ANA SAYFABİZHABERİZREKLAM
   
HAİN, GÜRUH, RAHİP ve NÂZIM!
İÇERİK
BAŞLIKLAR

Cengiz MUMAY

Sitenin güler yüzlü emekçisi sevgili Saim Tokaçoğlu, bana bu köşeyi açtığında, başımı iki elimin arasına alarak düşünmedim değil... Günlük yazı yazmayalı uzun süre olmuştu. Kâğıttan internete geçişin hızına yetişebilecek miydim? Bir sürü soru oluştu kafamda. Kendime verdiğim yanıtlar olumlu olunca huzurunuza ilk yazımla çıkmaya karar verdim.

Merhaba...

Otuz dokuz yıldır içinde olduğum gazetecilik mesleğimin ilk "kötü adamı"ydı faşist diktatör Kenan Evren. Meslek gereği izlediğim mitinglerinde duyduğum sözlerinden çok irkildiğim olmuştur. Özellikle bir sözü vardır ki, mıh gibi beynime işlemişti:

"Ne yapayım ben böyle aydını, Vahdettin de aydındı ama vatan hainiydi!"

Her mitinginde "vatan kurtaran aslan"ı oynayan Evren, bu sözü Manisa mitinginde söylemişti. Kastettiği kişiler; 12 Eylül faşizmine karşı onurlu bir direniş gösterip, ülkedeki anti- demokratik düzenin değişmesi için 15 Mayıs 1984'te bir bildiri yayınlayan Aziz Nesin önderliğindeki 1300 aydındı. Diktatör sadece bu sözle yetinmemiş, ülkede süren "sıkıyönetim sopası"nı da kullanarak aydınları gözaltına almış, tutuklatmış ve haklarında dava açılmasını sağlamıştı. Ancak "mızrağı çuvala sığdıramamış", aydınların Sıkıyönetim Mahkemelerinde yargılanmalarına karşın beraat etmelerini engelleyememişti.

Üzerinden neredeyse otuz iki yıl geçti. Geçen hafta başka bir söz televizyonun karşısında taş kesilmeme neden oldu:

"Ama bu aydın müsveddeleri, ne yazık ki kalkıp devletin bir katliam yaptığından bahsediyor. Ey aydın müsveddeleri siz karanlıksınız, karanlık. Aydın falan değilsiniz. Sizler ne Güneydoğu'yu, ne Doğu'yu buraların adresini bilemeyecek kadar karanlıksınız ve cahilsiniz. Ama oraları bizler kendi evimizin yolu, adresi gibi çok iyi biliriz.

Kendisine akademisyen diyen güruh devleti suçluyor. Bununla yetinmeyip yabancıları Türkiye'ye çağırıyorlar. Bunun adı mandacılıktır. 100 yıl önce de aynı zihniyet vardı.

Bugün de üstelik çoğu maaşını devletten alan, cebinde bu devletin kimliğini taşıyan sözde aydınların ihanetiyle karşı karşıyayız."

Bu sözlerin sahibi ise ülkemizin tek "mutlak hâkimi" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dı. Erdoğan bu sözü, Güneydoğu'da süren olaylara karşı "barış" çağrısı yapan, devletin kolluk kuvvetlerinin aşırı güç kullanmasını ve bunun sonucunda sivillerin yaşamlarını yitirmesinin son bulmasını isteyen bir bildiri yayınlayan 1128 akademisyen için kullanmıştı.

Hafta içinde birçok kesim tarafından hedef gösterilen akademisyenlerin evleri, ofisleri basıldı, kapıları işaretlenerek hedef gösterildi, bazıları işten atıldı ve onlarcası gözaltına alındı. Haklarında soruşturmalar başladı. Tablo 12 Eylül'den daha vahim duruyor şimdi.

"Muayyen" dönemlerinden kurtulamayan ülkemde yine tarih tekerrür etmişti.

Yedi, sekiz yıldır "tıknefes" bir gündem yaşıyoruz. Silivri'ye tıkılan generaller, yayınlanmamış kitaba yasak, gazetecilere uzun süren tutuklamalar, uydurma yüzlerce dava... Futbola bile operasyon gördük. Bu ülkenin aydınlık yüzü Türkan Saylan'ı bile "küs" uğurladık sonsuzluğa!

Uydurma davaların tamamı beraatle sonuçlandı. Can Dündar, Erdem Gül ve barış isteyen akademisyenlerin de davaları farklı olmayacak.

Bunlar son mu olacak? "Evet" diyememenin üzüntüsünü yaşıyorum.

Bildiğim tek bir şey var. Herkes elinden geleni yapmalı. Ne demişti Alman rahip Martin Niemöller? Unutmamamız gereken sözlerini anımsayalım:

"Naziler komünistler için geldiğinde sesimi çıkarmadım; çünkü komünist değildim. Sosyal demokratları içeri tıktıklarında sesimi çıkarmadım; çünkü sosyal demokrat değildim. Sonra sendikacılar için geldiler, bir şey söylemedim; çünkü sendikacı değildim. Benim için geldiklerinde, sesini çıkaracak kimse kalmamıştı."

Neden unutmamamız gerektiğini Nâzım Hikmet bize on yıllar önce anlatmış aslında:

 

Onlar ümidin düşmanıdır, sevgilim,

akar suyun

meyve çağında ağacın,

...


bir daha geri dönmemek üzere yıkılıp gidecekler,

...

sana düşman, bana düşman,

düşünen insana düşman,

vatan ki bu insanların evidir,

sevgilim, onlar vatana düşman

cengizmumay@hotmail.com

 

SUR’UN DRAM GÜNCESİ… "BEN BURANIN YABANCISIYIM!" BEN KÜÇÜKKEN YÜZBAŞIYDIM… ENSAR, TURKCELL’İN CANINI YAKMAYA DEVAM EDECEK! CAN DÜNDAR ve ERDEM GÜL NEDEN TUTUKLANMADI? MAHKEME KAPILARINDA YENİ BİR KOMPLOYA TANIKLIK ETMEK… AH ULAN REZA! BİR MARDİNLİ NASIL ÖNÜNE YATAR? YAZI DİZİLERİ ÖLÜM HER AN, CEZA BAŞKA BAHARA… 10 SANİYEDE TUTUKLA, 8 SAATTE SALIVER! SUR’UN ELİNDE BEDDUADAN GERİYE NE KALDI? “MİLLET”TEN SONRA “DOĞANIN A… KOYMA”NIN TÜRKÇESİ CERATTEPE! “HEVAL BUSH”TAN YPG’YE... ABD NEDEN KÜRTLERİ TERCİH EDİYOR? FENERBAHÇE'NİN AMEDSPOR'A DESTEĞİ GEZİ'DEN MİRAS! “ÇÖZÜM”SÜZLÜĞÜN YENİ “SÜRECİ” ERDOĞAN NE İSTER, ÖCALAN NE VERİR? YA DA TERSTEN SORUN… CİZRE ve YÜKSEKOVA’YI İL YAPMAK ÇÖZÜM MÜ? HAİN, GÜRUH, RAHİP ve NÂZIM!
 

Bizhaberiz Bağımsız Haber Portalı

BİZHABERİZ BAĞIMSIZ HABER PORTALI | Bizhaberiz.net © 2016 | Son Güncelleme : 18.06.2018 - 02:00:21 | Şu an 119 kişi online | Kullanım Koşulları