizler içerdeyiz ama düşüncelerimiz iktidarda” sözlerini hatırlayın, bakalım kaç el titremeden kalkabilecek geçici 15. Maddenin kaldırılması için Meclis’te?

Tasfiye edilen ilerici subaylar
12 Eylül’ü yargılarsanız, bir gece içinde yalnızca 1. Ordu bölgesinde gece yarısı yataklarından, birliklerinden toplayıp Ankara’da kontrgerillaya teslim ettiğiniz 110 subayın hesabını da sormanız gerekir. Bunların arasında az sayıda “ülkücü, milliyetçi” subay da vardı. İlerici subaylar tasfiye edildi, “ifadelerinde ülkücü, milliyetçi olduğunu beyan eden” subaylar nedense birliklerine geri döndüler.

24 Ocak kararları
12 Eylül’ü yargılamaya kalkarsanız, 24 Ocak kararlarını da yargılamak zorunda kalırsınız. Özelleştirme adı altında sermayeye peşkeş çekilen fabrikaların hesabını sormanız gerekir. Bugün varımızın yoğumuzun elimizden çıkartılmasının yolu, o günlerde açıldı. Mahallenin kasabı, iyice zorlaşan ekonomik koşulların altında ezilen bir müşterisine “150 gr kıyma” paketlerken, duvarına zorla asmak zorunda kaldığı Kenan Evren posterinin altında özetliyordu durumu “yahu anarşi manarşi dediler, galiba ketenpereye geldik!” diye.

Sol mu? Hala yargılanıyor!
Yaptıkları eylemlerin hiçbir siyasi yanı olmayan, siyasi bilinci olmayan sağ eylemcilerden asılanlar, işkence görenler, yıllarca hapis yatanlar oldu. Onları kullananlar, ipe gönderenler mükafatlandırıldı. Kitle katliamlarının sorumluları milletvekili oldular. Siyasetle mükafatlandırılmayanlar, ticaretle mükafatlandırıldılar. Evinde camı bile olmayan, eski, yırtık kilimlerinin üzerinde tavuk pislikleriyle yaşayanlar, işadamı oldular. Güvenlik şirketleri kurdular, temizlik şirketleri var, silah şirketlerine aracılık ediyorlar, akaryakıt ticareti yapıyorlar. Kamu kurumlarının ihaleleri her nasılsa hep onlarda kalıyor.

MHP’lilerin davaları zaman aşımına uğrarken, sol hala yargılanıyor, hala cezalandırılıyor! Ana Devrimci Yol davası, 27 yıldır devam ediyor. Yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle bazı sanıkların Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurmaları üzerine, Türkiye tazminata mahkum oldu, dava hala sürüyor. Yargılananlardan ölenler oldu, 740 klasörden 240'ı kayboldu ama dava devam ediyor. 25 Haziran 2009’da yapılan duruşmada yine karar çıkmadı, şimdi 9 Temmuz bekleniyor. Biz 12 Eylül darbecilerinin yargılanmasını tartışıyoruz, sol hala yargılanıyor!

Mahkum olursa, kaybettiği ilk dava olmayacak!
Kenan Evren
, Marmaris’e yerleşip resim sanatını katletmeye başlayınca, "sigara içen adam" tablosunu yaptı. Ustaların ustası Fikret Otyam, Evren'in resim sergisini gezerken "sigara içen adam"ın, kendisinin Urfa’da çektiği ve çok beğenilen "sigara içen adam" fotoğrafının birebir kopyası olduğunu gördü. Üstelik Evren, hiçbir yerde de bu tabloyu yaparken Otyam'ın ünlü fotoğrafından esinlendiğini belirtmiyordu. Belli ki TSK’nın İç Hizmet Kanunu'nda telifle ilgili bir madde olmadığından, böyle bir açıklamada bulunma gereği de duymamıştı. Fikret ağabey, 1 liralık sembolik bir dava açtı, Kenan Evren'i yargı karşısına çıkardı, üstelik de bu davayı kazandı.

Referandum
Evren, “Beni yargılamak mı istiyorsunuz? Buyurun gidip halka sorun. Bir referandum yapın. Evren Paşa yargılansın mı diye sorun. Eğer halk ’Evet yargılansın’ derse, milletimin önünde herkese söz veriyorum. Bu işi yargıya bırakmam. İntihar ederim." demiş. Tabii referandumun detaylarıyla ilgili düşüncelerini de almak gerek. Yine kullanılacak zarflar kullanılan oyun rengini gösterecek kadar ince kağıttan mı olacak, “Anayasa ve Evren’e hayır” anlamına gelen “Mavi”yi yasaklayacak mıyız? Referandum öncesi devletin ve askeriyenin bütün olanakları yine tek yanlı propaganda için kullanılacak mı? Sandıklarda bazı görevliler (!) bu transparan zarflara göz ucuyla bakıp elindeki kağıda notlar alıp çentik atacak mı? Günümüz koşullarının değerlendirilmesi de yerinde olur, bilgisayar çağındayız. Oyların bilgisayar ortamına aktarılmasını ve referandum sonucunun değerlendirmesini de mutlaka Sun Microsystems yapmalı, kimsenin intihar etmesine gerek kalmasın.

 

saimtokacoglu@gmail.com

 

KATLEDİLEN ODTÜ DOĞASI İÇERİDEKİ MESLEKTAŞLARIMA MİLLETÇE KANDIRILIYORUZ! YA KARAR İDAM OLSAYDI? BİNALARI YIKARAK CUMHURİYETİ YOK EDEMEZSİNİZ! BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE SORUŞTURMA SEÇİME Mİ GİDİYORUZ? MÜDÜRÜM, BİZ GÜVENDE OLMADIĞIMIZI BİLİYORUZ! ENSAR VAKFI, KAİMDER.. YA DİĞERLERİ? BU DEZENFORMASYON NEDEN? HALKA YALAN SÖYLEMEYİN! BEYAZ'IN İLK YANLIŞI YAZIK! ÇOK YAZIK! DAVUTOĞLU'NUN KAHVERENGİ RET OYU "ARTIK 12 YIL ÖNCEKİ TÜRKİYE YOK!" GETİRİLİYOR, YÜZDE 50'Yİ TAKMIŞ PEŞİNE SONUNDA OLDU! "BEN NE YAPTIYSAM HALKIM İÇİN, HALKIMLA BİRLİKTE YAPTIM..." NİÇİN ŞAŞIRDINIZ? ONURLU BİR DURUŞ: FOTO MUHABİRLERİ DERNEĞİ BİZİ KENDİ ÇUKURLARINA ÇEKİYORLAR! AKP'NİN KONSEPT REKLAMLARI TEHDİT KOKUYOR KOLTUK VE YAN ETKİLERİ DUBLE YOL BEKLİYORUZ MUHARREM'İN KÖYÜNE İNTERNET YASASI VE GÖTÜRDÜKLERİ TAHA AKYOL VE TELEKULAK* GÖZYAŞLARI HESAP SORAR CHP VE MANSUR YAVAŞ İŞİN PUŞTLUĞUNU ÖĞRETMEK! BİR FİLM ÇEKSEK!
 
1 - 2 - 3 - 4
 8 :
 

Bizhaberiz Bağımsız Haber Portalı

BİZHABERİZ BAĞIMSIZ HABER PORTALI | Bizhaberiz.net © 2016 | Son Güncelleme : 20.04.2018 - 02:48:21 | Şu an 116 kişi online | Kullanım Koşulları