ANA SAYFABİZHABERİZREKLAM
   
SUR’UN DRAM GÜNCESİ…
İÇERİK
BAŞLIKLAR

Cengiz MUMAY

Yirmi ay önceydi... Diyarbakır'a son gelişimdi. Alana iner inmez dostlarımdan tek ricam olmuştu: Beni Mardinkapı'ya götürün!

Tam dört yıl olmuştu gelmeyeli Diyarbakır'a. Mardinkapı "şen ola"ydı. Barış filizleniyordu her yerde. Tarihi hanlar şenlenmiş, şarap evleri açılmış, kahveler "kürsü"lerini meydana yaymış, ciğercilerin dumanı her yeri kaplamıştı.

"Kürsü"lere kurulup "kaçak çay"ları yudumlamaya başladık. Çok şey yapmak istiyordum. Sırası fark etmezdi. "Yaladdatlı" diye bağırıp yanımıza gelen çocuk başının üstünde tuttuğu tepsiyi ustaca masaya koydu. Nar gibi kızarmış "kerhane tatlı"ları iştah kabartıcıydı. Minicik elleriyle tuttuğu küçük kağıt parçalarının arasında tatlılarımızı verdi.

Akşam çökmek üzereydi. Surların üstünde gezinenler, alıç satanlar, mırra gezdirenler... Herkes oradaydı. Sadece polis yoktu.

Tersten başlamıştık aslında. Önce ciğer yemek lazımdı, ardından tatlı, en son da çay!

Güzel bir Eylül akşamıydı. Geriye bir ciğerci bulmak kalmıştı. O da kolaydı. Yükselen dumanı ya da mis gibi kokuyu izlemek yeterliydi.

Mardinkapı'dan Dağkapı'ya doğru uzandık. Her yer açıktı. Birer turizm mekanına dönüşen hanlar cıvıl cıvıl, vitrinler ışıl ışıldı. Şerbetçiler, karpuzcular ilk göze çarpanlardı.

Dağkapı'da ciğerleri de mideye indirdikten sonra Siirt'e devam etme zamanıydı. Ama Kadayıfçı Saim'e uğrayıp, akrabalara "hediye" almamak olmazdı.

Gece çökmüştü. 1984'ten beri öğrendiğim, normalde yola çıkmamaktı.

Bismil yoluna doğru uzandık. İki saat yolumuz vardı. Yolun yarısı diyeceğimiz Batman'a kadar karanlıkta geldik. Ama ne bir güvenlik kontrolü ne de tedirgin edecek bir hareketlilik olmadı. Batman'ın girişinde alışık olmadığımız pek saygılı bir kimlik kontrolünden sonra Siirt'e vardık.

Bir buçuk yıl sonra...

2. Amed Kitap Fuarı'na Belediye Kültür Dairesi'nin davetlisi olarak gelmiştik.

Diyarbakır'a adımımı atar atmaz, altı aydır çatışma ve bombardımanın sürdüğü Sur'u merak ediyordum en çok. Sokağa çıkma yasağının uygulandığı günlerde polis barikatının başlangıç noktası olan Dağkapı burcunun karşı tarafındaki Tigris Otel'de konaklayacaktık. Daha otelin kapısında Sur'u solumaya başlamıştım. Bizi otele bırakacak arabaya, önünde iki zırhlı araç, bir ekip otosu ve bir trafik arabasındaki polisler park etme izni vermemişti. Çaresiz bir şekilde ileriye park ettik. Bu "Sur'a neden geldin"di, "hoş geldin"den ziyade.

Bunları hiç birine aldırmadan Diyarbakır'ın keyfini çıkarmaya niyetliydim. Bizden hemen sonra gelen Celal Başlangıç Erdebil Köşkü'nde yemek yememizi önerdi. UNESCO korumasındaki Hewsel bahçeleri, On Gözlü Köprü ve Kırklar Dağı manzaralıydı. Fahri Aral, Celal Başlangıç, Ayşe Yıldırım ve Sedat Yılmaz'la birlikte yola koyulduk. Sur'un içine araç girişi yasaktı. Surları dolanıp Erdebil'e vardı. Güneş kaybolmuş, dolunay gülümsüyordu. Eşsiz bir manzara vardı karşımızda. Ama manzarayı bozan TOKİ'vari bir görüntü de içimizi cızlatıyordu. Osman Baydemir'in başkanlığı döneminde Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi "Kırklardağı'nın düzü"ne çok katlı betonları diken ruhsatı vermişti. Bu lüks konutları bürokrasi, generaller, zenginler doldurmuştu. Diyarbakırlının da büyük tepkisini çeken bu rezalet inanılır gibi değildi.

 "Sur'u yıktılar"

Ertesi sabah uyandığımızda Sur'un altı sokağında daha yasağın kalktığı haberini aldık. Halk heyecanlıydı. Aylardır giremedikleri evlerini görmek umuduyla akın ediyorlardı Sur'a.

Bu kadar olan bitenden sonra, neyle karşılacaklarını bilmiyorlardı.

Ve Sur'a girdiler. Çoğunun evinin yerinde yeller esiyordu. "Sur'u yaktılar" diye dövünüyordu Mehmet, bayılmadan önce. Evini bulamamıştı. Yedi bin yıllık bu yerleşim bölgesinde onlarca sokak haritadan silinip düz bir arazi haline getirilmişti.

Hasar tesbiti yapılmayan evler bile vardı. Zaten hasar tespit çalışmaları tam bir komediydi. İçinde Müftü, maliye ve valilik yetkilileri olan, ama hiçbir Diyarbakırlı ve Belediye yetkilisinin bulunmadığı komisyon, ev içindeki eşyalara 1-2 bin lira değer biçiyor, mağduriyet arttırılıyordu.

Çatışmalarda kullanılan ağır silahlarla yerle bir olan binlerce ev vardı. Bunların en az yüzde yetmişinde kiracılar oturuyordu. Hepsi evsiz barksızdı artık.

Bir başka acı gerçek de, Sur'un yerel hiçbir görevlinin olmadığı hafriyat şirketleri eliyle yerle bir edilmesi olmuş. İş makinalarını ve kamyonları kullananlar bile Batı illerinden getirilmiş. Hafriyat ihaleleri batılı müteahhitlere verilmiş. Tamamı SİT alanı olan bölgede tarih resmen "katledilmiş".

Ve Kitap Fuarı...

TÜYAP, fuarı terk ettikten sonra, iş Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'ne düşmüştü. Geçen yıl ilkini düzenlenmişlerdi Amed Kitap Fuarı'nın. Büyükşehir Belediyesi tarafından muhteşem bir kent parkına dönüştürülen eski Sümerbank Fabrikası'nın bulunduğu Sümerpark'taydı etkinlikler. İmza günleri, sergiler, söyleşiler, paneller coşkulu bir kalabalığa yapılmıştı.

Üzerinden bir yıl geçtikten sonra 2. Amed Kitap Fuarı yapılacaktı. Silah sesleri, bombalı tuzaklar... Can pazarının gölgesinde düzenleniyordu Fuar.

Sümerpark'a adımı atar atmaz, ilk gözüme çarpan kalabalık kitleler oldu. Çayıra postu serenler, sandalyelere oturup çay içenler, Gazeteciler Cemiyeti'nin tesislerinde yemek yiyenler, Sümerpark alanında fuar dışındaki etkinliklere giriş çıkış yapanlar...

Şaşırmıştım. Konuştuğum insanlar kalabalığın geçen seneden farklı olmadığını anlatıyorlardı. Ancak eski yıllardaki o cıvıl cıvıllık yok. Nasıl olsun ki? Kentin üçte biri evlerine giremiyor, kimisi evini bulamıyor, kimisi yaralı... Yakını kaybeden, dükkanını açamayan, işinden olan...

"Terörist" diye öldürülen "masum köylüler"i anlattığım "Ne Çok Terörist Vurulmuş" kitabımın imza gününe katıldım. Ardından Celal Başlangıç'la birlikte, kitabın konusu olan "sivil ölümleri ve cezasızlık" konulu bir söyleşi gerçekleştirdik. Ertesinde de Diyarbakır kent kültürünü onlarca kitabıyla dünyaya aktaran Şeyhmus Diken'in moderatörlüğünde "Dünü ve bugünüyle özgür yaşama nasıl ulaşılır?" konulu paneli yaptık.

Tüm etkinlikler iki gün boyunca bizim salonumuz da tıklım tıklımdı. Anlattıklarımıza kimse yabancı değildi. Sadece tekrar tekrar duymak istiyorlardı; sivillerin neden öldürüldüğünü, uğradıkları haksızlığı, katillerin yargılanamamasını...

Kolay değil otuz iki yıldır her gün kan akıyordu yakınlarında. Her ailenin mutlaka bir acısı vardı. Sessizce, can kulağıyla dinliyorlardı. İçlerinde bir merak vardı, sonrasında soruya dönüşen: Batı'dan nasıl görünüyordu başlarına gelenler?

Otuz beş yıldır bölgeyi izleyen Celal Başlangıç, son sürecin en önemli tanıklarındandı. Neredeyse aylardır tüm zamanını bölgede geçiriyordu. Batı'ya durumu en iyi anlatan insanların başında geliyordu.

Ben de kitap çıktığı günden bu yana ülkenin sekiz kentini gezmiş, imza günleri, söyleşi, panel ve televizyon proğramlarıyla röportajlarda, "Güneydoğu'da kirli bir savaş var. Sadece basının pompaladığı haberlere bakmayın. Orada yaşayan insanlar yıllardır ağır insan hakları ihlali altındalar. Onları anlayın, yanlarında olun" mesajlarını işlemiştim.

Sur yıkıldıkça acı çeken, anıların yok olmaması için meydan okurcasına yazılar yazmaya, kitaplar yayınlamaya devam eden Şeyhmus Diken, otuz beş yıldır tanıdığım vakur haliyle dinleyicilere hitap ediyor, güzel bir bağ kuruyordu. Diken'e göre, bölge insanının en önemli derdi, 2. Amed Kitap Fuarı'nın da ana temasıydı: Özgürlük!

cengizmumay@hotmail.com

 

 

SUR’UN DRAM GÜNCESİ… "BEN BURANIN YABANCISIYIM!" BEN KÜÇÜKKEN YÜZBAŞIYDIM… ENSAR, TURKCELL’İN CANINI YAKMAYA DEVAM EDECEK! CAN DÜNDAR ve ERDEM GÜL NEDEN TUTUKLANMADI? MAHKEME KAPILARINDA YENİ BİR KOMPLOYA TANIKLIK ETMEK… AH ULAN REZA! BİR MARDİNLİ NASIL ÖNÜNE YATAR? YAZI DİZİLERİ ÖLÜM HER AN, CEZA BAŞKA BAHARA… 10 SANİYEDE TUTUKLA, 8 SAATTE SALIVER! SUR’UN ELİNDE BEDDUADAN GERİYE NE KALDI? “MİLLET”TEN SONRA “DOĞANIN A… KOYMA”NIN TÜRKÇESİ CERATTEPE! “HEVAL BUSH”TAN YPG’YE... ABD NEDEN KÜRTLERİ TERCİH EDİYOR? FENERBAHÇE'NİN AMEDSPOR'A DESTEĞİ GEZİ'DEN MİRAS! “ÇÖZÜM”SÜZLÜĞÜN YENİ “SÜRECİ” ERDOĞAN NE İSTER, ÖCALAN NE VERİR? YA DA TERSTEN SORUN… CİZRE ve YÜKSEKOVA’YI İL YAPMAK ÇÖZÜM MÜ? HAİN, GÜRUH, RAHİP ve NÂZIM!
 

Bizhaberiz Bağımsız Haber Portalı

BİZHABERİZ BAĞIMSIZ HABER PORTALI | Bizhaberiz.net © 2016 | Son Güncelleme : 16.12.2017 - 08:10:20 | Şu an 95 kişi online | Kullanım Koşulları