ANA SAYFABİZHABERİZREKLAM
   
CAN DÜNDAR ve ERDEM GÜL NEDEN TUTUKLANMADI?
İÇERİK
BAŞLIKLAR

Cengiz MUMAY

"Bu haberi yapan kişi bunun bedelini ağır ödeyecek öyle bırakmam onu" dediği günden beri RTE, yeni bir gündemimiz oldu. Adliye koridorları ve Silivri önü yeni mekânımız olmuştu.

MİT Tırları haberi üzerine kullanmıştı bu sözleri Cumhurbaşkanı. Yeni değildi gerçi haber, ama önemliydi. Yakalanan TIR'lar silah doluydu. Suriye'ye gidiyordu. Dolayısıyla iş "uluslararası savaş suçu"na kadar giderdi.

Derken beklenen oldu, Erdoğan'ın şikâyetiyle harekete geçen mahkeme, kısa bir süre sonra Can Dündar ve Erdem Gül'ü tutukladı. Önce Silivri'ye uğurladık onları, bir kaç ay sonra da, AYM'nin, "yaptıkları gazetecilik faaliyetidir" kararı üzerine gece yarısı geri aldık.

RTE yeniden sinirlenmişti: "AYM'nin kararını tanımıyorum ve uymayacağım!"

Tutuksuz ilk yargılamaları 28 Mart Cuma günüydü. Davaya ilgi büyüktü. Çok sayıda AB büyükelçisi ve konsolosu duruşmada yerlerini almıştı. Milletvekilleri, yabancı gazeteciler, meslektaşları dayanışma ve haber için mahkeme salonunu doldurmuştu.

Davadan iki gün önce değiştirilmişti savcı. Hepimiz tutuklama bekliyorduk o gün. Duruşmaların gizli yapılacağına ilişkin alınan karar endişeleri arttırmıştı. O gün öğlene doğru duruşma salonu bu karar nedeniyle boşaltılmış, ama bazı milletvekilleri salondan çıkmamıştı. İkinci celsede savcı milletvekillerinin bağımsız yargılamayı etkilediklerini öne sürerek, fezleke hazırlığına başladı. Mahkeme davayı bugüne erteledi.

RTE yine sinirlenmişti. Ama davanın ertelenmesine neden olan milletvekillerine tek laf etmeden, duruşmayı izleyen elçi ve konsoloslara çatmayı uygun görmüştü: "Siz kimsiniz!?"

Bu gelişmelerden sonra bize de adliye koridorlarında bir günü daha geçirmek düşmüştü. Bugün daha da kalabalıktı ortalık. Yabancılar yoktu ama, milletvekili, halk, meslektaşları oradaydı. Tutuklanmaya sevk edildikleri günü on katı, ilk duruşmanın en az üç katı bir kalabalık vardı.

Yeni Bir Kabataş Yalanı!

Gazetecilerin tutuklanması histerisine katılan yandaş medya provokatörleri de oradaydı. Talimatla geldikleri her hallerinden belli olan Kemal Gümüş (Sabah) ve Nazif Karaman (Star), Dündar ve Gül'ün arkadaşlarını kışkırtmaya çalışıyorlardı.

Derken hemen Twitter'a bir yüklenme yaptılar. İddiaya göre, Cumhuriyet Yazarı Murat Sabuncu kendisine soru soran türbanlı bir muhabiri tokatlamıştı.  Görüntü servis ediyorlardı. Görüntüde olay yoktu tabii. Sadece bir kalabalık ve tartışma vardı. Ne bir kötü söz ne dayak!

Zaten bu olsa fiile maruz kalan gazeteci polise gider, şikâyetçi olurdu. Ama sadece provokasyondu! Ya tutarsa! Aksine Murat'ın avukatları pazartesi günü şikâyetçi olacaklar provokatörlerden.

Ama bu çamur, herkesin beyefendiliği, sakinliği ve saygısıyla tanıdığı Murat'a yapışması zordu bu çamurun. Klasik bir Kabataş yalanı gibi duruyordu zaten.

Hepimiz içerideki duruşmayı bırakmış bu olayı konuşur olmuştuk. Sinirleniyorduk ama daha ziyade gülüyorduk. Nitekim Ergun Babahan'ın sıcağı sıcağına attığı tweet gülme krizine girmemize neden oldu:

“Adliyede deri pantolonlu 50 erkek havuzdan iki kadın gazeteciye saldırıp üzerine işedi. İki Hürriyet yazarı da şahit!"

Gizli duruşmadan Twitter naklen yayını

Herkes gergindi. Salona sadece aileler, az sayıda avukat alınmıştı. Öyle ki, Can Dündar'ın oğlunu bile almamışlardı. Neyse itirazlar sonucu bu yanlıştan dönüldü. Ege Dündar ile tüm avukatlar salona kabul edildi.

An be an "Adalet İçin Hukukçular" hesabından duruşmadaki tüm ayrıntılar anında dışarı akıyordu. Gizli duruşmada nasıl olurdu bu? Ama oluyordu. Çünkü içeride bir komedi sergilendiğini herkes biliyordu.

Savcı ile Can Dündar'ın diyalogları sertti ama. Savcı Can Dündar'a "sonra anlarsın" demeye kadar vardırmıştı işi. Can Dündar da savcıyı cumhurbaşkanının emriyle hareket etmekle suçluyordu:

"Savcılık makamında resmen Recep Tayyip Erdoğan oturuyor ve siyasi değerlendirmelerini dile getiriyor!"

Sıra Erdem Gül'e gelmişti. Gazeteciliği savundu ve bu haberi yapmakla görevini yerine getirdiğini anlattı tane tane.

Dündar ve Gül de, Fethullah Gülen'le ilişkilerini soran savcıya, "onu hükümete sorun. Onlar ilişki içindeydi"ye kadar vardırıyorlardı sertliği.

Savcı tutuklama bile istemedi

Ama ne olduysa bilinmez, savunmalar bittikten sonra savcı, beklenen "tutuklama isteği"ni yapmadı. Hepimiz şaşkındık. Böyle bir gerginlikten sonra tutuklanma isteyeceğini bekliyorduk.

Derken 09.30'da başlayan duruşma 18.40 gibi bitti. Hatta duruşmanın ne zamana ertelendiği bile açıklanmadı.

Aslında duruşma adı altında sahnelenen bir tiyatroydu. Bilinen bir haberi yayınlanmıştı altı üstü. Öyle hiddetlenmelere, Avrupa'ya meydan okumalara gerek var mıydı? Olmuştu ama. Hatta Avrupa'ya meydan okumalar yeni bir "Erdoğan mizahı" pazarı oluşturmuştu Almanya'da.

RTE'nin hiddetine karşın neden tutuklanmamıştı Can Dündar ve Erdem Gül? Bunun yanıtı için biraz dış gelişmelere bakmak gerek.

Erdoğan'ın, davayı yabancı misyona çatacak kadar sinirlenmesi Avrupa'dan tepki almıştı. AB Erdoğan'a "AB diplomatları, dünya genelindeki duruşmalara düzenli olarak gözlemci sıfatıyla katılırlar. Özellikle de AB'ye aday ülkelerdeki duruşmalara. Dolayısıyla bu onların, Türkiye'deki düzenli işlerinin bir parçası. Bu görev, Avrupa standartlarına uygun olarak yerine getiriliyor. Özgür, çok sesli ve bağımsız medya; demokratik toplumun temel taşlarından birini oluşturur."

Yanıt sertti. Zaten yanıt da vermedi Erdoğan. Artık her yerde karşısına bu çıkacaktı. Nitekim birkaç gündür bulunduğu ABD'de de gittiği her yerde bu sorulara muhatap olmuştu.

Burada muhtarları görünce coşuyor belki ama Dünya bunları pek umursamıyor.

Dengeler, hesaplar ve henüz açılmamış dosyalar başta BM olmak üzere Batılı Devletler ve Rusya'nın önünde duruyor.

İşte bu nedenle "kör gözüne parmak sokmadı" savcı. Tutuklama istemedi. Mahkeme de buna uydu. Can Dündar ve Erdem Gül bir duruşma sonraya kadar özgür.

Yazıyı yazarken Gazeteport'un Sputnik'e dayandırarak verdiği bir haber gündeme bomba gibi düştü.

"Rusya'nın BM Daimi Temsilcisi Vitaliy Çurkin, Türkiye'nin Suriye'de IŞİD'in kontrolü altında bulunan bölgelere yasadışı yollardan silah ve mühimmat gönderdiğine ilişkin belgeleri BM Güvenlik Konseyi'ne sundu."

Türkiye'yi bekleyen zorlu süreç!

Yenilir, yutulur değildi iddialar. Türkiye Kasım 2015 ve Ocak 2016 arasında dâhil olmak üzere (yani bombalamaların yaşandığı tarihler) IŞİD'e silah ve kimyasal malzeme yardımı sağlıyormuş. Bunları MİT aracılığıyla başta İHH çeşitli vakıflara organize ettiriyormuş. Vakıflar bu malzemelerin para kaynağını MİT'ten alıyormuş! Belgelerde en ince ayrıntısına kadar silah ve malzemeler sıralanıyor, bunlara kaç para harcandığı ayrıntılı yer alıyormuş.

Önce silah taşırken suçüstü yakalanan MİT Tırları, ardından Nijerya'daki iç savaşa THY uçaklarıyla taşınan silahlarla ilgili iddialar ve ardından Rusya'nın BM'nin kucağına bıraktığı yeni belge iddiaları.

Siz olsanız artık Can Dündar ve Erdem Gül'ü tutuklayıp konuyu gündemde tutmaya devam eder misiniz?

cengizmumay@hotmail.com

 

SUR’UN DRAM GÜNCESİ… "BEN BURANIN YABANCISIYIM!" BEN KÜÇÜKKEN YÜZBAŞIYDIM… ENSAR, TURKCELL’İN CANINI YAKMAYA DEVAM EDECEK! CAN DÜNDAR ve ERDEM GÜL NEDEN TUTUKLANMADI? MAHKEME KAPILARINDA YENİ BİR KOMPLOYA TANIKLIK ETMEK… AH ULAN REZA! BİR MARDİNLİ NASIL ÖNÜNE YATAR? YAZI DİZİLERİ ÖLÜM HER AN, CEZA BAŞKA BAHARA… 10 SANİYEDE TUTUKLA, 8 SAATTE SALIVER! SUR’UN ELİNDE BEDDUADAN GERİYE NE KALDI? “MİLLET”TEN SONRA “DOĞANIN A… KOYMA”NIN TÜRKÇESİ CERATTEPE! “HEVAL BUSH”TAN YPG’YE... ABD NEDEN KÜRTLERİ TERCİH EDİYOR? FENERBAHÇE'NİN AMEDSPOR'A DESTEĞİ GEZİ'DEN MİRAS! “ÇÖZÜM”SÜZLÜĞÜN YENİ “SÜRECİ” ERDOĞAN NE İSTER, ÖCALAN NE VERİR? YA DA TERSTEN SORUN… CİZRE ve YÜKSEKOVA’YI İL YAPMAK ÇÖZÜM MÜ? HAİN, GÜRUH, RAHİP ve NÂZIM!
 

Bizhaberiz Bağımsız Haber Portalı

BİZHABERİZ BAĞIMSIZ HABER PORTALI | Bizhaberiz.net © 2016 | Son Güncelleme : 17.08.2018 - 07:25:49 | Şu an 65 kişi online | Kullanım Koşulları