ANA SAYFABİZHABERİZREKLAM
   
“HEVAL BUSH”TAN YPG’YE... ABD NEDEN KÜRTLERİ TERCİH EDİYOR?
İÇERİK
BAŞLIKLAR

Cengiz MUMAY

Hitler'in Yahudi kıyımının ardından 1948'de İsrail kuruldu. Batı dünyası Yahudilere "diyet" hazırlığında buldu kendini. Bugüne dek gelen uygulamalarla da İsrail "şımarık çocuk"tan farksız davrandı. Filistinliler zulmetti. Neredeyse yetmiş yıldır süren bu zulüm, insani değerleri kutsamaktan geri durmayan Batılı (emperyalist) devletlerin hep eksi hanesine yazıldı. Özellikle ABD, Birleşmiş Milletler'deki ağırlığıyla İsrail işgallerini, zulümlerini onayladı.

Sadece Filistinlilerin çektiği zulüm neden değildi, Müslümanların ABD'ye güvensizliğine.

Saddam'ın 1990 Ağustos'unda Kuveyt'i işgali, Ortadoğu'da kartların yeniden karılmasına neden oldu. ABD'nin Irak'ı işgaliyle yeni bir dönem başladı. Irak'ta zulüm, işkence, yağma Müslümanları yavaş yavaş ABD düşmanı yapmaya başladı.

Ardından Afganistan'ın işgali... Tavana vuran radikal İslamcılık... 11 Eylül saldırısıyla yükselen Amerikan vahşeti ve islamifobi...

Bugün "En Amerikan uşağı" yönetim sıralamasında birinciliği kimseye kaptırmayan Suudi Arabistan halkının bile ABD'ye güveni yüzde 20'lerin altında. Suudi Araplarını Türkiye, Mısır, Ürdün, Afganistan ve Pakistan izliyor.

İsrail "out", Kürtler "in"...

Gorbaçov'un dünyayı Amerika'ya teslim etmesinden sonra "dünya jandarması" rolünü pek seven Amerika, "tek egemen" olmanın keyfini 26 yıldır sürüyor. İstediği yeri işgal ediyor, istediği ülkede darbe tezgahlıyor, istediği hartaları Pentagon'da çizdirip uygulatıyor.

Enerji kaynaklarına hakimiyet tutkusu bu harita değişikliklerinin temel kaynağı. Bu nedenle Ortadoğu hiç huzur bulamıyor.

Uzun süren Irak-İran Savaşı, bölgede istikrarsızlıkların büyütmüştü. Galibi olmayan savaşş ABD'nin büyük desteğiyle başlayan Saddam Hüseyin, Kuzey cephelerinde Kürtlerin İran'la işbirliği yaparak kendisini arkadan vurduğuna inanmaya başlamıştı. Savaşın sonlarına gelindiğinde Kürtler'e karşı yoğunlaştırdı gücünü. Tarihin en büyük katliamlarından birini yaptı. Kimyasal silahlarla Halepçe'yi bombaladı. Beş bine yakın Kürt öldü, yedi bini aşkın insan yaralandı.

İnsanlık tarihinin son dönemlerinde Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan atom bombasından sonraki en büyük kitlesel katliamdı bu.

Yüzbinlerce Kürt, bugün Suriye örneğinde olduğu gibi Türkiye'ye ve İran'a kaçtı.

Sınırdaki dramı izleyen gazetecilerden biriydim o günlerde. Cizre'den Çukurca'ya kadar onlarca sınır noktasından Kürtler akın ediyordu Türkiye'ye. Türkiye tereddüt içindeydi. PKK eylemleri bu kadar tazeyken ve sınır kontrol edilemezken, Kürtleri almak istemiyordu. Dünya bastırıyordu.

Sonunda Evren ve Özal izin verdiler. Kürtler Türkiye'ye girdi. Türkiye'de yaşayan Kürtler, akrabalık bağları da olan sığınmacıları misafir etmeye başladılar. Ancak bu Türkiye için kabul edilemezdi. Silopi'de, Diyarbakır'da, Kızıltepe'de ve Muş'ta sığınmacı kampları kuruldu. Perişandılar... Türkiye, sıcak aş ve güvenlik demekti onlar için.

"Amerikan vatanseveri"

İşte bu kamplarda çok sıkı önlemler alındı. PKK korkusu, Türkiye'yi temkinli davranmaya yöneltiyordu.

Bu trajedi karşısında dünyada Kürtlere sempati yükselmeye başladı. Dönemin Fransız Cumhurbaşkanı François Mitterrand'ın eşi Daniella Mitterrand kendisini "Kürt hamisi" ilan etti. Ajanlar da bölgede cirit atıyorlardı.

Tüm batılı diplomatlar her gün kamplardaydılar. Bugün olduğu gibi sembolik sayıda sığınmacıyı ülkelerine götürmeye başlamışlardı.

ABD'nin ilgisi bir başkaydı. Kürtlerin eğitimlilerini bir bir götürmeye başladı. On bine yakın Kürt, Nevada tarzı kamplarda eğitilmeye başlandı Kürtler. Bu kamplara "vatansever" olarak girer, "vatansever" olarak çıkarsınız; ama "Amerikan vatanseveri"!

Irak, İran, Suriye ve Türkiye'de Kürtler yaşar. Dörde bölünmüşlerdi. 90'lara girerken bunun bir parçası özerk olmuştu artık.

Kürdistan mührünü pasaportuma ilk olarak 1990'da Habur'da vurmuşlardı. Kürtler "özerklik" ilan etmiş, Türkiye ile komşu olmuştu. "Kırmızı çizgi"ler alaşağı olmuştu. Ama gerçekte Kürtler değil, komşumuz Amerika olmuştu!

"Heval Bush"

Burada bir anımı anlatayım size...

Aradan 17 yıl geçti. Yolum Irak Kürdistan Özerk Bölgesi'ne bir kez daha düştü. Bu kez gazeteci olarak değil, işadamı kimliğimle oradaydı. Zaho Belediye Başkanı Şerif Jotiar'ın konuklarıydık, Stockholm Belediye Meclisi Başkan Vekili bir Kürtle birlikte.

Yıllarca defalarca gördüğüm Kuzey Irak bir başkaydı artık. Sokaklarda Coniler devriye geziyor, ABD'nin petrolden verdiği payla, KDP halkı geçindirmeye çalışıyordu.

Zaho'da lüks bir otelin bodrum katında yemeğe davet edildik. Masada Belediye Başkanı, KDP Zaho Komiseri ve Erbil'den gelen başka bir KDP İstihbaratı görevlisi vardı.

ABD Başkanı George W. Bush idi. Masadaki Kürt bürokrasisi, ABD Başkanı'ndan "yoldaş" anlamına gelen "Heval Bush" diye söz ediyorlardı; minnet duyduklarını gizlemeden. Amerika'nın ilk Kürt planı Kuzey Irak'la başarıya ulaşmıştı.

Bundan önce de bir elleri Türkiye'deydi zaten. Bir şekilde PKK'yı kontrol ediyorlardı. Irak'ı işgalle birlikte getirdikleri 36. Paraleldeki uçuş yasağıyla birlikte PKK'ya fiili yardımı başlatmışlardı. Türk Ordusu bundan son derece rahatsızdı. Böyle bir dönemde Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis karanlık bir helikopter kazasında öldü!

Ama orduda bir türlü dinmeyen bu rahatsızlık, AKP'nin sessiz kalarak destek verdiği ABD destekli cemaat operasyonlarıyla dizginlendi. Kozmik oda aramaları ve Ergenekon davalarıyla hizaya sokuldu Türk Ordusu.

Bugüne geldik. Irak'ta bağımsızlığa çok yakın Kürtler. Barzani geçen hafta "bağımsızlık ilan etmek için kimseden izin istemeyeceğiz" diye son noktayı koydu. Dünyanın ABD destekli bağımsız Kürdistan'la tanışmasının eli kulağında artık. ABD, özerk bölgenin başkenti Erbil'de İncirlik'e rakip bir hava üssü kurmuş ve yedeğe almış durumda zaten.

Aslında her şey ortada. Malumun ilanı için sadece sabır gösterdi Kürtler.

Kürt aşiret lideri Mesud Barzani, Ortadoğu'nun iflah olmaz kasabı İsrail'e ve gerçekleştirdiği işgaller sırasında işlediği insanlık suçları ile nefret tohumları eken ABD'ye karşı bugüne dek tek bir eleştiri bile getirmemişti. Dört parçadan biri "mutlu son"a çok yakın artık.

Dört parçalı puzzle'ın ikinci parçası da tamam...

Şimdi gelelim Suriye'ye. İki gündür YPG'yi bombalıyoruz.

Büyük Ortadoğu Projesi'nin Eşbaşkanı liderimiz var ama, diğer Eşbaşkan ABD ile ters düşmek önlenemiyor. Çıkarlar farklı. Kürtler her zaman Türkiye Cumhuriyeti'nin "kırmızı çizgisi". ABD'nin amacı Ortadoğu'da kendi hakimiyeti altında kurulacak bir Büyük Kürdistan'ın önünde engel kalmaması. Türkiye'nin ise ne yaptığı belli değil. Görünüşte bir sünni ittifakın üyesi. Ama Amerika Türkiye'ye güvenmiyor. Mart 2003'te Irak'a savaş tezkeresinin AKP yönetimince TBMM'den geçirilememesinden beri Ortadoğu'nun taksiminden Türkiye bertaraf edilmiş durumda. Yıllardır Kuzey Irak'ta konuşlanan Türk askerinin başına çuval geçirildi önce. Kuzey Irak'tan Türkiye silindi. Amerika için artık tek sadık halk Kürtler.

Bu nedenle 75 yıllık müttefikleri Türkiye'ye PYD ve YPG'yi destekleyeceklerini söylemekten geri kalmıyorlar. Biz Ortadoğu'da politikasız kaldık. Obüslerle füze show ile Katar ve Suudi Arabistan gibi palyatif paydaşlarla girişeceğimiz bir kara harekatıyla sınırlı kaldı etkimiz. Ülkemiz dış politikada bataklığı gördü.

Kuzey Irak'tan söküldüğümüz gibi, bir gece ansızın Suriye'den de kovulduk. Süleyman Şah Türbesi'ni cengaverce bir kahramanlıkla Türkiye'ye kaçırdık. Suudi uçaklarını bugün İncirlik'e konuşlandırdık bile. Hatta Suudilerle Suriye'ye bir kara harekâtına hazırlanıldığı bilgileri günden güne yayılıyor. Rusya'nın havayı kontrol ettiği bir dönemde kara harekâtındaki başarıyı tartışmak bile anlamsız geliyor.

Şimdi istesek de istemesek de ABD planları uygulanacak, Kürtler güney komşumuz olacak. Oysa biz El-Nusra'yı, IŞİD'i desteklemiştik, komşularımız "sünni" olsun demiştik. YPG'yi Kürtler bize komşu olmasın diye vuruyoruz. Yüzyıllardır birlikte yaşadığımız Kürtler "El-Nusra ve IŞİD'den daha mı kötü" düşünmüyoruz. Gerçi asıl komşu ABD olacak. Ama 75 yıldır içimizde değller mi?uriye'deki ikinci parçasının da yerleştirilmesine başlandı. Şimdi İran ve Türkiye'de olabilecek istikrarsızlıklar kollanarak üçüncü ve dördüncü parçanın yerleşimine sıra geldi...

ABD bir daha Irak'ta olduğu gibi kendi askeriyle cephede olmayacak! ABD için Esad da bahane. Ortadoğu'ya yeni bir bekçi gerek sadece!

Şunu da unutmayalım. Rusya artık aktif bir güç. Ve onun da başında bir "deli" var.

cengizmumay@hotmail.com

 

SUR’UN DRAM GÜNCESİ… "BEN BURANIN YABANCISIYIM!" BEN KÜÇÜKKEN YÜZBAŞIYDIM… ENSAR, TURKCELL’İN CANINI YAKMAYA DEVAM EDECEK! CAN DÜNDAR ve ERDEM GÜL NEDEN TUTUKLANMADI? MAHKEME KAPILARINDA YENİ BİR KOMPLOYA TANIKLIK ETMEK… AH ULAN REZA! BİR MARDİNLİ NASIL ÖNÜNE YATAR? YAZI DİZİLERİ ÖLÜM HER AN, CEZA BAŞKA BAHARA… 10 SANİYEDE TUTUKLA, 8 SAATTE SALIVER! SUR’UN ELİNDE BEDDUADAN GERİYE NE KALDI? “MİLLET”TEN SONRA “DOĞANIN A… KOYMA”NIN TÜRKÇESİ CERATTEPE! “HEVAL BUSH”TAN YPG’YE... ABD NEDEN KÜRTLERİ TERCİH EDİYOR? FENERBAHÇE'NİN AMEDSPOR'A DESTEĞİ GEZİ'DEN MİRAS! “ÇÖZÜM”SÜZLÜĞÜN YENİ “SÜRECİ” ERDOĞAN NE İSTER, ÖCALAN NE VERİR? YA DA TERSTEN SORUN… CİZRE ve YÜKSEKOVA’YI İL YAPMAK ÇÖZÜM MÜ? HAİN, GÜRUH, RAHİP ve NÂZIM!
 

Bizhaberiz Bağımsız Haber Portalı

BİZHABERİZ BAĞIMSIZ HABER PORTALI | Bizhaberiz.net © 2016 | Son Güncelleme : 22.01.2018 - 06:44:11 | Şu an 88 kişi online | Kullanım Koşulları