ANA SAYFABİZHABERİZREKLAM
   
ÇGD MEDYA RAPORU - 5 NİSAN 2015
İÇERİK
BAŞLIKLAR

ÇGD MEDYA RAPORU
5 NİSAN 2015

İndirmek için soldaki Word ikonuna tıklayın

 

MEDYA RAPORU

Günümüzde toplumların gelişme düzeyleri analiz edilirken başta ekonomik kriterler olmak üzere birçok kriter kullanılmaktadır; ‘kişi başına düşen gelir', ‘kitap okuma oranı', ‘belli gıdaları tüketme miktarı' vb.

Bu kriterlerin, ölçülmek istenen konuyla ilgili belli anlamlılıkları olmakla birlikte zamanla görülmüştür ki toplumların gelişmişlik düzeyinin ve birlikte yaşama kültürünün en önemli kriteri ve tutkalı, ‘düşünce ve ifade özgürlüğü'nün kullanımıdır. Özellikle ‘Batı' tanımıyla genelleştirilen Avrupa ülkelerinin eksen olduğu bu göstergenin çıtası, hem kültürel hem ekonomik hem de bireysel gelişimin temelidir.

Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan günümüze birçok alanda ilerleme sağlamakla birlikte düşünce ve ifade özgürlüğü alanında hep inişli çıkışlı, son dönemde de hep iniş seyrinde bir grafik çizmektedir. Bunun sosyolojik (din, gelenek) birçok nedeni olmakla birlikte siyasal etkiyi başa koymak kaçınılmaz bir gerçektir. Emek karşıtı, merkezi-otoriter, akılcılığı dışlayan ve üretimi birlikte tüketim temeline indirgememiş siyasal anlayışlar ‘düşünce ve ifade özgürlüğü hakkı'na karşı da yok sayıcı bir tutum almaktadır. Bu anlayışın üzerine bina edilmiş bir sisteme yerleşen AKP iktidarının 13 yıla yaklaşan dönemi boyunca da net olarak görülmüştür ki ‘kendisinden olanlar' dışında her türlü düşüncenin ifadesi ve hak arayışı faşist yönetimlerde olduğu gibi bastırılmaktadır. Geçen sürede aralarında daha çocuk yaştakilerin de olduğu birçok vatandaş öldürülmüş, yaralanmış; sadece bir mitinge katıldığı, slogan attığı, afiş astığı için haksız yere cezaevlerine konulmuş, hayatları karartılmaya çalışılmış, bazıları hayatlarına kıymak zorunda bırakılmıştır. Bu dönem, düşünce ve ifade özgürlüğünün katledildiği bir dönem olmanın yanı sıra aynı zamanda katledenlerin korunduğu, ‘kamu görevi' adı altında işlenen suçlara dokunulmazlıkların sağlandığı bir dönemdir. Yeni yasal düzenlemelerle de düşünmeyen, sormayan, sorgulamayan, itiraz etmeyen bir toplum modeli kurulmak istenmektedir.

Düşünce ve ifade özgürlüğünün somutlaştığı mesleklerin başında gelen gazetecilik de AKP iktidarları döneminde, kendisinden önceki süreçlerin çok ilerisinde saldırıya ve işgale uğramış; kimliksizleştirilmiş, içeriksizleştirilmiştir. 21 yüzyılda önemi, etkisi ve iş çevreleri için ‘çok kazançlı' bir hale gelen basın-yayın faaliyeti iktidarların neredeyse varlıklarını da dayadığı temel araçlardan biri olarak görülmüş; algıları yönlendirme ve oluşturmak için kontrol altında tutulması gereken bir yapıya çevrilmek istenmiştir. Basın-yayın kurumları bu doğrultuda adeta iktidarların sözcülüğü görevini üstlenir hale sokulmuş; sermaye gruplarının tamamen kontrole alınması ve iktidar-sermaye ilişkilerinin iç içeliğiyle istenen amaçlara ulaşılmıştır. AKP iktidarları döneminde bu iç içelik gizli saklı değil aleni yapılır hale gelmiştir. İktidarın yanında olduğunu, seçim sonuçlarını birlikte balkonlara çıkarak kutlayanlar gazete, televizyon sahibi olmuştur.

İktidar, basını güdümüne almak için neredeyse tüm araçları kullanmış; ilk olarak sahiplik yapısını değiştirmeye çalışmış, değiştiremediği kurumları özellikle mali tehdit mesajlarıyla susturmuş, buralarda susturamadığı gazetecileri davalar ya da işsizlikle karşı karşıya bırakmıştır. Geçen yıllar itibariyle Türkiye'nin tarihi birçok alanda olduğu gibi gazetecilik mesleği açısından da kara bir dönem olarak yazılmıştır.

Süreç göstermiştir ki bir ülkenin yazılı ve görsel basını ne kadar sermayeye, dolayısıyla da iktidarın kontrolüne sokulmuşsa ‘kamuoyunun doğru haber alma hakkı', olaylara tarafların görüşlerinin olabildiğince eşit yansıması temelli ‘tarafsızlık ilkesi', her türlü ayrımcılığa ve kışkırtıcılığa karşıtlık gibi ‘temel insan hakları üzerinden yayıncılık' anlayışı o kadar ortadan kalkmıştır. İktidar ve iktidara dayalı güç odakları bu etik kuralları ne kadar yok etmeye çalışsa da hem mesleğin gereği hem de onurlu bir yaşam için çıkan gazeteler, yazan gazeteciler ve onların örgütleri de her zaman direnmiş ve var olmuştur.

Çağdaş Gazeteciler Derneği örgütlü olduğu basın-yayın iş kolunda kuruluşundan beri temel etik kurallara ve örgütlü güce inanarak her daim mesleğine sahip çıkmış, karşısında olanlara karşı durmuştur. Bu duruş nedeniyle üyeleri suikastlara uğrayan, gözaltına alınan, darp edilen, işsiz kalan Çağdaş Gazeteciler Derneği herkesin sustuğu dönemde mesleğinin sorumluluklarından kaçmamış ve her zaman ‘kral çıplak' demiştir. 12 Eylül faşist darbesi döneminde Aydınlar Dilekçesi'ne öncülük eden, 1990'larda Doğu ve Güneydoğu'da yaşananlara duyarsız kalmayıp yerinde incelemeler yapıp çalışmalar yürüten; gözaltına alınan, tutuklanan, işlerine son verilen meslektaşlarına her düzlemde sahip çıkan Derneğimiz, içinden geçtiğimiz dönemdeki baskılara karşı da her zaman gür bir sesle itirazını koymaya devam ediyor. Bu amaçla kamuoyunun, basına yönelik baskılara ilişkin birinci elden bilgilenmesi için "MEDYA RAPORU" adıyla raporlar hazırlanarak, yaşanan tüm ihlaller hem ulusal hem de uluslar arası kamuoyuyla paylaşılacaktır. Derneğimizin Ankara Şubesi çatısı altında kurulan ‘İzleme Komisyonu' üyelerince toplanan ve derlenen veriler, Derneğin yetkili organlarınca onaylanmasının ardından 3 aylık periyotlarla kamuoyuna açıklanacak, yıl sonunda da yıllık bir rapora dönüşecektir.

Düşüncenin ve ifade edilmesinin özgür olduğu, basının özgür yayıncılık temelinde haber yaptığı ve kamuoyunu doğru bilgilendirdiği; örgütlü, emeğin hakkını aldığı bir Türkiye ve dünya amacıyla Derneğimizin 2015 yılının Ocak-Mart aylarını kapsayan bu yılın ilk raporunu sizlerle paylaşıyoruz.

Çağdaş Gazeteciler Derneği Ankara Şube

 

MEDYA RAPORU
2015 OCAK-MART DÖNEMİ

-Hollandalı gazeteciye gözaltı

Diyarbakır'da yaşayan Hollandalı gazeteci Frederike Geerdink, Twitter hesabından İngilizce olarak terör örgütü propagandası yaptığı ve devlet hakkında olumsuz kanaat oluşmasına yönelik paylaşımlarda bulunduğu iddiasıyla Diyarbakır'da gözaltına alındı. Geerdink, ifade işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilmeden savcının talimatıyla Emniyet Müdürlüğü'nden serbest bırakıldı. Geerdink, gözaltı sürecinden sonra yazdığı bir yazıda "Ben Diyarbakır'a 2012'de vaat edilen barış üzerine gazetecilik yapmak için geldim. İsteyeceğim en son şey Türkiye'de şiddet üzerine yeniden haber yapmaktır. Bugüne kadar Avrupa'da haber-analiz yaptığı için hapse atılmış tek bir gazeteci yok" dedi.  (6 Ocak 2015)

-Cumhuriyet Gazetesi'ne Charlie Hebdo baskısı-baskını-soruşturması

İslam'ın Peygamberi Muhammed'in karikatürünü yayınladığı için Fransa'nın başkenti Paris'te saldırıya uğrayan ve 12 çalışanını kaybeden Charlie Hebdo'ya destek vermek amacıyla dergiden bir seçki yaparak 14 Ocak 2015 tarihli sayısında ek olarak yayınlayan Cumhuriyet Gazetesi dağıtımdan önce matbaada savcılık tarafından engellendi, yapılan denetimin ardından Gazete'nin dağıtımına izin verildi. Gazete'ye yönelik olası herhangi bir saldırı için İstanbul ve Ankara'daki bürolarında güvenlik önlemi alındı. Başbakan Ahmet Davutoğlu, Cumhuriyet'i hedef gösterir bir üslupla bunun basın özgürlüğü olmadığını iddia etti. Cumhuriyet'in aynı günkü sayısında karikatürleri köşelerinde yayınlayan yazarlar Hikmet Çetinkaya ve Ceyda Karan hakkında "halkı kin ve düşmanlığa tahrik" suçlamasıyla sonraki günlerde soruşturma açıldı. Çetinkaya ve Karan, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ifade vererek, amaçlarının "halkı din ve düşmanlığa tahrik" değil "ifade özgürlüğü" olduğunu savundu.  (14 Ocak 2015 ve 6 Şubat 2015)

-Diyarbakır'da internet sitelerine Charlie Hebdo yasağı

Diyarbakır 2. Sulh Ceza Mahkemesi, Charlie Hebdo dergisinin kapağında yer alan İslam'ın Peygamberi Muhammed'in tasvir edildiği karikatürü yayımlayan internet sitelerinin ilgili bölümüne erişimin engellenmesine karar verdi. Avukat Ercan Sezgin, derginin Türkiye'de yayınlanmasının yasaklanmasını istemiş ve Diyarbakır Nöbetçi 2. Sulh Ceza Hakimliği'ne başvurmuştu. (14 Ocak 2015)

- Gazeteci İnce'ye ‘akrostişli' savunma davası

BirGün Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Barış İnce hakkında, TÜRGEV fezlekesine dayanarak hazırladığı ‘Ceplerine duble yol yapmışlar' başlıklı haber nedeniyle ‘gizliliği ihlal' ve ‘hakaret' suçlamalarıyla yargılandığı davada yaptığı 'akrostişli' savunma nedeniyle de Erdoğan'a hakaret ettiği iddiasıyla 4 yıl 8 aya kadar hapis istemiyle dava açıldı. (16 Ocak 2015)

-Özel güvenlikten gazetecilere saldırı

Düzce'de bir fabrikanın çatısından kar düşmesi sonucu iki kişinin yaralandığı olayı haberleştirmek üzere bölgeye giden basın mensupları, güvenlik görevlisi ve çalışanlar tarafından saldırıya uğradı. Olayda Düzce'nin Sesi Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Tezcan Solmaz yaralandı. (16 Ocak 2015)

-RTÜK'ten yayın yasağı

RTÜK, MİT'e ait tırların durdurulmasına yönelik "casusluk" davasına ilişkin yayın yasağı koydu. (6 Şubat 2015)

-Gazeteci Yalman'a polis tehdidi

Malatya'da yayın yapan Güneş TV ve malatyahabersaati.com.tr haber sitesi muhabiri Mehmet Yalman, 19 Ocak 2007 tarihinde İstanbul'da katledilen gazeteci Hrant Dink için doğduğu kent olan Malatya'da gerçekleştirilen anma sırasında bir kişinin silahlı saldırı girişimini görüntüleyip haber ajanslarına sağladıktan sonra polisin hedefi haline geldiğini ifade etti. Karşı karşıya kaldığı baskıların iki yıl önceden başladığını, izlediği basın açıklamalarına ait bültenleri polislere vermemesinin gerekçe yapıldığını söyleyen Yalman, İnönü Üniversitesi'nde okuyan öğrencilerin gerçekleştirdiği bir basın açıklamasını takip etmek için Üniversite'ye gittiği sırada da Terörle Mücadele (TEM) polislerince tehdit edildiğini belirtti. (9 Şubat 2015)

- RTÜK'ten, ‘tanrı' kelimesine uyarısı cezası

RTÜK, TV2'de yayınlanan Fransız yapımı "Ah Biz Kadınlar" dizisinin 28 Ocak'ta yayınlanan bölümünde ‘'Allah'' yerine ‘'Tanrı'' ifadesinin geçmesini, "Biz Müslüman toplumuz. Bu diyalog bize uymaz" şeklinde değerlendirdi ve Kanal'a ‘'Çocuk ve gençlerin fiziksel, zihinsel veya ahlaki gelişimine zarar verdiği" gerekçesiyle, oy çokluğu ile uyarı cezası verildi. (11 Şubat 2015)

-Star'da Genel Yayın Yönetmeni Albayrak'a sansür

Star Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Nuh Albayrak'ın Hakan Fidan'la ilgili yazısı Gazete'nin 11 Şubat 201 tarihli sayısında yayınlanmadı. Köşe yazısının, ilgili sayfada yer olmadığı için yayınlanmadığı belirtilirken, Albayrak'ın yazısı gazetenin web sitesinde yer buldu. Türkiye basınında ender rastlanan bu olay Albayrak'ın paylaştığı tweet'le ortaya çıktı.  (11 Şubat 2015)

- Gazeteci-yazar Kırıkkanat'a para cezası

Adnan Oktar'a 'basın yayın yoluyla hakaret' ettiği iddiasıyla 3 yıl 4 aya kadar hapis cezası istemiyle yargılanan Cumhuriyet Gazetesi yazarı Mine Kırıkkanat, 2 bin 180 lira adli para cezasına çarptırıldı. (12 Şubat 2015)

-Gazeteci Naneci'ye dayak, gözaltı

İzmir'de bir günlük eğitim boykotunda fotoğraf çekmek isteyen gazeteci Ege Meclisi muhabiri Eda Ebru Naneci, polis tarafından tartaklanarak gözaltına alındı. (13 Şubat 2015)

-Gazeteciler Yağmur ve Yıldız ifadeye çağrıldı

Gazeteciler Fatih Yağmur ve Arzu Yıldız ifadeye çağrıldı.
17 - 25 Aralık yolsuzluğunu haberleştiren Radikal Gazetesi muhabiri Fatih Yağmur ve www.t24.com.tr internet haber sitesi muhabiri Arzu Yıldız ifadeye çağrıldı. (17 Şubat 2015)

- Erdoğan'dan BirGün için suç duyurusu

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın avukatı, Birgün Gazetesi'nin 17 Şubat 2015 tarihli nüshasında "Biz senin nefret ettiğin 35 milyonuz! Biz de işledik aynı suçu...Madem öyle bizi de alın! Çamura batırdığınız memleketi kurtarın" spotu ve "Katil ve Hırsız Erdoğan" manşeti ile ilgili suç duyurusunda bulundu. (18 Şubat 2015)

-Gazeteci Göktaş hakkındaki soruşturma

Milliyet Gazetesi muhabiri Kemal Göktaş, İzmir Karabağlar Polis Karakolu'nda 2011 yılında Fevziye Cengiz'in gözaltındayken polisler tarafından dövülmesine ilişkin haberinin ardından olayla ilgili yürüyen yargılamanın sonucuna ilişkin haberinde "Savcı işkence davasında işkenceci polisi değil kadını suçlu buldu. Dövülen kadına 8, polise 1 yıl ceza" ifadelerini kullandığı için davanın savcısı Göksel Er'in suç duyurusu üzerine hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavclığı'nca açılan soruşturma kapsamında 19 Şubat 2015 tarihinde İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde savunma yaptı. (19 Şubat 2015)

- Gazeteci Şık ve Şener'e, Emniyet'ten suikast içerikli ‘uyarı'

Özellikle Suriye sınırındaki gelişmeler ve Niğde IŞİD davasıyla ilgili haberleri Hükümet'e yakın medya organlarının tepkisini çeken ve Twitter üzerinden hedef haline getirilen Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Ahmet Şık'a bir "uyarı" da Emniyet ve istihbarat çevrelerinden geldi. Aynı bildirim, Posta Gazetesi yazarı Nedim Şener'e de yapıldı. Emniyet'ten sunulan evrakta, "Suriye/Esad rejimi ve THKP/C Acilciler terör örgütü ile irtibatlı Mihraç Ural'ın organizesinde, 2015 yılı Mart ayından genel seçimlere kadar ülkemizde bir dizi terör eylemi planlandığı, planlanan eylemler arasında canlı bomba, suikast vb eylemlerin yer aldığı, eylemlerde yer alması muhtemel şahısların önümüzdeki günlerde Türkiye'ye aktarılması ya da Türkiye'deki irtibatlarının harekete geçirilmesinin beklendiği, eylem hedefleri arasında Ahmet Şık'ın da bulunduğu bildirilmiştir" yazıyordu. Rutin olarak tehdit aldığını ancak koruma istemediğini söyleyen Şık, evrakı imzalarken de, kaleme aldığı yazıda sözü geçen Mihraç Ural'dan değil aksine AKP ve MİT'le bağlantılı kişi ya da örgütlerden saldırı olabileceğini savundu. Ayrıca gazeteci, Twitter'daki sahte hesapların da hükümet ya da MİT kontrolünde olduğunu düşünüyor. (20 Şubat 2015)

-Köşe yazarı Yardımcı'ya, Vali Coş gözaltısı

Ekspres Gazetesi köşe yazarı, 42 yaşındaki Koza Yardımcı, Kapadokya tatili için geldiği Nevşehir'de, Adana eski valilerinden, halen Sakarya Valisi olan Hüseyin Avni Coş'a hakaret iddiasıyla gözaltına alındı. Yardımcı, nöbetçi savcılıkta ifadesi alındıktan sonra salıverildi. (21 Şubat 2015)

-Gazeteci Özgür Amed'e ceza verilmesi

Özgür Gündem'in köşe yazarı, aynı zamanda mizah yazarı Özgür Amed, 2011 yılında Roboski katliamının protestosuna katıldığı ve ‘terör örgütü üyesi olmakla birlikte terör örgütü propagandası yapmak' suçlamasıyla hakkında açılan davada aldığı 3.5 yıllık hapis cezasının kesinleşmesi üzerine tutuklanarak Diyarbakır D Tipi Cezaevi'ne götürüldü.  (22 Şubat 2015)

-Gazeteci Şahiner'e, "Bilal Erdoğan ‘üstün zekalı" davası

Gazeteci-Yazar Seray Şahiner'in hakkında, Birgün Gazetesi'nde yayımlanan yazısında Bilal Erdoğan'a "üstün zekalı" diyerek hakaret ettiği gerekçesiyle açılan davaya devam edildi. (24 Şubat 2015)

-Gazeteci Hoş'un ‘Big Boos' kitabına dava

Gazeteci Mustafa Hoş'un Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ilgili yazdığı "Big Boss" adlı kitabına toplatma ve dağıtımını durdurma davası açıldı. Hoş'tan, "basın-yayın yoluyla hakaret ve iftira" iddiasıyla 20 bin lira da manevi tazminat talebinde bulunuldu. Kitabın kitapçılarda olmasına bile izin verilmediği kaydedildi. (25 Şubat 2015)

-Polisin öldürdüğü Kazanhan'ın görüntülerini yayınlayan kanallara RTÜK'ten ceza

RTÜK, Şırnak'ın Cizre ilçesinde 14 Ocak 2015 tarihinde polisler tarafından açılan ateş sonucunda hayatını kaybeden 12 yaşındaki Nihat Kazanhan'ın ölüm görüntülerinin üst üste yayınlanmasını 'zaten hassas olan bölge halkı içinde kışkırtıcı' nitelikte olduğunu iddia ederek, CNNTürk, Fox TV ve Halk TV'ye para cezası verdi. (25 Şubat 2015)

-Gerekçe gösterilmeden tutuklama

Dicle Haber Ajansı (DİHA) çalışanı Vedat Dağ ve muhabiri Cihan Başakçıoğlu Diyarbakır'da özel harekat polisleri tarafından hiçbir gerekçe gösterilmeden gözaltına alındı. Dağ ve Başakçıoğlu'nun bindiği arabadan elleri kelepçelenerek indirildiği ve emniyete götürüldüğü bildirildi. (25 Şubat 2015)

-Müfettişler eşliğinde gündem toplantısı

Taraf Gazetesi'nin 25 Şubat 205'teki gündem toplantısı, yazı işleri masasında çalışan Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) müfettişleriyle yapıldı. (25 Şubat 2015)

- Gazeteci Dündar'ın 9 yıla kadar hapsi istendi

Gazeteci Can Dündar, Cumhuriyet Gazetesi'nde genel yayın yönetmeni olmadan önce 2014 yılının Temmuz ayında ‘17-25 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonu'na ilişkin yazdığı yazılarında dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'a ve oğlu Bilal Erdoğan'a ‘hakaret' ve ‘soruşturmanın gizliliğini ihlal' suçlamalarıyla hakkında açılan iki dava kapsamında İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde hakime ifade verdi. Gazeteci Dündar, "Ortada devletin resmi kurumları tarafından düzenlenmiş bir fezleke söz konusudur. Ben fezlekeyi yazı dizisinde anlattım, mümkün olduğu kadar kişisel yorumlara yer vermedim. Hatta iyi niyet göstergesi olarak dizinin sonunda karşı taraftan gelen karşı görüşleri de yine gazetede yayınladım. Dolayısıyla kamuoyunun haber alma hakkına yönelik açıklamalar yaptığımı düşünüyorum" savunmasını yaptı. Gazeteci Dündar, "17 Aralık Rüşvet Soruşturması"nı yürüten savcı Celal Kara ile yaptığı röportajda da Cumhurbaşkanı Erdoğan'a hakaret edildiği gerekçesiyle İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'nca başlatılan soruşturma için de aynı gün ifade verdi. Dündar için iki davada toplamda 2 yıl 8 buçuk aydan 9 yıl 4 aya kadar hapis cezası ile cezalandırılması istenirken, son soruşturmanın da davaya dönüşmesi halinde hapis cezası istemi artacak. (26 Şubat 2015)

-Gazeteci Toker'e açılan davalar

Cumhuriyet Gazetesi yazarı Çiğdem Toker, 29 Eylül 2014 tarihli Fatih Belediyesi'nin imara açtığı afet toplanma alanını satın alan kişinin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın damadı olduğunu konu alan "Vatan'da damat afeti" yazısı nedeniyle hakkında açılan davada ifade verdi. Duruşma 28 Nisan'a ertelendi. (26 Şubat 2015)

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın damadı ve Aydınlı Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Kavurmacı, "Nepotizmi Affetmem mi dediniz?" yazısı nedeniyle Cumhuriyet Gazetesi köşe yazarı Çiğdem Toker hakkında 1 milyon liralık tazminat davası açtı. Toker, 16 Nisan'da İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde yargılanmaya başlayacak. (27 Şubat 2015)

- Meclis'te gazeteci Telli'ye sansür

Bugün Tv Parlamento Muhabiri Uğur Telli, AKP Osmaniye Milletvekili Suat Önal ile yapamadığı röportaj nedeniyle ceza aldı. Önal'ın, çalıştığı kuruma ilişkin ‘yanlı haber vereceği' düşüncesiyle Telli'nin "Sayın Vekil ropörtaj vermek ister misiniz?" sorusuna "Hayır" yanıtının kameraman tarafından kaydedilip montajda kullanması üzerine yaşanan olay bir gazetecinin Meclis yerleşkesine sokulmamasına kadar vardı. Konuya ilişkin kararı alan TBMM Basın İlişkiler Kurulu Başkanlığı'nın, gazeteci Telli'nin savunmasını bile beklemeden bu kararı alması tepkiyle karşılandı.(27 Şubat 2015)

-Ahmet Şık'a tazminat davası

Cumhuriyet Gazetesi muhabiri Ahmet Şık hakkında, "Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda" kitabında, eski Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım'a ilişkin, İstanbul Cumhuriyet Başsavclığı'nca yürütülen bir soruşturmaya dayanak yer verdiği bilgi ve iddialar nedeniyle Yıldırım'ın şikayeti üzerine tazminat davası açıldı. Binali Yıldırım, Şık'tan "kişilik haklarını ve manevi şahsiyetini zedelediği gerekçesi"yle 20 bin lira manevi tazminat talep etti. (07 Mart 2015)

-İnternet sitesi yazarı Osman Yavuz'a yazısından kaynaklı para cezası

Adana'nın Ceyhan ilçesinde yayın yapan cukurovaplus'ta yazan Osman Yavuz, AKP ile ilgili bir eleştirel yazısı nedeniyle AKP yetkililerinin şikayeti üzerine açılan davada Ceyhan 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nce 2 bin 240 lira para cezasına çarptırıldı. Yavuz, "Yazımda herhangi bir tehdit ve hakaret unsuru yok. Sadece eleştiri hakkımı kullandım bir gazeteci olarak. Ne yazık ki Hükümet bizimle uğraşıyor" dedi. (09 Mart 2015)

-Gazetecilere polis ve esnaf saldırısı

Berkin Elvan'ın ölümünün birinci yıldönümü nedeniyle Türkiye genelinde yapılan anma ve protestolara katılanlara polis biber gazı ve tazyikli suyla müdahale etti. Ankara'da yaşanan müdahaleyi görüntülemek isteyen gazeteciler darp edildi. DHA muhabiri Tahsin Güner'in kamerası, Birgün Gazetesi foto muhabiri Recep Yılmaz'ın fotoğraf makinesi kırıldı. Saldırı esnasında bir esnaf da Dicle Haber Ajansı'nın (DİHA) muhabiri Feti Balaban'a saldırdı. Milliyet Gazetesi foto muhabiri Ünal Çam da polis tarafından gazeteci olduğu bilinmesine karşın gözaltına alınmaya çalışıldı. (11 Mart 2015)

-Gazeteci kadınlara çirkin saldırı

Sağlık çalışanlarının İstanbul'daki eylemi sırasında StarTv'de çalışan erkek bir kameraman, Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabiri Zuhal Atlan ve Etkin Haber Ajansı (ETHA) muhabiri Nur Yüce ile itiş kakış yaşamasının ardından tepki gösteren kadın gazetecilere yumruğunu kaldırdı. Kameraman, buna tepki gösteren diğer muhabirlere, "Erkek adam sinirlenince ne yapar?" cevabını verdi. (13 Mart 2015)

-İnternet yasağı düzenlemesi Meclis'ten geçti

Başbakanlık ya da bakanların internete erişim yasağı getirmelerini sağlayan yasa Meclis'ten geçti. İnternet düzenlemesinin de yer aldığı torba yasa teklifi, Meclis Genel Kurulu'nda kabul edildi. Erişim yasağı yaşam hakkı, kişilerin can ve mal güvenliğinin korunması, milli güvenlik, kamu düzeninin korunması gibi gecikmesinde sakınca bulunan hallerde getirilecek. TİB'in kararı 4 saat içinde uygulanacak ve içerik ya da erişim yasağı kararı 24 saat içinde sulh ceza hakiminin onayına sunulacak. (20 Mart 2015)

-Penguen Dergisi çizerlerine, Erdoğan karikatürü için hapis cezası

Karikatür dergisi Penguen'in 21 Ağustos 2014 günlü kapağında, Recep Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanı seçilmesine ilişkin yer verdiği karikatürüne ilişkin geçen yıl başlatılan soruşturma sonuçlandı. Penguen Dergisi çizerleri Bahadır Baruter ve Özer Aydoğan'a, 11 ay 20'şer gün hapis cezası verildi; ceza, 7 bin lira adli para cezasına çevrildi. Karikatürde Erdoğan'ın karşısında önünü ilikleyen görevli cumhurbaşkanına "parmaklarıyla top işareti yapmakta"ymış iddiasında bulunulurken, Penguen Dergisi'nden yapılan açıklamada, "Basın özgürlüğü adına da çok düşündürücü... Biz içimizden geldiği gibi karikatürlerimizi çizmeye devam edeceğiz. Bu davanın özgür düşünceyi yıldırma gayretinin son örneği olmasını umuyoruz" ifadeleri kullanıldı. (24 Mart 2015)

-İHA muhabirine saldırı

İHA muhabiri Murat Küçük, Zonguldak'ta bir kazayı görüntülemek için gittiği olay yerinde, olayla hiçbir alakası olmayan kişilerin saldırısına uğradı. Tekme tokatla muhabiri darp eden 3 kişi olay yerinden kaçarken, muhabir Küçük hastaneye kaldırıldı. (30 Mart 2015)

-Yayın yasağı, gazeteciye gözaltı ve gazeteci Cabas'ı hedef gösterme

Gezi Parkı Eylemleri sırasında polisin gaz fişeğiyle vurarak öldürdüğü Berkin Elvan'ın davasına bakan Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz, Çağlayan Adliyesi'ndeki odasında DHKP-C militanlarınca rehin alındı. Rehin alma olayının hemen ardından RTÜK, Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan'ın talebi üzerine televizyon kanallarına, olayın yayınıyla ilgili yayın yasağı koydu. Böylelikle olaya ilişkin kamuoyunun bilgi alma hakkı engellendi. Çağlayan Adliyesi'nde gelişmeleri takip eden Birgün Gazetesi muhabiri Ece Aydın polis tarafından gözaltına alındı. Olay devam ederken, gazeteci Mirgün Cabas'ın "Bu eylem nasıl biterse bitsin çıkarılacak tek ders var: çocukları vurmayan, anneleri yuhalatmayın" twett'ine iktidara yakın yayın organlarındaki yazarlar tepki göstererek, eylemi övdüğünü iddia edip Cabas'ı hedef gösterdi. (31 Mart 2015)

BASIN ÜZERİNDEN İKTİDAR KAVGALARI ve MANİPÜLASYONLAR

2015 yılının ilk üç ayında Hükümet ile Fethullah Gülen grubu arasında yaşanan ‘savaş'ta iki yapı da etkileri altındaki yayın organları aracılığıyla birbirlerine karşın yayınlar yaptı. Hükümet, kendisine yakın yaygın organları üzerinden Cemaat'e karşı yürüttüğü yayınların dışında basın-yayın organlarının denetimi konusunda yetkili olan kamu kurumları aracılığıyla da cezalar kesmekten kaçınmadı. Gazetelerin ve televizyonların çıkar ilişkileri üzerinden kullanılmasına yalan ve yönlendirme haber ve yazılarla da devam edildi.

-RTÜK'ten Samanyolu Yayın Grubu kanallarına ceza

RTÜK, Samanyolu Yayın Grubu'nun 14 Aralık operasyonları sırasında yaşananları dakika dakika yayınlamasını kusurlu bularak para cezası verdi. Samanyolu Yayın Grubu'nu tarafsız davranmamakla suçlayan RTÜK, gönderdiği kararda "Yayın akışında; Samanyolu Yayın Grup Başkanı Hidayet Karaca ve Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı'nın da aralarında bulunduğu şahıslara yönelik gözaltı operasyonları, gelişmeler, operasyon karşısındaki tepkiler, eleştiriler ve açıklamalar yer almıştır" ifadelerini kullandı. (15 Şubat 2015)

-Bakan Zeybekçi tarafından yalanlanan İş Bankası haberi

Star, Akşam ve Güneş gazeteleri 19 Şubat 2015 tarihinde CHP ile Gülen Cemaati arasında para trafiği yaşandığı, İş Bankası'nın kullanıldığı yönünde haberleri manşetinden duyurdu. Haberin ardından Twitter'da, İş Bankası'na TMSF tarafından el konulacağı iddiaları gündeme getirildi. Ekonomi Bakanı Zeybekçi iddiaları yalanlarken, İş Bankası yönetimi de "Bazı gazetelerde ve sosyal medyada Bankamız faaliyetlerine ilişkin olarak gerçek dışı haber ve değerlendirmelere yer verilmeye devam edildiği görülmektedir. Gerçek dışı yayınlara karşı Bankamızın yasal yollara başvurmakta olduğunu bildiririz" açıklamasını yaptı. (19 Şubat 2015)

-Taraf yazarı Uslu için yakalama kararı

Emniyetteki 'paralel yapı' iddialarına ilişkin toplam 28 kişinin tutuklandığı soruşturma kapsamında şüphelilerden Taraf yazarı ve eski polis Emre Uslu hakkında yakalama kararı çıkarıldı. (24 Şubat 2015)

-Sümeyya Erdoğan'a suikast yalanı

AKP iktidarına yakınlığıyla bilinen Ethem Sancak'ın sahibi olduğu Akşam, Star ve Güneş gazeteleri 20 Şubat 2015 tarihinde birinci sayfalarından, Twitter fenomeni ‘Fuat Avni'nin Taraf yazarı Emre Uslu olduğu ve Uslu ile CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran'ın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kızı Sümeyye Erdoğan'a suikast planları üzerine konuştuğunu duyurdu. Suikastın emrinin Fettullah Gülen tarafından verildiği iddia edilirken, olayın yansımasının hemen ardından CHP'li Umut Oran söz konusu Akşam Grubu sahibi Ethem Sancak ile Akşam, Güneş ve Star gazetesi yöneticileri hakkında "suç işlemek için örgüt kurmak, hukuka aykırı suç isnadı, suç için anlaşma ve işlenmediğini bildiği halde sahte kanıt yaratarak suç uydurdukları" gerekçesiyle 7 yıldan 27'şer yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmaları amacıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu. Bu kadar önemli bir iddianın suç duyurusu ve gelen tepkilerin hemen ardından kesilmesi ve gündemden düşürülmesi haberin son dönemde sık sık yapılan yönlendirme haberlerden olduğu düşüncesini doğruladı.  (25 Şubat 2015)

-RTÜK'ten Samanyolu Yayın Grubu kanallarına bir ceza daha

Gülen Cemaati ile Hükümet'in arasında yaşanan ‘iktidar savaşı' kapsamında Hükümet'in geçen yılın son günlerinde ‘Taşhiyeciler" adıyla yaptığı ve terör örgütü suçlamasıyla yürüttüğü operasyon kapsamında Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı ile Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca'nın aralarında bulunduğu kişiler gözaltına alınmış; Dumanlı ifadesinin ardından serbest bırakılırken Karaca ve bazı kişiler tutuklanmıştı. Hidayet Karaca'nın tutukluluğunu protesto için "Medyaya Darbe" logosuyla yayın yapan televizyon kanallarına RTÜK tarafından para cezası verildi. (27 Şubat 2015)

-Mehmet Baransu tutuklandı

Balyoz Davası'ndaki kumpas iddialarına ilişkin soruşturma kapsamında gözaltına alınan Taraf Gazetesi muhabiri Mehmet Baransu, İstanbul'da "Devletin güvenliği bakımından gizli kalması gereken belgeleri temin ettiği" suçlamasıyla tutuklandı. (02 Mart 2015)

-"Diliniz Kaba, Vicdanınız Taş" yazıları ve İsmet Berkan'dan ‘özür'

Star Gazetesi'nden Elif Çakır, Gezi Parkı Eylemleri sırasında, yanında küçük çocuğu olmasına karşın İstanbul Kabataş'ta onlarca kişi tarafından darp edildiğini iddia eden başörtülü bir kadın röportaj yapmış, olayın üzerinden 1.5 yıl geçmesine karşın hiçbir kanıt çıkmamış, hatta Çıkar'ın avukatı Fidel Okan'ın "Kabataş saldırısı kurgu ve düzmeceydi" açıklaması yapmıştı. Bu gerçekler ortadayken bir grup köşe yazarı, iktidara yakın gazetelerdeki köşelerinde "Diliniz Kaba vicdanınız Taş" başlığını kullanarak yazı yazmaktan çekinmedi. Doğruluğuna ilişkin tek kanıt bulunmayan ve toplumu kutuplaştıran bu habere sahip çıkılması iktidar yandaşı gazetelerde yazanların gerçek kimliğini de ortaya çıkarmış oldu. (05 Mart 2015)

Kabataş olayına ilişkin yaşanan bir diğer gelişme ise başörtülü kadına saldırıya ilişkin görüntüleri izlediğini ifade ederek "Çok acı ama çok acı bir olay ve maalesef doğru" diye tweet atan Hürriyet Gazetesi yazarı İsmet Berkan'ın ‘özür' dilemesi oldu. Berkan, Hürriyet'teki köşesinde, gazeteciliğin gereği olan, olayı ‘araştırma sorumluluğu'nu yerine getirmediğini itiraf ederek, "Üzgünüm. Ve özür diliyorum" dedi. (24 Mart 2015)

-Yeni Şafak Gazetesi'nin "Adliyede Hırsız Var" manşeti

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a suikast soruşturmasına ilişkin verilen takipsizlik kararını 10 Mart 2015 günkü gazetelerinde haberleştiren Sözcü, Habertürk, Milliyet ve Cumhuriyet gazetelerindeki habere karşı bir gün sonra 11 Mart 2015 günü "Adliyede Hırsız Var" manşetiyle çıkan Yeni Şafak Gazetesi, başarılı bir haber örneğini karalamaya çalıştı. AKP iktidarı ile Gülen Cemaati arasındaki çatışma gündeme getirilerek Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP)'a erişim konusunda, son dönemdeki manipülasyonların geçerli akçesi olan ‘paralel yapı' işaret edilerek, "Yazışmaların deşifre olması, Ulusal Yargı Ağı Projesi paralel yapının kontrolünde endişesine neden oldu" ifadelerine yer verilen Yeni Şafak'ın haberi, Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) tarafından kınandı. Yeni Şafak Gazetesi bu haberiyle, çarpıtma haber yapmayı bir adım ileriye götürerek işini yapan gazetecileri çamur atma işlevini de üstlenmiş oldu. (11 Mart 2015)

-Ahmet Altan ve Yasemin Çongar ifade verdi

Taraf Gazetesi eski Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Altan ile Yasemin Çongar, Balyoz Davası sanıklarına kumpas kurulduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında ‘şüpheli' sıfatıyla İstanbul'da savcılığa ifade verdi. Bir dönem Taraf Gazetesi'nde şimdi Türkiye Gazetesi'nde yazarlık yapan Yıldıray Oğur da aynı dava kapsamında ‘şüpheli' sıfatıyla ifade verdi. (20 Mart 2015)

İŞTEN ÇIKARMALAR

2015 yılının ilk üç ayında yine meslektaşlarımız işsiz kaldı. Özellikle yeni yayın dönemlerinin başlangıcı olan her yılın Eylül ayına doğru işten çıkarmalar yoğunlaşırken, gazeteleri ve televizyonları ‘kamu yayıncılığı' anlayışıyla değil ‘kar amacı'na dayalı yöneten işverenler, yılın diğer aylarında da keyfi kararlarla gazetecilerin işlerine son verdi. Ocak-Mart ayında işine son verilen tespit edebildiğimiz gazeteci sayısı 29 kişi.

-AA'da işten çıkarmalar

Türkiye'nin ilk ve en büyük haber ajansı olan ve son 12 senedir her kurumun olduğu gibi AKP'nin hem çiftliği hem arpalığı haline getirilen Anadolu Ajansı'nda yeni bir gazeteci kıyımı yaşadı. Tayyip Erdoğan'ın danışmanlığından AA Genel Müdürlüğü'ne atanan Şenol Kazancı'nın göreve başlamasının ardından ilk icraatı gazetecileri işten atmak oldu.  Bazı servis yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 15 gazetecinin işlerine önceki gün son verildi. (7 Ocak 2015)

-Halk Tv'den işten çıkarma

Özellikle Gezi Parkı Eylemleri sırasında tüm olumsuz şartlara karşın canlı yayınlarla kamuoyuna bilgi aktararak dikkatleri üzerine çeken Halk TV muhabiri Makbule Cengiz'in işini son verildi. (2 Şubat 2015)

-Yurt Gazetesi'nde işten çıkarmalar

Yurt Gazetesi çalışanları 3 ay maaş alamadıkları gerekçesiyle ocak ayında greve gitti. Alacakları ödenene kadar çalışmayacaklarını söyleyen gazeteciler, 2 aylık maaşlarının ödenmesiyle gazete yönetimiyle uzlaştı. Ancak,  Şubat ayının başında sendikalı olduğu gerekçesiyle 7 çalışanın işine son verildi. (3 Şubat 2015)

-Erdoğan'a ‘başbakan' diye yazınca işten çıkarıldılar

Medyada çok sık yapılan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eskiden başbakan olmasından kaynaklanan hata Habertürk'te iki kişinin işinden olmasına yol açtı. "Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Kolombiya'da" ve "Başbakan Tayyip Erdoğan Ankara'da" cümlelerine yer verilen satırlarda Recep Tayyip Erdoğan hem başbakan hem de cumhurbaşkanı olarak yazılınca Ankara'da Serhat Akkan ve İstanbul'da sayfanın editörü işten çıkartıldı. (12 Şubat 2015)

-Kanal 7'de 5 kişi işten çıkarıldı!

Yeni Dünya Medya Grubu'na ait Kanal 7'de 5 gazeteci işten çıkarıldı. İşten çıkarılanlar arasında Haber Müdürü Sami Bayraktar, muhabir Umut Erol, kameraman Salih Kıvırcık, haber kurgu operatörü Ahmet Algan da bulunuyor. (28 Şubat 2015)

ULUSLARARASI TESPİTLER

Türkiye'de basına yönelik baskı uygulamaları yurtdışından da yakından takip edildi. Başta uluslararası gazetecilik örgütleri ve çeşitli ülkelerden doğrudan ve dolaylı Türkiye'ye yönelik tespitler ve tepkiler geldi. Bunlardan bazıları şöyle:

-AGİT: Kadın gazeteciler sosyal medyada daha fazla hedef alınıyor

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT), hükümetleri sosyal medyada gazetecilere yönelik tehdit ve saldırılara karşı önlem almaya çağırdı. AGİT'in raporuna göre kadın gazeteciler, erkek meslektaşlarına göre Twitter üzerinde üç kat daha fazla hedef alınıyor. Üstelik mesele sadece küfürden ibaret değil. Çok sayıda kadın gazeteci ölüm, cinsel şiddet ve tecavüz tehdidiyle de karşılaşıyor. Bazı kadınlar için, bu tehditler günlük hayatın bir parçası halini almış durumda. Kadın gazeteci ve blog yazarlarının uğradığı şiddet ve taciz  vakalarının yüzde 25'inin sosyal medya kaynaklı gerçekleştiği de AGİT raporunda dikkat çekilen bir başka önemli nokta oldu. (6 Şubat 2015)

-Türkiye en çok tweet buzlayan ülke

Twitter'ın Şeffaflık Raporu'na göre, Türkiye dünyada en çok tweete sansür uygulanmasını talep eden ülke oldu. Türkiye, 2014'ün son altı ayında toplam 496 kullanıcı hakkında 356 defa bilgi talep etti. Bu taleplerin hiçbiri yerine getirilmedi. Türkiye 2014'ün ilk altı ayında 27 hesap hakkında 24 defa, önceki dört yarı yıl boyunca da birer hesap hakkında birer defa bilgi talep etmişti. Twitter, Türkiye ile ilgili hiçbir kullanıcı bilgisini paylaşmadı. Türkiye, 328 mahkeme, 149  idari taleple 2642 hesapla ilgili içerik kaldırma talebinde bulundu. Twitter bu taleplerin yüzde 50'sini gerçekleştirdi.  62 Twitter hesabı, 1820 tweet buzlandı/withold* uygulandı. Dünya genelinde Twitter toplam 1982 tweeti buzlamıştı. Türkiye bu rakamla dünyada en çok tweet buzlatan ülke oldu. Buzlanan 85 hesabın da 62'si Türkiye'den. (10 Şubat 2014)

-40 gazeteci tahliye olunca sıralama değişti

Türkiye, Paris merkezli Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütünün her yıl yayınladığı Dünya Basın Özgürlüğü Sıralaması'nda 180 ülke içerisinde beş sıra ilerleyerek 154. sıradan 149. sıraya çıktı. Yükselmeye neden olarak 2014 yılında 40 gazetecinin şartlı da olsa salıverilmesi gösterildi. Bununla birlikte Türkiye'nin hâlâ birçok alanda gerilediği dile getirildi. Raporda, "Türkiye'nin -siber sansür, hukuki davalar, eleştiri yapan gazetecilerin kovulması ve yayın yasağı gibi alanları kapsayan- 'Temel Durum' skoru aslında daha da geriledi. Bu durum haber alma özgürlüğünün gerilediğini gösteriyor" ifadelerine yer verildi. RSF, Türkiye'deki gerilemeye örnek olarak, internet sansürünün ağırlık kazanması, davalar, eleştiri getiren gazetecilerin işlerine son verilmesi, bazı konulara yayın yasağı getirilmesini gösterdi. (12 Şubat 2015)

-BED: Türkiye'de basın özgürlüğü kısıtlamaları daha da ağırlaştı

Viyana merkezli Uluslararası Basın Enstitüsü'nün (IPI) Türkiye Ulusal Komitesi'ni oluşturan Basın Enstitüsü Derneği'nin (BED) faaliyet raporunda, son bir yıldır Türkiye'de basın özgürlüğünü kısıtlayan siyasi iktidar kaynaklı uygulamaların bir önceki döneme kıyasla daha da ağırlaşarak çeşitlilik kazandığına dikkat çekildi. BED, bu baskı yöntemlerine son dönemde gazetecilere karşı birbiri ardına açılan hakaret davalarının da eklendiğini kaydetti. BED'in genel kurulu, iktidar sahiplerine hakaret suçlamasının gazetecilerin tutuklanma ve hapis cezalarına çarptırılma gerekçesi olmaktan çıkarılmasını öncelikli gündem maddesi olarak benimsemeye karar verdi. BED bu amaçla IPI merkezi, Türkiye'deki ilgili basın meslek örgütleri, hukukçular ve barolarla koordinasyon ve işbirliği içinde hareket ederek uluslararası boyutu da olan kampanyalar düzenlemeyi kararlaştırdı (27 Şubat 2015)

-ABD'li senatörlerden "Türkiye'de sansür" uyarısı

74 ABD'li senatör Dışişleri Bakanı John Kerry'ye açık bir mektup yazarak, Türkiye'de basın özgürlüğünün sağlanması için daha fazla çaba gösterilmesini istedi. Mektupta "Türk hükümetinin medyaya sansür uygulama yönündeki büyük çabası, demokrasi, özgür toplum, serbest piyasa ekonomisi, hukuk devleti ve fırsat eşitliği ilkelerine karşı bir hakarettir" dendi. (19 Mart 2015)

-CPJ: Türkiye'de sansür daha artacak

Uluslar arası Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ), 20 Mart 205 tarihinde TBMM'de kabul edilen, Başbakanlık ya da bakanların internete erişim yasağı getirmelerini sağlayan yasakçı yasa düzenlemesine tepki gösterdi. Yapılan açıklamada, düzenlemeyle Türkiye'de sansürün boyutunun daha da artacağına dikkat çekildi ve "Bu yasaya göre, ulusal güvenlik ve kamu düzeni, Türkiye'de internet sansürü için bir bahane olacak" ifadelerine yer verdi. (21 Mart 2015)

 

YENİ ANAYASA SÜRECİNİ İZLEME RAPORU -2 CUMHURİYET İDDİANAMESİ HAYIR VE ÖTESİ 2017 ANAYASA REFERANDUM RAPORU AGİT ANAYASA REFERANDUMU RAPORLARI - 17 NİSAN 2017 VARLIK FONU KANUNU ÇGD MEDYA RAPORU - EKİM-ARALIK 2016 CHP'NİN 2016 MEDYA RAPORU PEN'İN GEZİ PARKI RAPORU TBMM ALBÜMÜ (4 CİLT) KENDİ ANLATIMLARIYLA DUAYEN GAZETECİLER TURKCELL'İN TWITTER HESAPLARINA ERİŞİM YASAĞI KARARI ÇGD 2003 ONUR KURULU RAPORU - GAZETECİLİK ve AHLAK MEHMET SEVİGEN-MUSTAFA MUTLU DAVASI KARARI TARİKAT-TİCARET-SİYASET-TECAVÜZ DÖRTGENİ ÇGD MEDYA RAPORU - 5 NİSAN 2015 ÇGD MEDYA RAPORU - 5 TEMMUZ 2015 ÖGC 2015 YILI TÜRKİYE BASIN HAK İHLALİ RAPORU ÇGD KURULUŞ BİLDİRİSİ MEDYADA NEFRET SÖYLEMİ MAYIS-AĞUSTOS 2014 RAPORU CHP'NİN KALEMİ KIRILAN GAZETECİLER RAPORU E. BAĞIŞ, Z. ÇAĞLAYAN, M. GÜLER ve E. BAYRAKTAR FEZLEKELERİ M.H.P. VE ÜLKÜCÜ KURULUŞLAR İDDİANAMESİ SINIR TANIMAYAN GAZETECİLER (RSF) HAZİRAN 2011 TÜRKİYE RAPORU DOKUNAN YANAR WIKILEAKS ABD BELGELERİ TÜRKİYE'DE DİNDARLIK: ULUSLARARASI BİR KARŞILAŞTIRMA - KASIM 2009 ABD İNSAN HAKLARI RAPORU 2008 (İNGİLİZCE) CASUSLUK VE KAÇAKÇILIK RAPORU - 1949 ERGENEKON İDDİANAMESİ BAŞBAKANLIK TEFTİŞ KURULU'NUN HRANT DİNK CİNAYETİ RAPORU
 
1 - 2
 8 :
 

Bizhaberiz Bağımsız Haber Portalı

BİZHABERİZ BAĞIMSIZ HABER PORTALI | Bizhaberiz.net © 2016 | Son Güncelleme : 18.04.2018 - 11:23:45 | Şu an 138 kişi online | Kullanım Koşulları