ANA SAYFABİZHABERİZREKLAM
   
MAHKEME KAPILARINDA YENİ BİR KOMPLOYA TANIKLIK ETMEK…
İÇERİK
BAŞLIKLAR

Cengiz MUMAY

Öyle bir mesleği var ki biz gazetecilerin, her zaman basiretsiz siyasetçilerin günah keçisi olmuştur. Başarısızlıklarının, gaflarının, iş bilmezliklerinin, skandallarının, hırsızlıklarının, cinayetlerinin sorumlusu olarak görmüşlerdir bizi.

1946'dan bu yana uğraşıp durdular. Zindanlara tıkmalar, matbaaları yakmalar, gazeteleri basmalar, kurşunlamalar, dayaklar ve sonunda öldürmeler eksik olmadı Türk basın tarihinden.

50'ler, onu 60'lar, 70'ler, 80'ler, 90'lar ve 2000'li yıllar hep aynı şablonda geçti.

Kadrosuz AKP'yi 12 yıl ayakta tutan Cemaat de boş durmadı tabii. Düzmece dosyalarla gazetecileri içeri tıktı. Ama tüm komploları açığa çıktı.

Zekeriya ve Sabiha Sertel'e zulümle başlayan kumpas, günümüzde Ahmet Şık, Nedim Şener, Mustafa Balbay, Tuncay Özkan ile sürdürüldü; şimdi de Can Dündar ve Erdem Gül'le ayakta tutulmaya çalışılıyor. Cezaevlerindeki diğer tutuklu 30 gazeteci de cabası... Tüm bu ve diğer örneklerde olduğu gibi Can Dündar ve Erdem Gül'e yapılan baskı tarihe mal olacak ve aklanacaklar. Yapanlar, alet olanlar, düzmece yargıyı yürütenler, kara yüzüyle geçecek tarihe.

Perşembe akşamından tüm işlerimi halletmiş, Cuma sabahı Çağlayan'a gidecektim. Evdeki hesabım uymadı. Sabah erkenden işyerindeydim. Toplantılar, telefonlar bitmek bilmiyordu. Bir elim cep telefonumdan twitter'ı takip ediyordum:

Mahkeme heyeti MİT ve RTE'nin müdahilliğini kabul etti

Duruşmaların gizli yapılması kararı alındı.

Salon boşaltılıyor, protestolar sürüyor.

Sonunda öğlen kaçtım ofisten. Çağlayan adliyesine geldiğimde el ayak ortalıktan çekilmişti. Koridorlarda tanıdık bir yüz yoktu. Derken kafeteryaya vardım. Tıklım tıklımdı. Tanıdık Türk gazeteci sayısı yabancı gazetecilerden azdı. Sivil toplum kuruluşlarının yetkilileri, parlamenterler, Cumhuriyet çalışanları ilk göze çarpanlardı. Hemen sonrasında duayenimiz Mete Akyol'u gördüm. İçimden minnet dolu bakışlar duyarak başımla selamladım.

Milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Enis Berberoğlu, Erdoğan Toprak, Gürsel Tekin, Erdin Bircan, Garo Paylan, Barış Yarkadaş, İlhan Cihaner, Mahmut Tanal oradaydılar. Bülent Mumay, İsmail Saymaz, Ceyda Karan, Musa Kart, Koray Çalışkan, Elif Ilgaz, Celal Başlangıç, Ayşe Yıldırım da oradaydılar. Yandaş basının boy hedefi haline gelen, kovanlarına çomak sokan RTÜK üyesi sevgili dostum İsmet Demirdöğem tüm etkinliklerde olduğu gibi desteğini esirgememişti meslektaşlarından. "Devlet" adına bir tek o vardı diyebilirimJ

Kalabalık umut vermişti aslında.

İsmail Saymaz ve İsmet Demirdöğen'le oturduk. Sonra Koray Çalışkan, Elif Ilgaz ve Ceyda Karan'ın oturduğu masaya kaynak yaptık. Hava ağırdı. Herkes tutuklama bekliyordu. Yorumlar:

- Reza'ya karşı bir mağlubiyet daha istemezler. Bu nedenle en azından Can'ı tutuklayacaklar.
- Yüzde 55 tutuklama olur.
- Can ile Erdem'in bu gece evlerinde yatmaları zor.
- Anayasa Mahkemesi MİT Tırları haberinin bir gazetecilik faaliyeti olduğunu ve bu nedenle Can ve Erdem'in serbest bırakıldığını biliyoruz. Normalde tutuklayamazlar. Ama hukuk nerede?

RTE'nin hedefindeki yabancı misyon ve yabancı gazeteciler de önlerindeki çay ve kahvelere dalmış, yüzleri gülmüyordu.

Derken saat 15.00 oldu. Duruşma başlayacaktı. Hepimiz ayaklandık. Ama o da ne? Bırakın kimsenin alınmasını, koca C koridoruna giren dar yol çelik bariyerle kapatılmış, önüne özel güvenlik etten duvar örmüştü. Avukatlar zor girdi. İçerde kalan milletvekilleri dışındaki milletvekillerini almıyorlardı. Yuhladık. Nafile.

Saat 15.50'de içeriden bir haber geldi. Mahkeme heyeti hala salona gelmemekte direniyorlardı. Amaçları içerideki CHP ve HDP'li 5 milletvekilinin salonu terk etmesiydi. Milletvekilleri güzel bir direniş sergiliyor ve mahkemenin kapalı kapılar ardında oynanan bir tiyatro olmasını önlemeye çalışıyorlar. Derken Can ve Erdem'in tutuklandığı anlarda olduğu gibi, mahkeme heyeti kısa bir süre beliriyor. Kararını açıklıyordu:

Davanın 1 Nisan'a ertelenmesine, yargılamayı etkileyen milletvekilleri hakkında suç duyurusunda bulunulmasına...

Espriyi Celal Başlangıç patlattı:

- HDP milletvekilleri mahkemede özyönetim ilan etti!

Sivil polisler bizi kalabalık gösteriyor

Direnişin zaferiydi bu. En azından bir hafta daha özgürdü Can ve Erdem. Mahkeme kapısında birikenlerimizin sayısı 50-60 kadardı. Derken içimizden birileri ayaklanıp sıraya girmeye başladı. Saydım tam 15 kişiydiler. Sıradan giyimli sivil polislerdi bunlar. Derhal çelik bariyerin arkasına uygun adımlarla geçip gözden kayboldular. Biraz sonra onlarla bir kez daha karşılaşacaktık. Demek bizi kalabalık gösterenler polisti, diye gülümsedim.

Can Dündar ve Erdem Gül, milletvekilleri ve avukatlar Adliye çıkışına yöneliyorlardı, açıklama için. Bu kez aynı polisler daha kalabalık şekilde yerlerini aldı açıklamanın yapılacağı merdivenlerin önünde.

Yürürken Akın Atalay'ı dinliyordum. Mutluydu, "heyet iki ateş arasında. Bir tarafta yukarıdan gelen baskı, bir tarafta buradaki direniş! Diyerek özetliyordu günü.

Heyetin "iki ateş arasında kalışı" merak uyandırmıştı bende. Çok geçmeden gazeteci kökenli vekillerden biriyle konuştum. Aynen şöyle dedi:

Sabah tutuklama emri geldi. Öğlen Davutoğlu direndi. Heyet kısa ile uzun arasında kaldı. Bunu Akın Atalay'a da anlattım hemen. Mahkeme heyetinin tek çaresi, duruşmayı erteleyip zaman kazanmaktı artık!

Şimdi yeni komplolar, teoriler ve hesaplar zamanı.

"İyi polis, kötü polis" mi oynanıyor, yoksa ertelenemeyen hesaplar mı gündemde?

Neyse Can ve Erdem bir hafta daha evlerinde yatacak. Güzel olan bu!

Günün anlam ve önemine binaen dün bir yargıcın twitlerini paylaşayım:

DANTON'da, Robespierre, yargıca şöyle der: "Sana Cumhuriyetimizin düşmanlarını gönderiyoruz. Görevin onları yargılamak değil, ortadan kaldırmak!"

Danton: "Soğuk bakışlarınızda gördüğüm şey; siz bu salona girmeden önce karar verildiği. Merak ediyorum: Acaba yanıldım mı?" (DANTON filminden)

cengizmumay@hotmail.com

 

 

SUR’UN DRAM GÜNCESİ… "BEN BURANIN YABANCISIYIM!" BEN KÜÇÜKKEN YÜZBAŞIYDIM… ENSAR, TURKCELL’İN CANINI YAKMAYA DEVAM EDECEK! CAN DÜNDAR ve ERDEM GÜL NEDEN TUTUKLANMADI? MAHKEME KAPILARINDA YENİ BİR KOMPLOYA TANIKLIK ETMEK… AH ULAN REZA! BİR MARDİNLİ NASIL ÖNÜNE YATAR? YAZI DİZİLERİ ÖLÜM HER AN, CEZA BAŞKA BAHARA… 10 SANİYEDE TUTUKLA, 8 SAATTE SALIVER! SUR’UN ELİNDE BEDDUADAN GERİYE NE KALDI? “MİLLET”TEN SONRA “DOĞANIN A… KOYMA”NIN TÜRKÇESİ CERATTEPE! “HEVAL BUSH”TAN YPG’YE... ABD NEDEN KÜRTLERİ TERCİH EDİYOR? FENERBAHÇE'NİN AMEDSPOR'A DESTEĞİ GEZİ'DEN MİRAS! “ÇÖZÜM”SÜZLÜĞÜN YENİ “SÜRECİ” ERDOĞAN NE İSTER, ÖCALAN NE VERİR? YA DA TERSTEN SORUN… CİZRE ve YÜKSEKOVA’YI İL YAPMAK ÇÖZÜM MÜ? HAİN, GÜRUH, RAHİP ve NÂZIM!
 

Bizhaberiz Bağımsız Haber Portalı

BİZHABERİZ BAĞIMSIZ HABER PORTALI | Bizhaberiz.net © 2016 | Son Güncelleme : 22.10.2018 - 01:41:27 | Şu an 78 kişi online | Kullanım Koşulları