ANA SAYFABİZHABERİZREKLAM
   
YÜZÜ KIZARAN HAYVAN
İÇERİK
BAŞLIKLAR

Erbil TUŞALP 

Biri ar damarı, öteki ar perdesi. Ar damarının, ar damarı çatlağının, ar damarı olmayanların, ar damarı çatlamayanların ve de elbette ar damarı çatlağını umursamadan bey gibi yaşayanların şifresi çözülmüşken; yoksul ve yoksun halkın sırtına şimdi bir de "ar perdesi sorunu" yüklendi.

Ar damarı ile ar perdesi arasındaki farkı bulmak; ar damarı ile ar perdesi arasındaki ilişkiyi anlamak çok kolay. Mal meydanda.

Ar damarı çatlayanlarla, ar perdesi yırtılanlar milyonların gözü önünde utanıp sıkılmadan küfürleşip boğazlaşıyor. Hırsızla arsızın, arsızla hırsızın görünürdeki kavgasıyla asıl soygunun büyük vurgunun üstü örtülüyor.

Ar damarı sorunsalı(!) olanca cazibesiyle gündemde ama ar damarının yeri, ar damarı çatlağının nedeni belli değil. Dün de bilen yoktu, bugün de. Vicdanda mı cüzdanda mı, kutuda mı kasada mı bilen yok.

Yeri bulunsa, bu kez ar damarı çatlağı sorunu var. İki aspirin bir gripin yetmiyor. Teşhis ve tedavi yöntemleri bilinmiyor. Bilim dünyasında kalp damar hastalıkları var, ar damar hastalıkları yok.

Ar perdesi için de belli ki aynı sorun yaşanacak; nedir ne değildir aranacak, yeri yurdu sorulacak. Kim bilir belki de ne ar damarı çatlağına, ne de ar perdesi yırtığına çare bulunacak.

17 Aralık devlet soygununun cennet-cehennem sınırlarını aşıp yasamayı, yürütmeyi, yargıyı kuşatmasından bu yana -çözüm bulmak için olmasa da- sorunun yoğun bir biçimde tartışıldığı belli. Tartışanlardan kimi tıbba karşı, hukuktan yana; kimi hukuka karşı, tıptan yana. Savcı isteyen "zalim" de var, doktor diyen mazlum" da.

Bütün bunlar yetmiyor tarihin en büyük soygunu "ar damarı" sorununa "ar perdesi" sorununu ekliyor. Büyük soygun ar damarını çatlatsa da, ar perdesini yırtsa da hırsızlar Oscar'ı hak ediyor.

YÜZÜ KIZARAN HAYVAN
Ar damarı ile ar perdesinin yolları insan yüzünde buluşuyor. Kimi insan utanıyor, anında yüzü kızarıyor.Kimi insan asla utanmıyor, yüzü hiç kızarmıyor. Mark Twain'in insana "yüzü kızaran hayvan" dediğini anımsayınca, insan haklı olarak "nasıl bir hayvan" sorusuna yanıt arıyor.

Şükürler olsun Google yoldaş verdikçe veriyor. Yanıt evrim kuramının babası Charles Darwin'den geliyor.[1]

"İnsandan başka yüzü kızaran hayvan olduğundan söz etmek için sağlam kanıtlar gerekiyor" diye başlıyor "yüz kızarmasının en tuhaf ve en insancıl bedensel ifadelerden biri olduğunu.." söylüyor.

Ona göre yüz kızarmasına nedeni olan bir sürü etken var. Suç işleyenin de, öfkeden kanı tepesine sıçrayanın da, mutluluktan dört köşe olanın da, herhangi bir nedenle utananın da yüzü kızarabiliyor.

Tıbbın "akıl karışıklığının" bir nedeni olarak gördüğü "utanma duygusu" çok önemli. Akıl (aklı) karışıyor, inkâr başlıyor. Zihin (zihni) bunalıyor, unutma geliyor. Demedim'lerin, gitmedim'lerin, almadım'ların, asarım'ların, keserim'lerin; kısaca "var mı bana yan bakan'ların" kaynağı bu.

Utanç alerjinden mustarip. Yaşamında bir kez olsun utanma yok. İki yüzlü, camda başka damda başka.

Oval ofis tutanakları, kırmızı telefon konuşmaları, dört milyon eksikli seçmen listeleri, sahte oy ayrım yazılımları, kentlerin imar planları, gökdelen katları, özel uçak seyahatleri, sünnet ve düğün armağanları, soygun vakıfları, vurgun dernekleri, oğulları, kızları, akrabaları, hısımları, villaları, banka hesaplarını, polisleri, savcıları ve de hesap verilecek yargıçları düşündükçe köşeye sıkışıyor.

Ayakkabı kutuları, yatak odası kasaları, kol saatleri, banka kredileri, arazi bağışları, dolar istifleri, euro desteleri, dinleme tutanakları, fezlekeler ve iddianameler uykularını kaçırıyor.

Korkuyor tehdit ediyor, korkutuyor; kanıtlayamıyor küfrediyor, yalan söylüyor. Köşeye sıkıştı çaresi yok; hakaret ediyor, meydan okuyor, küçümsüyor, iftira ediyor, huzursuz ediyor. 

SAKLANMA İHTİYACI
Darwin'e göre bizdeki karşılığının dışında yüzü kızarmayanlar da var. Örneğin bebeklerin utançtan yüzü kızarmıyor. Geri zekâlıların utanca bağlı yüz kızarıklığı sorunu yok. Bir de yüz kızartıcı suç işleyen hırsız ve arsızın yüzü asla kızarmıyor. Utanmadıkları için saklanma ihtiyacı da söz konusu değil. Utanmıyor, kızarmıyor, saklanmıyor. Hırsızlığı da arsızlığı da, zulmü de baskıyı da emeğini ve malını çaldığı insanların gözünün içine baka baka yüzü asla kızarmadan yapıyor.

Mark Tawin'ın da, Charles Darwin'in de yaklaşımları yanlış:

Mark Twain insana "yüzü kızaran hayvan" değil, " yüzü kızarmayan hayvan" demeliydi.

Charles Darwin "yüz kızarmasının" değil "ar damarı ile ar perdesinin en tuhaf ve en insancıl bedensel ifadelerden biri olduğunu" söylemeliydi.

Ne bilsin garipler diyesi geliyor. Belki onlar da utanmasını bilen, yüzü kızaran insanlara güvendiler. Belli ki ne ar damarı çatlayan, ne ar perdesi yırtılan devlet ve siyaset adamı gördüler. Dahası böyle bir Türkiye'ye hiç gelmediler.

erbil.tusalp@gmail.com


 

[1] -Charles Darwin, İnsan ve Hayvanlarda Duygunun İfadesi,1872. Gün Yayıncılık

 

Bizhaberiz Bağımsız Haber Portalı

BİZHABERİZ BAĞIMSIZ HABER PORTALI | Bizhaberiz.net © 2016 | Son Güncelleme : 20.10.2018 - 09:35:17 | Şu an 120 kişi online | Kullanım Koşulları