ANA SAYFABİZHABERİZREKLAM
   
AŞUREDEN HALLİCE
İÇERİK
BAŞLIKLAR

Emel ÖZTOPALOĞLU

Plan ve Bütçe Komisyonunda ataması yapılmayan öğretmenler konusu görüşülürken, komisyon üyelerinden CHP İstanbul Milletvekili Müslim Sarı sormuş: Neden en az 130 bin öğretmene ihtiyaç varken atama yapılmıyor? Millî Eğitim Bakanı, Maliye Bakanlığından talep ettikleri halde kadro alamadıkları için ücretli öğretmen çalıştırdıklarını söylemiş.

Önceki akşam Hayat Televizyonunda yayımlanan Vardiya Akşam programında, Ataması Yapılmayan Öğretmenler Platformu (AYÖP) yöneticilerinden Ramazan Hakan İnan konuştu: Türkiye, IMF'ye borç verebilecek düzeye geliyor. 3,5 milyar dolara füze ihaleleri alabiliyoruz. Üç mahkûma bir gardiyan düşüyor. Ama öğretmen ataması için bütçemiz yok!

Öyle ya, açılış üstüne açılışlar yapılıyor; yollar, köprüler, AVM'ler... Temizlik, kırtasiye gibi basit ihtiyaçları bile karşılamakta zorluk çeken okullarda okuyan öğrencilere tabletler, akıllı tahtalar sunuluyor. Vekil maaşları için 20 bin lira gibi bir sayı telaffuz ediliyor. Ama neymiş, bütçe yokmuş.

*  *  *

Komisyonda AKP'li vekiller "Herkes atanmak zorunda değil." diye savunma yapsın. Nasılsa bütün öğretmenleri ücretli çalıştırabilecek bir sistem kendini yürütüyor değil mi? 11 yıldır değişen bakanlar hep benzer ifadeleri kullanmadı mı?

"Kimseyi zorla öğretmen yapmadık. Yeteneklerine uygun başka işlere yönelebilirler."

25-30 yaşından sonra yeni bir meslek edinmek de pek kolay!

"Atanamayan öğretmenler Eminönü'nde yem bekleyen güvercinlere benziyorlar."

Bir defa şurada anlaşalım: Atanamayan değil ataması yapılmayan! Güvercin benzetmesi de son derece edebi, çok romantik...

Son bakanımız da Einstein'ın atanamayan öğretmenken buluş yaptığını söyleyerek öğretmenleri avuttu mu desem güldürdü mü desem... Sonuçta iyilik yaptı. Romantik bakan mı istersiniz komik bakan mı siz karar verin.

2002 yılında Antep'te "Atanamayan öğretmen kalmayacak." sözü veren Başbakan ise "Herkes öğretmen olacak diye bir şey yok." söylemini kullanmaya başlayalı çok oldu, hatta geçen sene "Atama yoksa oy da yok." diye isyan eden ‘provokatör' öğretmene, "Al oyunu kendine sakla. Bize oy verecekler belli." demişti.

*  *  *

2002'de atama bekleyen öğretmen sayısı 70 bin iken 2013'te bu sayı 300 binlerde. Bakan Nabi Avcı, atama bekleyen öğretmen sayısını 215 bin, öğretmen ihtiyacını 127 bin, ücretli öğretmen sayısını 39 bin olarak açıkladı. Fakat ÖSYM'nin sitesinde 2013 yılında KPSS'ye giren öğretmen sayısı 297 bin. Bunların dışında artık umudu kestiği için, KPSS'ye güvenmediği için ve bu sınavın öğretmen yeterliğini ölçtüğüne inanmadığı için sınava girmeyenler de var.

Peki, ücretli öğretmen sayıları gerçeği yansıtıyor mu? Ramazan Hoca araştırmış: Edirne Merkez'de 300, Şırnak Silopi'de 438, İstanbul'da 11 bin ücretli öğretmen görevde. Üstelik "öğretmen olmak" gibi bir koşul yok, herkes ücretli öğretmenlik yapıyor. Silopi'de görev yapanların içinde lise mezunları, 2 yılık yüksekokul mezunları, açık öğretim fakültesi öğrencileri var. Edirne'deki ücretli öğretmenlerin yüzde 90'ı KPSS'ye bile girmemiş. Öyleyse neden öğretmen yeterliğini ölçmek için bu sınav yapılıyor? Herkes öğretmenlik yapabiliyorsa, eğitim fakülteleri kapatılsın, liseyi veya üniversitede herhangi bir bölümü bitiren KPSS dershanelerine yazılsın. Öylelikle öğretmen olsun.

Eski Bakan Ömer Dinçer 20 bin ücretli öğretmen çalıştırdıklarını söylemişti. Nabi Avcı 60 binden 39 bine çekti bu sayıyı. Açıklamalar sürekli değişiyor. Öğretmenler, bütün ilçe millî eğitim müdürlüklerinden bilgi toplamaya çalışıyor. Gelen yanıtlara göre bu sayı aslında 80 bine yakın.

4+4+4 sisteminin ilkokul, ortaokul ve ortaöğretimde meydana getirdiği açıklar göz önünde bulundurulursa, dersi boş geçen 3 milyon öğrencinin varlığı söz konusu. OECD standartlarına göre 20-30 öğrenciye bir öğretmenin düşmesi gerekiyorsa 250-300 bin öğretmen bile istihdam edilebilir. Yurdumuzda gerekli öğretmen sayısı öğrenci sayısına göre değil derslik sayısına göre belirleniyor.

*  *  *

Ücretli öğretmenlik konusunda velilerin de duyarlı olması gerekiyor. Çocuklarını okutan öğretmenleri araştırmalılar. Kadrolu mu? Hangi bölümden mezun? Millî eğitim müdürlüklerine giderek şikâyet ve taleplerini iletmeliler. Millî Eğitim Bakanlığı İletişim Merkezinin (MEBİM) ALO 147 hattını da arayabilirler. AYÖP bu konuda velilere dağıtılmak üzere bilgilendirici bir broşür hazırlamıştı. Bazı veliler "Kadrolu öğretmen gelene kadar çocuklarımızı okula göndermiyoruz." diyerek tepki göstermişti. Ramazan Hoca bu konuda trajikomik bir örnek verdi: Pazarda salatalığın iyisini seçeriz. Biricik dediğimiz evlatları okula gönderirken hangi öğretmenlere teslim ediyoruz? Bunu düşünmüyoruz. Ücretli polis, doktor, hemşire, hâkim, savcı, gardiyan vs. var mı? Neden herkes öğretmenlik yapabiliyor?

Acaba anne babalara "Çocuklarınız bize emanet." sözünü verirken onların cinsiyetini değil eğitimini önemsediğini vurgulayabilirler mi? İstanbul'da kanatlı hayvan yetiştiriciliği bölümü mezunu bile öğretmenlik yapıyor. Dilovası'nda açık öğretim fakültesi mezunları sınıf öğretmeni oluyor. Fizikçi matematik dersine, iktisatçı veya beden eğitimci edebiyat dersine, 2 yıllık halkla ilişkiler mezunu Türkçe dersine... giriyor. Zamanında veteriner, mühendis vs. kadrolu öğretmen bile oldu. 15-20 yıllık sınıf öğretmenleri bir günde fen, sosyal, edebiyat, beden eğitimi vs. branşlara geçti. Yeni mezun beden eğitimi öğretmeni inşaatta çalışıyor. Biyoloji öğretmeni maden ocağında işçi olmuş, emekliliği yaklaşıyor. Birçok öğretmen polis olmak zorunda kalıyor. Halk eğitim merkezlerinde lise mezunu usta öğreticiler ücretli derse giriyor. Mesleki-teknik öğretmenler işsiz. Bir branş haricinde bütün branşlarda sorun var. Herkes herkesin işini yapabiliyor bu ülkede, o zaman neden öğretmenlerin önüne KPSS genel yetenek, genel kültür, eğitim bilimleri sınavlarının yanı sıra öğretmenlik alan bilgisi testi (ÖABT) konuldu?

*  *  *

En önemlisi temel eğitimken, neden çocukların ilkokulda en az 7-8 öğretmeni değişiyor? Başkentte Altındağ ilçesinde bir ortaokulda, ilkokuldayken 4 yılda 16 öğretmeni değişmiş bir sınıfın öğrencilerini okuttum. İçlerinde hâlâ okuma yazma bilmeyenler vardı. Batı bölgelerimizde bile eğitimde süreklilik ve fırsat eşitliği yok. 300 bin ataması yapılmayan, 80 bin ücretli öğretmen ve 150 bin öğretmen ihtiyacı varsa... Bakan "150 bin atama yapsak, 150 bin yine açıkta kalacak." diyorsa ya hep ya hiç mantığıyla... Samimilerse 150 bin atama yapmaları gerekmez mi? Şubatta 40 bin, ağustosta 40 bin olmak üzere iki atama yapılabileceği söyleniyor. Verilen sözlere artık kimse inanmıyor. Kasım ayında bin öğretmen alınacakmış. O halde bu sene atanıp göreve başlamayan 2600 öğretmen yerine neden sadece 750 kişi alındı?

*  *  *

Dershane ve etüt merkezlerinin 2016 yılına kadar tamamen kapatılacağı, uygun koşullara sahip olanların özel okula dönüştürüleceği açıklandı. "Dershaneye giden var, gidemeyen var; eğitimde fırsat eşitliği için dershaneler kapatılmalı." görüşü savunuluyor bir yandan. Dershane yılda 2 bin lira, özel okul 20 bin lira ise bu nasıl bir çözüm arayışıdır? Hedef, özel okullarda okuyan öğrenci sayısını artırmak mı? Dershanelerde çalışan 80 bin civarında sigortalı öğretmenin yazılı ve sözlü mülakatla okullara atanmaları tartışılıyor. 2010 ve 2012'deki KPSS skandallarından sonra mülakat ne kadar güvenilir olabilir?

Son gelişmeler, işsiz öğretmenlerin giderek artacağının göstergesi. Ataması yapılmayan öğretmenler koşulsuz, adaletli, güvenceli atama talep ederken "Sabah kalkalım, hepimiz kadrolu öğretmen olalım." hayali kurmuyor. MEB Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğünün bütün öğretmenleri planlı programlı istihdam etmek için çalışması gerektiğine işaret ediyor.

*  *  *

Bugün eğitim fakültesinden yeni mezun olan biri ne yapar?

İşsizlik kaygısından dolayı mezuniyetine sevinemez. Belli bir süre KPSS'ye çalışır. 25-30 yaşına geldiği için ailesinden para isteyemez. Kendi ihtiyaçlarını karşılamak için ücretli öğretmenliğe boyun eğmek zorunda kalır. İktidar da bunu çok iyi kullanır. Torpil yoksa ve eğitim fakültesi mezunuysa (!) bu işi bile zor elde eder. Dershane ve kitap masrafını çıkarana kadar çalışır. İkinci dönem sınav yaklaştığı için görevi bırakır. Diğer yandan öğrenim kredisi borcunu ödeyemediği için eve icra kâğıtları gelir. Bir süre sonra sosyal fobiye yakalanır. Toplumdan uzaklaşır. Çünkü evde, sokakta, bayramda sorgulamalara ve baskılara maruz kalır: Sen hâlâ atanamadın mı? 40 bin öğretmen alındı, sen niye atanamadın? Napıyorsun şimdi? Boşta mısın? Dershaneye mi gidiyorsun, kendin mi çalışıyorsun? Başka işte çalışamaz mısın? Fen-Edebiyat Fakültesi çıkışlıysanız (Artık lise öğretmenleri sadece fen-edebiyat fakültelerini bitirdikten sonra öğretmenlik eğitimi alarak yetişecek.) Sen şimdi öğretmen mi olacaksın? Niye eğitim fakültesi okumadın o zaman? Tezsiz yüksek lisans, pedagojik formasyon ne? Öğretmenlik sertifikası mı? Nasıl oluyor? Niye mezun olur olmaz almadın? İşin aslını astarını bilmeden, araştırmaya veya anlamaya çalışmadan devam eden sorular, eleştiriler, akıl vermeler... İntihar eden öğretmen sayısı basına yansıdığı kadarıyla 40'ı buldu. Katil kim? İktidar, çokbilmiş aileler ve çevreler, bu mücadelede yer almayan sendikalar, "aman ben atanayım da gerisi mühim değil" deyip kafalarını KPSS kitaplarından kaldırmayan ve atandıktan sonra geride kalanları unutan öğretmenler, çocuklarının geleceğini salatalığın tazeliğinden daha az önemseyen veliler, psikolojik ve sosyal boyutu olan bu soruna yer vermeyen medya... olarak hepimiz sorumluyuz.

*  *  *

Dayanma eşiği yüksek olup bütün bunları atlatabilen öğretmeni bahar bahçe mi bekliyor? Eşinden çocuğundan ayrı çalışmak zorunda olan, eylemlere katıldığı gerekçesiyle görevlerinden sürgün edilen, şiddet gören, veli-öğrenci-idare-hükûmet dörtgeninde sıkışan öğretmenler... Zorunlu hizmetini yerine getirirken güvenlik sorunu yaşayan öğretmenler... (Bir Rus arkadaşımdan öğrendiğime göre, Rusya'da taşrada gönüllü olarak birkaç yıl öğretmenlik yapanlara devlet 2-3 milyon ruble ikramiye veriyormuş. Güvenlik sorunu yok, sadece taşra olduğu için ve zorunlu değil gönüllü. Öğretmenin zaten yatarak para kazandığını savunanlara ters bir örnek gerçi.) Mesleğin işletmeci iktidar tarafından itibarsızlaştırılması, herkesin öğretmenlik yapabilmesi ya da yapabildiğini zannetmesi...

Bir ülkede 17 milyona yakın öğrenci, 800 bin eğitimci varsa -aileleri de hesaba katarsak- eğitimde her sorunun üstesinden gelinebilmeli aslında. AYÖP 23-24 Kasım'da ataması yapılmayan bütün öğretmenleri hakları olan kadroları almaları için Ankara'ya çağırıyor. Koşulsuz, adaletli, güvenceli, kadrolu atama için... Okullar öğretmensiz, öğretmenler işsiz kalmasın; ücretli köleliğe ve öğretmen intiharlarına son demek için...

Babama bunlardan bahsettim, "aşure gibi" dedi, eğitim sistemi karışıklık konusunda aşureyi geçti. Tek farkla; halkın tadını kaçırıyor, çocukların ve gençlerin geleceğini karartıyor, derin toplumsal yaralara yol açıyor. Eğitimcilere, eğitimci adaylarına birlik olmak ve bu kördüğüm konular hakkında halkı sabırla aydınlatarak mücadeleye devam etmek düşüyor.

emel.oz87@gmail.com

 

 

Bizhaberiz Bağımsız Haber Portalı

BİZHABERİZ BAĞIMSIZ HABER PORTALI | Bizhaberiz.net © 2016 | Son Güncelleme : 11.10.2018 - 09:36:29 | Şu an 161 kişi online | Kullanım Koşulları