Bizhaberiz Bağımsız Haber Portalı  
ANA SAYFABİZHABERİZREKLAM
   
TAHRİK EDİYORUM
İÇERİK
BAŞLIKLAR

Erbil TUŞALP 

Diyelim ki gazeteci olduğunu hatırlayan biri çıktı. Gözünü kararttı, yaradana sığınıp sordu:

Sayın şey iki sorum var; 17 Aralık'tan geriye acaba, "babam demeye utanan" çocuklarla "çocuklarından utanan" babalar mı kaldı?

Sizce babalarından utanan çocuklar mı haklı, çocuklarından utanan babalar mı?

Zor ve gereksiz bir soru bu. Mal meydanda. Tehlikeli de üstelik.

Hem de şeyinin şeyi şey edilesi o "zamanın ruhu" meselesi şeyine de uygun değil. Ortada bir bira şişesi var. Kâh Dolmabahçe Camii'nde "anarşik" gençlerin elinde, kâh Kabataş İskelesi'nde üstü çıplak deri eldivenlilerde.

Yalan hırsızın arsızın tanrısı. Üstelik yalandan ölen de yok:

Anarşik'ler camiye ayakkabılarıyla girip sevişiyor. Sadomazo'lar iskelede türbanlı bacıları dövüp üstüne işiyor.

Komünistler "camiyi yaktı", aleviler "suya zehir kattı", solcular

"kahve taradı" geleneğinden gelen iktidarın akıl hocası psikolojik savaş uzmanlarının "camide içki - kadın dayak" projesi tutmadı.

İktidar alkışlansın. Halk ayaklansın. Gezi dağılsın. Olur.

Olur ama adama bu ne iştir, nasıl sipariştir diye sorulur.

Öfke geçmedi, kin bitmedi. Başbakanından mahalle muhtarına adamların tepesi atmış vaziyette. Eller tetikte. Soru sormaya kalkışacak bir kurban bekleniyor.

OSMANLI ŞAPLAĞI

Yukarıda sözü edilen o iki soru elbette sorulmadı. Kaldı ki kanlı hsyk fermanından sonra kimse gaza gelip soru moru sormasın. "Sorsam ne olur?" demesin. Artık herkes bir diktatörlüğün teb'ası olduğunu bilsin.

İtalya'dan başlasın Almanya'ya uğrayıp duçe'leri, führer' leri şöyle bir anımsasın.

Diyelim ki biri çıktı sordu. O zaman hiç kuşkusuz "memleketin içinde bulunduğu ahval ve şerait içinde ve de şahs-ı şahanenin sıhhati ve afiyeti esbabı mucibesiyle" karşıtlardan bir kaçı muhtemelen ya bıçağa sarılıp dürtülerek ya da iki Osmanlı şaplağıyla doğduğuna pişman edilerek susturulacak.

Özel yetkililer eliyle demir kapı taş duvar arkasındaki eli kalem tutan, ağzı kelam eden tutsaklara yeniler eklenip ahalinin sesi soluğu kesilecek.

Bıçağı bizim kuşağın gazetesi El Pais yazdı. Bakan tokatladığı da sır değil, duymayan kalmadı.

SENDEN TIK YOK

İş şirazesinden çıktığından karşıtı susturmak için jip cop artık çare değil. Zehirli suyun da, boğucu gazın da eski hükmü kalmadı. Biri ıslatıp yakıyor, öteki öksürtüp boğuyor. Hırsızlığı arsızlığı, soygunu vurgunu örtmeye artık küfür de yetmiyor. Ne dense, ne kadar küfredilse boş.

Alçak şerefsiz'le başlayan koro; edepsiz bereketsiz'le, vatan haini satılmış'la devam ediyor. Utanmaz namussuz'a haysiyetsiz cibiliyetsiz'e ve haddini bilmez cahil'le dolu muhalefet cephesinde ona göre münafıkın küffarın her cinsinden insan var. Ağzını açıyor aşağılıyor; gözünü yumuyor küfrediyor. Özetle utandırıyor.

Oysa bunca küfre itiraz eden de yok, bunca hakarete dur diyen de. Görünürde kimse şikâyetçi değil. Tuhaf olan da bu.

"Anama, karıma, kızıma, bacıma yan baktı küfretti racon kesti.." diye binlerce cinayet işlemiş bir ırkın ahvadı ol. Sokakta adam doğransın, meydanda satır sallansın. Gezi'de adam vurulsun, Meclis'te burun kırılsın.

Bunca zamandır onurunla oynansın, canına kıyılsın, gözyaşın akıtılsın; inancına, partine, sendikana, derneğine, üniversitene, sanatına küfredilsin ama senden ses çıkmasın. Biliyorum korkuyorsun.

Bunca zamandır işçisi memuru, öğrencisi öğretmeni, gazetecisi yazarı, üniversitesi, sendikası, derneği, kooperatifi, vakfı "n'oluyor ?" demesin. Anlıyorum korkuyorsun.

Belki alkışlamıyorsun ama eleştirmiyorsun da. Belki susmuyorsun ama yakınmıyorsun da. En önemlisi "kanun çerçevesinde" hakkını aramıyorsun. Hayret bişeysin doğrusu.

DAVACI OLACAKSIN

Akrep gibi korkak mısın? Tilki gibi kurnaz mısın? Koyun gibi saf mısın? Hiçbiri değilsin. Aslında güvercin gibi ürkeksin, sessizsin. Bedel ödedin, bedel ödemektesin ama korkunun ecele faydası olmadığını öğrendin.

Dünya gördü artık korkmuyorsun, dünya duydu artık susmuyorsun.

Biliyorum şimdi oturup dilekçeni yazacaksın şikâyet hakkını kullanmak için adaletin kapısını çalacaksın.

Çalmalısın.

Hukuk tükense de insanın tükenmediğini kanıtlayacaksın.

Kanıtlamalısın.

Hakkını yiyenden, iftira atandan, aşağılayandan, hakaret edenden, küfredenden, çalandan, soyandan davacı olacaksın.

Olmalısın.

Karakola gitsen korkmadan doğruyu söylesen, mahkemeye gitsen korkmasan şaşırmasan.

"Salt bana değil.." demelisin."Size de sövüp sayıyor sayın savcı duymuyor musunuz? "diye sormalısın. "Salt bizi değil" demelisin. "Sizi de tehdit ediyor sayın yargıç görmüyor musunuz? " diye sormalısın.

Son tahlilde "tahrik ediyor" tehdidine asla kulak asmadan; "hukuk devletini" tahrikine yelken açmak gerekiyor.

Halkı kin ve düşmanlığa sevk edenlerin; özelleştirmeden , yoldan, tünelden, köprüden, ihaleden, plan tadilinden, kentsel dönüşümde, 2B'den, HES'ten, RES'ten, çılgın projelerden, kara paradan, yoksulun ekmeğinden, işçinin alın terinden; her şeyden ama her şeyden akçeli çıkar sağlayanların; inancı, örgütü, kimliği aşağılayanların; özgürlüğe, bağımsızlığa şaşı bakanların, hak hukuk tanımayanların, karşısına dikilmelisin. Yeter demelisin, dur demelisin.

 

erbil.tusalp@gmail.com

 

 

Bizhaberiz Bağımsız Haber Portalı

BİZHABERİZ BAĞIMSIZ HABER PORTALI | Bizhaberiz.net © 2018 | Son Güncelleme : 13.12.2018 - 01:51:20 | Şu an 99 kişi online | Kullanım Koşulları