ANA SAYFABİZHABERİZREKLAM
   
O DA ÇOCUK BU DA
İÇERİK
BAŞLIKLAR

Erbil TUŞALP

Babasının “var mı bana yan bakan..” bitirimliğinin arkasına saklanan çocuğun gözlerindeki korku olmasaydı; küçük kasabanın büyük çocukları anımsanmazdı:
Ağır ceza reisinin biricik oğlu. Savcı beyin çocukları. Başhekimin kız kuruları, emniyet müdürünün yaramazları, kaymakamın yedi bela ikizleri. Sokağın ayrıcalıklı küçük efendileri.
Onlar “kendi” babalarından, biz “onların” babalarından korkarak büyüdük. Kiminin babası çocuklarını bizden ayırmazdı. Eve dönerken başımız okşar hal hatır sorardı. Kiminin babası çocuğunun arsızlığını, huysuzluğunu, doymazlığını hak bilir, aldırmaz; yüzümüze bile bakmazdı.
Hal hatır soranların çocukları bizim gibi oldu. Yüzümüze bakmayanların çocukların payına soyguna vurguna, hırsıza arsıza erketecilik yapmak düştü.
Arabanın arkasındaki babasına sığınıp korku ve kuşku dolu gözlerle bakan o çocuk olmasaydı yaram acımazdı. Korkan her çocuk gibi babasının arkasına saklanmıştı. Korkan ama korktuğunu söyleyemeyen yüz binlerce çocuk vardı. Boy boy, çeşit çeşit.. Buyurun bakın.. İster utanın ister kıvanın:
Çocuktan işçi de çocuktan asker de var. Çocuk işçi sakat, çocuk asker ölü. Utandıran çocuk gelinler, ağlatan çocuk anneler var. Baklava çalıp yatan da var, eli ekmek arası salama uzanıp sübyan koğuşunu boylayan da. Donarak öleni de, yağmur damlasında boğulanı da, yaşamında ilk kez tattığı sütten zehirleneni de var. İşkence göreni, taciz edileni ve hatta tecavüze uğrayanı da var. Dahası İslam faşizmini dişlileri arasına sürüklenip cehennemle korkutulan sessiz milyonlar karalığın büyük parçası.

YEDİSİNE 255 YIL
Demokratik bir eyleme katılmakla, soyguna vurguna katılmak arasındaki farkı sıfıra indirgeyen çok sayıda örnek var. Bazıları vicdan kanatıyor, isyan ettiriyor, utandırıyor.
Örneğin“12 Eylül darbecileri yargılansın” eylemi ile 1 Mayıs ve Nevruz mitinglerine katılmak; Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Che Guevara ve Yılmaz Güney’in fotoğraflarını taşımak; Mihri Belli’nin “Kızıldere’ye Varan Yol”, Jürgen Habermas’ın “Sivil İtaatsizlik kitaplarını bulundurmakla suçlanan Odak dergisi okuru beşi üniversite öğrencisi, tutuklu yedi genç için hazırlanan iddianamede sanıklardan her birine örgüt üyeliğinden 7.5 yıldan 15 yıla kadar, katıldıkları her bir eylem için1-5 yıl arası toplam 255 yıl hapis cezası istendi.
Tamam anlaşıldı “yollar gide gide, hapis yata yata” bitiyor. Ancak yedi gence 255 yıl hapis cezası isteyenler mi,17 Aralık soygununda adı geçenleri sorguya getiremeyenler mi hukuka saygılı sorusu yanıt bekliyor.

ON ÜÇÜNE 112 YIL
Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nce 1 Mayıs’a katılmak ve halay çekmek, 8 Mart’a ve Nevroz’a katılmak,19 Mayıs’ta piknik yapmak, Roboski katliamıyla ilgili ve İnsan Hakları Haftası’nda basın açıklaması yapmak nedeniyle “örgüt üyesi olmak” ve “örgüt propagandası yapmak” suçlanan Cumhuriyet Üniversitesi’den sekizi tutuklu on üç öğrenci toplam 112 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. (25 Haziran 2013)
Tamam anlaşıldı “yollar gide gide, hapis yata yata” bitiyor. Ancak on üç gence 112 yıl hapis cezası verenler mi, dokunulmazlık zırhına bürünen soyguncuyu vurguncuyu, hırsızı arsızı koruyanlar mı hukuk adamı sorusu yanıt bekliyor.
Anlaması gerçekten güç “9 lira 25 kuruş için 12 yıl hapis, İki günlük boykota 6 yıl hapis, Barikatı aşana 31 yıl hapis, Halay çekene 10 yıl hapis, Ekmek arası salam için 9 yıl hapis, Anma için 12 yıl hapis..” başlıkları seni sizi sizinkileri, onu onları onunkileri nasıl oluyor da utandırmıyor.

KİMSE İNANMIYOR
İç siyasette “halifeyi, şeyhülislamı, şeriye vekaletini, İslam hukukunu, çok kadınla evliliği, şer’i telakı, cuma tatilini, İslami takvimi, tesettürü, türbanı, operayı baleyi, dansı heykeli resmi” malzeme yap; değişimden-dönüşümden çağdaşlıktan söz et.
Olmuyor artık sana kimse inanmıyor
Dış siyasette “namaz kılmayanı falakaya yıkan, oruç tutmayanı kırbaçlayan, zina yapanı taşlayan, diri diri insan yakan, karşıtının ciğerini söküp yiyen, ölü eşle ve kız kardeşle ilişkiye cevaz veren anlayışın temsilcileriyle işbirliği yap; yükselen değerlerden demokratikleşmekten söz et.
Olmuyor artık yalan söylendiği biliniyor.
“İçeride günahsız yatan çok kişi var” gönül alması suçüstü yakalanma korkusundan kaynaklanıyor. Belli ki genç insanlara reva görülen 112 yıllık, 255 yıllık hapis cezaları korkutuyor. Korkunun dağları beklediği, ifade için aranan oğlunu paket gibi yanında gezdirmesinden belli oluyor.
Baba korkusunun, oğul kuşkusunun belgeleri artık kulaktan kulağa değil artık elden ele, dolaşıyor.
Olmuyor artık size sizinkiler de acımıyor.

KİRLİ DÜĞÜM
Rüşvet, zimmet, ihtilas, irtikab, delil karartmak, nüfuz kullanmak, evrakta sahtekarlık, dolandırıcılık, insan ticareti, uyuşturucu silah kaçakçılığı, banka hortumlama, ihale vurgunu, kara para aklama, hayali ihracat, nükleer madde- tarihi eser kaçakçılığı gibi soyguncuya, sahtekara, kalpazana, hırsıza arsıza uzanan kirli işlerin düğümü çözülüyor.
17 ve 25 Aralık operasyonlarının özneleri çaresiz. Ricat’ın eli kulağında, başladı başlayacak. Bundan böyle sağ gözün sol göze hayrı olmayacak. Hükümet babanın, parti hükümetin kirini pasını arıtamayacak.
Hukuk devletinin kanun devletine karıştığı Türkiye İslam Cumhuriyeti “takdir-i ilahi” deyip sıyrılacak.
Hiç kimsenin geçmişini satın alacak kadar zengin olmadığı gerçeği bir kez ortaya çıkacak.

erbil.tusalp@gmail.com

 

 

Bizhaberiz Bağımsız Haber Portalı

BİZHABERİZ BAĞIMSIZ HABER PORTALI | Bizhaberiz.net © 2016 | Son Güncelleme : 09.08.2018 - 23:42:30 | Şu an 85 kişi online | Kullanım Koşulları