ANA SAYFABİZHABERİZREKLAM
   
BEN KÜÇÜKKEN YÜZBAŞIYDIM…
İÇERİK
BAŞLIKLAR

Cengiz MUMAY

"Beyaz kent" derlerdi Siirt'e, daha Bodrum'un tüm evleri beyaz değilken... "Cas" adıyla anılan sönmemiş kireçten yapılan evler kente ayrı bir hava katardı. Kendine özgü mimarisi Mezopotamya'da rastlanır bir mimari değildi...

60'lı yıllar yaşanıyordu dünyaya geldiğimde.  Kentin nüfusu yirmi binlerdeydi. İkisi özel üç tiyatrosu vardı. Yazlık olanları ayrı üç sinema da cabası.

Okula başladığım 1970 yılında vals öğrenmiştim. Daha siyah önlük giydiğimizin ikinci ayında 29 Ekim kutlamalarına hazırlanıyorduk. Günler önce vals dersleri başladı. Partnerim yüzbaşı kızı Sevim'le Cumhuriyet Balosu'nda ilk valsimizi yapacaktık. Baloların yabancısı değildim. Annem babamla birlikte Askeri Gazino'da çok sayıda baloya gitmiştim o güne kadar...

Valsi öğrendiğimiz dünyalar iyisi ilk öğretmenim Ayşe Yavuz, evinde tiyatro eğitimi verirdi bize. Okulda bıkkınlık veren Amerikan yardımı peynir, süt ve sandviçler yerine, kek ve pastalarla motive ederdi bizleri.

Cumhuriyet Bayramı kutlamaları çok güzel geçmişti. Tüm öğrenciler hünerlerini ortaya dökmüş, velilerini mutlu etmişti. Ama küçücük çocuklar için asıl bayrama daha aylar vardı.

23 Nisan'dı hepimizin beklediği. Okula başlamadan önce seyrederken imrendiğimiz kutlamaların içinde yer alacaktık. Hepimiz idealimizde olan mesleğin kostümlerinde hayal etmeye başlamıştık kendimizi. Ben pilot olmak istiyordum ama Siirt'te lacivert havacı üniforması bulmak zordu.

Babam, vals partnerim Sevim'in babası Yüzbaşı Hasan'la arkadaştı. Bana eski bir üniformasını hediye etti. Daha sonra çırağı olacağım terzi eniştem Halil'in hünerli ellerine teslim ettik üniformayı.

Ölçüler alındı, bir iki prova yapıldı. Şubat bitmeden yüzbaşı üniformam askısında hazırdı. Konduğu gardıropta her gün kontrol ediyordum, yerinde durup durmadığını. Bazen giyiyordum da...

Nisan'ın ortası gelip çattı. Okulda resmigeçit provalarına başladık. Sevimle yan yana yürüyorduk. Kostümü, "gelinlik"ti. Hemşireler, tüm rütbelerde subaylar, fraklı milletvekilleri, takım elbiseli bürokratlar, döpseyli öğretmenler, beyaz önlüklü doktorlar... Her meslek grubunun üniformalarına rastlamak olasıydı provalarda.

Ve 23 Nisan Cuma sabahı geldi çattı. Heyecandan uyuyamamıştım.

Üniformamı giydim erkenden, kahvaltıya öyle oturdum. Annem babamla birlikte okulun yolunu tuttuk. Bir temmuz sabahı gibi sıcaktı. Üniforma kalın kırçıllı bir kumaştandı. Kışlık giysisiydi Hasan Yüzbaşı'nın. Her tarafıma batıyordu.

Sıraya girdik. Esas duruşumu bozmadım hiç. Derken önde bando takımı olmak üzere beş yüze yakın Atatürk İlkokulu öğrencisi stadyuma doğru yürüyüşe başladık. Tüm okullar gibi kentin sokaklarını arşınlayarak stadyuma vardık.

Buram buram terlemiştim, ama çok mutluydum. 10 bin kişilik stat tıklım tıklımdı. Tüm kent oradaydı. Önce vali, belediye başkanı ve garnizon komutanı üstü açık bir ciple statta tur atarak halkı selamladı. Ardından resmigeçidimiz başladı. 3 saat kadar süren törenlerden sonra da herkes mesleğine göre bir makama sembolik olarak yerleşti.

12 Eylül'den bugüne...

Bugün nasıl insanlar dininden soğuyorsa, 12 Eylül'ün aşırı dayatması insanları yavaş yavaş resmi bayramlardan, Atatürk'ten, Cumhuriyet'ten ve ulusal değerlerden uzaklaştırmaya başladı. Artık resmi bayramlar bir formalite halini almaya başladı.

Bugün her bahanede formalite haline dönüştürülen resmi bayramlar, artık kutlanmaz hale getirilmeye çalışılıyor.

Özellikle 23 Nisan üzerine oynanan oyunlar büyük. Önce Kutlu Doğum haftası icat ettiler, aynı tarihlerde kutlanmak üzere. Oysa Hz. Muhammed'in doğum günü hicri takvime göre kutlanıyordu. Ama amaç okulları 23 Nisan haftası boyunca meşgul etmekti.

Üç yıl önce de stadyum törenleri iptal edildi, ardından da çocukların makamlara sembolik oturması. Gerekçe, "çocuklar arasında olumsuz anlamda rekabete neden olma"sıydı.

Vals başka bahara, çocuklar Ensar'a!

Çocuklara cinsel istismar ve tecavüz moda! Bayram ne ki?

cengizmumay@hotmail.com

 

SUR’UN DRAM GÜNCESİ… "BEN BURANIN YABANCISIYIM!" BEN KÜÇÜKKEN YÜZBAŞIYDIM… ENSAR, TURKCELL’İN CANINI YAKMAYA DEVAM EDECEK! CAN DÜNDAR ve ERDEM GÜL NEDEN TUTUKLANMADI? MAHKEME KAPILARINDA YENİ BİR KOMPLOYA TANIKLIK ETMEK… AH ULAN REZA! BİR MARDİNLİ NASIL ÖNÜNE YATAR? YAZI DİZİLERİ ÖLÜM HER AN, CEZA BAŞKA BAHARA… 10 SANİYEDE TUTUKLA, 8 SAATTE SALIVER! SUR’UN ELİNDE BEDDUADAN GERİYE NE KALDI? “MİLLET”TEN SONRA “DOĞANIN A… KOYMA”NIN TÜRKÇESİ CERATTEPE! “HEVAL BUSH”TAN YPG’YE... ABD NEDEN KÜRTLERİ TERCİH EDİYOR? FENERBAHÇE'NİN AMEDSPOR'A DESTEĞİ GEZİ'DEN MİRAS! “ÇÖZÜM”SÜZLÜĞÜN YENİ “SÜRECİ” ERDOĞAN NE İSTER, ÖCALAN NE VERİR? YA DA TERSTEN SORUN… CİZRE ve YÜKSEKOVA’YI İL YAPMAK ÇÖZÜM MÜ? HAİN, GÜRUH, RAHİP ve NÂZIM!
 

Bizhaberiz Bağımsız Haber Portalı

BİZHABERİZ BAĞIMSIZ HABER PORTALI | Bizhaberiz.net © 2016 | Son Güncelleme : 22.10.2018 - 01:41:27 | Şu an 88 kişi online | Kullanım Koşulları