ANA SAYFABİZHABERİZREKLAM
   
İKİ İMAM...
İÇERİK
BAŞLIKLAR

Erbil TUŞALP

Siyaset piyasasının yeni tartışması “iktidar-Cemaat kavgası”. Cemaat ortaklığına son vermeye karar veren partinin bir numarasının saklısı gizlisi yok. Ama Cemaat’in sarıklısı rahatsızlığını gizlemiyor. İktidar kertenkele telaşında, Cemaat akbaba sabrında. İki imam pusuda.

İktidar-Cemaat tartışması sanki bütün kavgaların üstünde örtü. Ne soygunu, ne aile boyutu terbiyesizliği konuşan var. Varsa yoksa kavga.

Bu kavganın profesyonelleri ılımlı İslam’a geçiş sürecini anımsatan “tekrarı” iyi gizledi. 90’lı yılların başında “radikal İslam’ın şiddetiyle korkutulup Ilımlı İslam’a boyun eğdirilen” Türkiye, yıllar sonra bir kez daha aynı yöntemle kuşatıldı. Korkunun kaynağı elbette şeriat değil. İslam cumhuriyetinde şeriattan niye korkmanın mantığı yok. Şimdilerde diktatörün polisi, yargısı korkutuyor.

Görünen o ki, iktidar koynunda uyuttuğu ihaneti kendi eliyle uyandırdı. Kimbilir belki de Irak’ta ve Suriye’de patlayan cihadın canlı bombalarıyla oluşan yeni Ortadoğu’nun cazibesine kapıldı.

İki imamın çatışması, yeni bölge yeni ülke düşü kuran akepe’ye yeni olanak sağladığını söyleyenler haksız değil.

Dershaneleri kapatamayan hükümet bu krizden kazançlı. Çünkü karşısında dershane sahipleri, öğrenciler ve öğretmenlerden oluşan sorunlu bir kitle var. Çok büyük bir kitleyle seçim öncesi oy karşılığı pazarlık etme şansı yakalandı. Dahası poliste ve yargıda biriken utançların faturası Fethullahçılara kesildi, danışman aklıyla hesap kapatıldı.

İN Mİ, CİN Mİ?
Türkiye İslam Cumhuriyeti kuruluş belgelerine büyük olasılıkla “akepe’de iç darbe” başlığı ile yazılacak kavgayı anlamanın yolu “tarafları tanımaktan” geçiyor. Birçok kez yazıldı, çizildi, konuşuldu ama bellekleri tazelemek gerekiyor.

Bay Tayyip’i bütün dünya tanıyor da Bay Fethullah kim? Köşesine çekilmiş emekli bir imam mı, dev bir örgütlenmenin başına gökten inmiş in mi, cin mi?

Komünizmle Mücadele Dernekleri’nde yetiştirilen ilim irfan sahibi! Psikolojik harp ustası o. Becerikli mi becerikli. Diplomasız alim, felsefesiz feylezof, sürgünde derviş. Bu benzetmelerini çok seviyor. “Amerikan muhibi imam...” dendi mi, üzülüp ağlıyor.

Nefesinin kudreti, üfürüğünün gücü, servetinin kaynağı bilinmiyor ve asla tartışılmıyor. Takipçisi olduğu şeyhi Said-i Nursi gibi gibi olağandışı güçleri var:

“Dört yaşında Kuran hatmediyor, rüyasında Rusça sayıklıyor, bir bakışta sigarayı, alkolü, kumarı bıraktırıyor, usta bir cambaz üstelik”
İşi gereği biraz ikiyüzlü. Ne polisteki işkenceye, ne savaşa dur diyor. Hem örtünenleri koruyor, hem “genç kızların tercihlerini örtüden değil, eğitimden yana yapmasını” istiyor.

Kendileri gibi düşünmeyenlerin kanını kandan, canını candan saymıyor. Bıçağın ucundaki “Kanlı Pazar”lara; namlunun ucundaki Kahramanmaraş’lara, Çorum’lara değinmiyor.

Siyasal İslam’ın farkını vurgularken renk veriyor. Ona göre “başkaları bir araya geldiklerinde kan dökmekten, kamu malına zarar vermekten hoşlanıyor” diyor ama Başbakan Bay Tayyip misali “Sivas’ta diri diri yakılanları” unutuyor.

Bu güvercin görünümlü şahin inanması güç ama İslami teröre yeni boyutlar kazandıracak kelamlar ediyor:

“Cihat, bir müminin uğruna canını feda edebileceği en tatlı bir mefkure ve en yüksek bir idealdir. Zira mümin, kendi teri içinde boğulma ve kendi kanıyla abdest alma gibi bir payeyi ancak cihatla elde edebilir.”

ŞUNU ŞÖYLE YAPIN
Bir eli tarikat ticaret işlerinde, öteki eli hep siyasette oldu. Demirel’den Ecevit’e, Özal’dan Çiller’e destekleme sözü vermediği siyasetçi kalmadı. Kendi söylediğine göre ara sıra Çankaya’ya “şunu şöyle yapın” haberleri gönderdiği bile oluyordu. Adnan Menderes’e, Namık Gedik’e yakın olan Said-i Nursi’ye benziyordu. Hayatın her alanına burnunu sokmakta üstüne yoktu. Okul, dershane, fabrika derken sonunda futbola da uzandı. Galatasaray ve Beşiktaş’ın renklerini kirletmeye kalkıştı.

2005 güzünde çok komik bir şey oldu. Rahle-i tedrisinden geçen hükümetin en güvendiği köşem yazarı, güçlendiği an kuzu postunu çıkarıp cellat kesilen Hocaefendi için “Bir dahaki Nobel’e barış ödülü” istedi.

Kavganın bir yanında “kendi kanıyla abdest almayı paye” sayan Bay Fethullah; öteki yanında “şehadetin makam olduğunu” söyleyen Bay Tayyip var.

erbil.tusalp@gmail.com

 

 

Bizhaberiz Bağımsız Haber Portalı

BİZHABERİZ BAĞIMSIZ HABER PORTALI | Bizhaberiz.net © 2016 | Son Güncelleme : 22.01.2018 - 06:44:11 | Şu an 91 kişi online | Kullanım Koşulları